Şeker Hastalığı
Vücutta karbonhidrat (şeker) metabolizmasının bozulması sonucu kan ve idrarda glikoz miktarının artması şeklinde görülen hastalık. Şeker hastalığının esası vücut için, protein ve yağlarla birlikte önemli bir enerji kaynağı olan glikozun kullanılmasında görülen bozukluktur. Bu bozukluk, hipofizin fazla çalışmasından, hipertiroidden, ensülin-pankreas yetersizliğinden ortaya çıkar. Ayrıca soyaçekme ve aşırı beslenmeden de kaynaklanabilir. Hastalık şu şekilde gelişir: Hücrelerde glikoz yakılması azalınca, vücutta kan şekerini ayarlayan mekanizma kana daha fazla glikoz verir. Böylece, normal şartlarda 100 ml. kanda 70-110 mg. olan şeker, 300 mg.'a hatta 500'e çıkabilir. Kandaki glikoz miktarının bu şekilde aşırı derecede artmasıyla idrardaki şeker de yükselir. Normal durumda idrarda 1 lt.'de 1,3 gr. şeker bulunurken şiddetli durumlarda bu 100 gr.'a kadar çıkar.
İdrar içinde şeker derişiminin artması vücudu, bunu sulandırmak için fazla idrar üretmeye zorlar. Fazla idrar çıkarılmasıyla birlikte vücuttan tuz kaybı da olur. Bunun sonucunda hasta halsiz düşmekle birlikte iştahı açılır ve çok su içmeye başlar, ancak vücut zayıflamaya devam eder. Glikozun yakılmaması vücuttaki yağ ve proteinlerin yakılmasına yol açar ve vücutta keton maddeleri çoğalır. Keton maddelerinin çoğalması komaya neden olur. Hafif şeker ile ağır şeker hastalığı arasındaki fark, glikoz metabolizmasının bozukluk derecesine bağlıdır. Şekerli (diyabetik) hastada enfeksiyonlu hastalıklara karşı direnç azalır, atardamar bozuklukları görülür. Hastalığın tedavisinde, hastanın durumuna, kan ve idrar tahlillerine göre çok sıkı bir gıda rejimi uygulanır. İlâç olarak ensülin ve sülfamitler kullanılır.
Diyabetin Nedenleri
İnsülinin az salgılanmasının birçok bilinen nedeni vardır. İnsanlar bu nedenlerden bir veya birkaçından dolayı diyabet olabilirler. Halk arasında diyabete yol açtığına inanılan pek çok neden varsa da, bunların herhangi bir bilimsel dayanağı yoktur.
Genetik faktörler
Tek yumurta ikizlerini ve diyabetli kişilerin soyağaçla-nnı inceleyen araştırmacılar, her iki diyabet tipi için de kalıtımın önemli bir etken olduğu sonucuna varmışlardır. Tip 1 diyabette, ikizlerden birinde diyabet varsa, diğerinde de görülme riskinin % 50 olduğu belirlenmiştir. Diyabetli ana-babanın çocukları için ise bu ihtimal % 5′tir. Tip 2 diyabette, tek yumurta ikizlerinin birinde hastalık görülmesi durumunda diğerinin de diyabet olma ihtimali neredeyse % 100′dür.
Diyabetin kalıtımsal olarak kime geçeceğini tahmin etmek oldukça zordur ancak genel nüfusun içinde, diyabete yakalanma eğiliminin çok yüksek olduğu düşünülen aile sayısı epeyce azdır. Bilim adamlan diyabete neden olduğu düşünülen birkaç gen belirlemişlerdir. Aile bireylerini teste tâbi tutarak diyabete yakalanma risklerini belirlemek mümkün olabilir.
Söz konusu genleri tespit etmek çoğunlukla zordur ve bu durum, sadece tek genin etkili olduğu hastalıklardan farklıdır. Bu nedenle anne ya da babanızın diyabeti olsa dahi, bunun mutlaka sizde de görüleceği söylenemez. Aynı şekilde sizde diyabet varsa da, çocuklarınızda görülmeyebilir.
Diyabetin ortaya çıkması konusunda, kalıtımın dışında etkili olan başka faktörlerin de bulunduğu açıktır.
Enfeksiyon
Tip 1 diyabetin çocuklarda ve gençlerde, yılın öksürük ve soğuk algınlığının yaygın olduğu dönemlerinde ortaya çıktığı bir süredir bilinen bir gerçektir. Kabakulak ve Cox-sackie gibi bazı virüslerin pankreası tahrip ederek diyabete neden olduğu bilinmektedir. Ancak doktorların diyabeti belli bir enfeksiyona bağladıkları nadiren görülür. Bunun açıklaması, enfeksiyonun ancak yıllar sonra gün ışığına çıkan bir süreci başlatmış olmasıdır.
Çevresel faktörler
Tip 2 diyabeti olanlar genelde aşın kilolu ve dengesiz beslenme düzenine sahip kişilerdir. Diyabet riskinin düşük olduğu bir ülkeden yüksek olan bir ülkeye taşınan kişilerin, yeni taşındıkları ülkedeki insanlar kadar risk altında olmaları şaşırtıcıdır. Yaşam tarzında meydana gelen ani değişiklikler de diyabete yakalanma riskini arttırmaktadır.
Topraklannda fosfat bulununca zenginleşen Pasifik adalarından Nauru halkı bunun güzel bir örneğini teşkil etmektedir. Zenginleşen adalılann yeme alışkanlıkları birdenbire değişmiş; halk çok fazla kilo almış ve diyabete daha eğilimli hale gelmiştir.
Tüm bunlar, beslenme biçimi, çevre ve diyabet arasında önemli bağlantılar olduğunu gösterir. Ne var ki, diyabet riskiyle kişinin şeker ve tatlı tüketimi arasında kesin bir bağlantı bulunmamaktadır.
İkincil diyabet
Diğer pankreas hastalıklanndan dolayı diyabet olan az sayıda insan bulunmaktadır. Örneğin, pankreasın iltihaplanması sonucunda ortaya çıkan pankreatit, salgı bezinin büyük bir bölümünü tahrip ettiği için diyabete neden olabilir. Cushing sendromu2 veya akromegali3 gibi hormonal hastalıklan olanlarda da ana hastalığın bir yan etkisi olarak diyabet oluşabilir. Aynı zamanda, fazla alkol tüketiminden ötürü pankreasın zarar görmesi durumunda da diyabet ortaya çıkabilir.
Stres
Birçok insan, diyabetin başlamasını başka bir hastalık veya kaza gibi stres verici bir olaya bağlasa da, stres ile diyabet arasında doğrudan bir ilişki olduğunu kanıtlamak zordur. Böyle düşünülmesinin nedeni, insanların stresli dönemlerinde doktora gittikleri zamanda diyabet olduklarını öğrenmeleri olabilir.
Son düzenleyen Safi; 11 Ocak 2017 03:35