Arama

Bitki Anatomisi - Gövde - Sayfa 2

Bu Konuya Puan Verin:
Güncelleme: 13 Aralık 2016 Gösterim: 19.736 Cevap: 14
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
4 Nisan 2016       Mesaj #11
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Diken Gövde
Ad:  gövde15.JPG
Gösterim: 2341
Boyut:  32.3 KBAd:  gövde16.JPG
Gösterim: 2151
Boyut:  23.8 KBAd:  gövde17.JPG
Gösterim: 2092
Boyut:  28.0 KB

Sponsorlu Bağlantılar
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
4 Nisan 2016       Mesaj #12
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Sülük (Sarılıcı) Gövde
Ad:  gövde18.JPG
Gösterim: 2053
Boyut:  30.7 KBAd:  gövde19.JPG
Gösterim: 2097
Boyut:  34.9 KB

Sponsorlu Bağlantılar
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
4 Nisan 2016       Mesaj #13
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Gövde Yapısı
Ad:  gövde içi.JPG
Gösterim: 2560
Boyut:  31.4 KB

Gövdeden enine bir kesit alınacak olursa dıştan itibaren iç kısma doğ­ru aşağıdaki kısımlar yer alır.
Epidermis:
Gövdenin en dış kısmı genellikle tek bir sıra hücre taba­kasından yapılmış koruyucu doku epidermis ile örtülüdür. Epidermis bitki türüne göre tüy veya stoma içerir. Epidermis hücreleri üzerinde genellikle ince bir kutikula tabakası bulunur.
Korteks (Kabuk): Epidermisin hemen altındaki bölgede genellikle kollenkimatik veya sklerankimatik hücrelerinden oluşmuş bir destek doku yer alır. Bu doku gövdeyi dıştan gelecek mekaniksel etkilere karşı korumak­tadır. Korteks birkaç sıra veya daha fazla parankima hücrelerinden oluşur. Hücreler arasında belirli intersellüler alanlar bulunur. Korteks hücreleri ço­ğunlukla depo besin maddeleri veya tanin, reçine, eterik yağ ve bazı kristal­ler gibi maddeler içerir. Bazı toprak üstü gövdelerinde korteks hücrelerinin kloroplast içerdikleri ve fotosentez yaptıkları bilinmektedir. Korteksin en iç tabakasında endoderma tabakası bulunur. Endoderma tabakası hücrelerinde iri nişasta tanelerine rastlanır. Endoderma tabakasında intersellüler alanlar görülmez.
Merkezi Silindir:
Endodermanın iç kısmında kalan tüm dokular mer­kezi silindiri oluşturur. Merkezi silindirin en dışında bir veya birkaç sıra ha­linde parankima hücrelerinden bazen sklerankima hücrelerinden oluşmuş bir periskl bulunur. Periskl selüloz çeperlidir.
Merkezi silindirin iç kısmında organik madde ile su ve suda erimiş inorganik besleyici maddelerin iletiminde iş gören iletim demetleri yer al­maktadır. İletim demetleri arasında öz kolları bulunur. Öz kollarını paranki­ma hücreleri oluşturur. Primer öz kolları öz bölgesine kadar uzanır. Öz böl­gesi de parankima hücrelerinden oluşur.
İnce çeperli ilkbahar trakeidleri ilkbahar odununu, kalın çeperli trakeidler ise sonbahar odununu meydana getirir. İlkbahar ve sonbahar odun­ları her mevsim periyodik olarak geliştiklerinden beraberce gövdede sene halkalarını oluşturmaktadırlar. Gövde de gözle ayırt edilebilen bu sene hal­kaları ağacın yaşının belirlenmesinde yardımcı olmaktadır.
Genellikle odunlu bitkilerin odun kısmının yaşlı olan trake ve trakeidleri su iletimine katılmayarak bu işi daha sonra gelişen genç trake ve trakeidlere bırakırlar. Bu gibi elemanlar su iletmedikleri için içlerine tanin ve reçine gibi antiseptik (mikrop öldürücü) maddeler birikmektedir. Bu madde­ler mikroorganizmaların üremesini önlemekte ve böylece odunun çürümesini engellemektedir. Genellikle bu maddeler endüstride boya olarak kullanılır. Örneğin abanoz ağacının siyah renkli kıymetli odunu bu şekilde içi renkli re­çine ile dolu trake ve trakeidlerden oluşmuştur. Bunlar odun kalbi olarak ta­nımlanır.

Ad:  sürgün sistemi.JPG
Gösterim: 3577
Boyut:  49.9 KB

Gövde, birçok bitki türü için yaşamsal öneme sahip bir organdır. Genel olarak gövdelerin üç önemli görevi bulunur. Bunlardan birincisi, bitkinin önemli organları olan dal, yaprak ve çiçeklerin oluşturulmasıdır. İkincisi, gövdede bulunan iletim dokuları bitkinin kök ve yaprakları arasında besin, su ve mineral taşırlar. Son olarak, yaprakların fotosentez için uygun bir konumda bulunmasını sağlayarak fotosentez olayının verimini artırırlar. Ayrıca, bazı gövdeler besin depolama (patates), fotosentez (kaktüs), eşeysiz üreme (çilek) ve tırmanma (asma) gibi birtakım görevler için de özelleşebilirler.
Gövdeler, uç meristemlerin bulunduğu tepe tomurcuğu adı verilen gövde ucu kısımlarından büyürler. Tepe tomurcuğundaki uç meristemlerin bölünmesi sonucu hem boyca uzama hem de yeni gövde dokularının oluşması sağlanır. Bir gövde, boyca uzarken genellikle dallanarak hem ağırlığını hem de yüzey alanını artırır. Bu davranış, bitkiye ulaşan güneş ışığının artmasını sağlarken, yaprak, çiçek ve meyve gibi organların da daha geniş yüzeylere tutunması için olanak sağlar.
Gövde üzerinde bir yaprağın çıktığı noktaya nodyum (düğüm), ardışık iki nodyum arasında kalan gövde kısmına ise internodyum (düğümler arası bölge) denir. Her bir yaprak ile üzerindeki internodyumun oluşturduğu açıda bir yanal (koltuk altı) tomurcuk bulunur. Başka bir ifadeyle, yanal tomurcuklar nodyumlar üzerinde oluşan tomurcuklardır. Bu tomurcuklarda meristemlere sahiptir. Çünkü, bu meristemler tepe tomurcuğundaki uç meristemden kalan hücre kümeleridir. Yanal tomurcuklardaki meristemlerin bölünmesi ile bir süre sonra gövdede yaprak taşıyan dallar meydana gelir.

Bitki türleri arasında gövdeler genel olarak iki tipte bulunur. Otsu gövde ve odunsu gövde olarak bilinen bu gövde tipleri arasında anatomik ve yapısal yönden birtakım farklılıklar vardır. Örneğin otsu gövdeler, odun ve kabuk taşımayan, narin yapılı, genellikle turgor basıncı ile dik duran bitki gövdeleridir. Otsu gövdeye sahip monokotil (tek çenekli) ve bazı dikotil (çift çenekli) bitkiler, yaşam döngülerini bir veya iki yılda tamamlar. Oysa, odunsu bitkilerin gövdeleri daha kalındır ve koruyucu bir kabuğa sahiptir. Odunsu gövdeye sahip açık tohumlu ve dikotil bitkilerin büyük bir çoğunluğu iki yıldan daha çok yaşar ve çok yıllık bitki olarak adlandırılır. Otsu gövdeye sahip bitkilerde sadece uzunluğuna büyüme gerçekleşirken, odunsu gövdeye sahip bitkilerde aynı zamanda enine kalınlaşma da gerçekleşir.
Gövdenin birincil dokuları kökün birincil dokuları ile benzer özellikler gösterir. Ancak, kök ve gövdede iletim dokularının düzenlenmesi bakımından bazı farklılıklar vardır. Bu farklılıkların anlaşılabilmesi için, önce iletim dokularının gövdedeki düzenlenmesi bilinmelidir. Otsu bitkilerin gövdeleri ile odunsu bitkilerin genç gövdelerinde, iletim dokuları ilk önce uç meristem tarafından oluşturulur. Birincil floem ve birincil ksilem olarak adlandırılan bu dokular, hem otsu hem de odunsu bitki gövdelerinde temel doku tarafından kuşatılmıştır. Ancak, iletim demetlerinin gövdede düzenlenmesine bağlı olarak, otsu ve odunsu gövde yapılarında da bazı farklılıklar görülür.

Derlemedir
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
4 Nisan 2016       Mesaj #14
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Otsu gövde:
Monokotil bitkiler ve bazı dikotil bitkiler, otsu gövde yapısına sahiptir. En basit demet düzenlenmesine, monokotil bitkilerde rastlanır. Bu bitkilerde epidermis gövdenin dış yüzeyini örterken, iletim demetleri çoğunlukla gövdenin temel dokusu içine dağılmıştır. Bu nedenle, monokotil bitkilerin gövde yapısındaki korteks ile merkezi öz bölgesi arasında belirgin bir sınır bulunmaz.
Ad:  otsu gövde içi.JPG
Gösterim: 7409
Boyut:  45.6 KB

Odunsu gövde:
Açık tohumlu bitkiler ve dikotil bitkilerin çoğunluğu odunsu gövde yapısına sahiptir. Bu bitkilerde odunsu gövde yapısının oluşması, ikincil meristem olan vasküler kambiyumun faaliyeti ile gerçekleşir. Vasküler kambiyum bölünerek dışa doğru ikincil floemi, içe doğru ise ikincil ksilemi oluşturur. İkincil iletim dokularının gövdede ardışık tabakalar halinde birikmesi, gövdenin enine kalınlaşmasını yani birincil yapıdan ikincil yapıya geçişini sağlar. Dolayısıyla, gövdenin birincil dokularının organizasyonu da değişir.

Gövdenin Birincil Dokuları:
Örtü, iletim ve temel doku genç odunsu bir gövdenin birincil dokularını oluşturur. Epidermis gövdenin dış yüzeyini örterken, iletim dokuları iletim demetleri halinde ve halka şeklinde düzenlenmiştir. Bu halkanın iç kısmında öz, dış kısmında ise korteks bölgesi bulunur. Öz ve korteks bölgeleri temel doku sisteminin bir parçasıdır. İletim demetlerinin öze bakan kısmında birincil ksilem, kortekse bakan kısmında ise birincil floem bulunur. O halde, genç odunsu bir gövdenin birincil dokuları dıştan içe doğru;
Epidermis → Korteks → Birincil floem → Vasküler kambiyum → Birincil ksilem → Öz şeklinde sıralanmalıdır.

Ad:  otsu gövde içi1.JPG
Gösterim: 8776
Boyut:  64.0 KB

Ad:  gövde20.jpg
Gösterim: 2472
Boyut:  20.5 KB
Gövdenin İkincil Dokuları:

Odunsu bitki gövdelerinde, enine kalınlaşmayla birlikte mantar kambiyumunun faaliyeti de başlar. Mantar kambiyumu, yaşlı gövdelerin dış kısmında epidermisin yerini alan yeni bir koruyucu dokuyu yani peridermi üretir. Daha öncede anlatıldığı gibi periderm, mantar kambiyumu ile mantar dokusundan oluşur.
Gövde çapının artmasıyla mantar kambiyumunun dışındaki tüm dokular yani ilk oluşan periderm ortadan kalkar ve yerine yeni peridermler üretilir. Mantar kambiyumundan yeni peridermler üretildikçe eski peridermler dış kabuk yapısına katılır. Bu arada, yeni pe- ridermleri üreten mantar kambiyumu ise giderek korteksin daha iç kısımlarından oluşturulur. Enine kalınlaşma devam ettikçe korteks dokusu parçalanır. Dolayısıyla mantar kambiyumu, artık ikincil floemdeki parankima hücrelerinden gelişmeye başlar. En son oluşan ikincil floem dışındaki diğer ikincil floemler de ölür ve dış kabuğun yapısına katılır. Şeker taşınmasında iş gören ve en son oluşan ikincil floem ise iç kabuğu oluşturur.
Dolayısıyla kabuk; vasküler kambiyumun dışındaki tüm dokuları kapsayan, iç kabuk ve dış kabuk kısımlarından oluşan bir yapıdır. İç kabuk, en yeni ve canlı ikincil floemden oluşurken, dış kabuk en son oluşan peridermin dışındaki tüm ölü dokuları kapsar.
Ad:  içi1.JPG
Gösterim: 2008
Boyut:  77.4 KB

O halde, odunsu bir bitki gövdesinde en dış kısımdan başlayarak öz bölgesine kadar gelişen yapılar;
1- Az miktarda epidermis kalıntıları
2- Dış kabuk (ölü)
3- Mantar kambiyumu
4- İkincil floemden oluşan iç kabuk (canlı)
5- Vasküler kambiyum
6- İkincil ksilem tabakaları (odun)
7- Öz odunu (cansız odun)
8- Öz şeklinde sıralanır.
NOT
  • monokotil - tek çenekliler
  • dikotil - çift çenekliler
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
4 Nisan 2016       Mesaj #15
Safi - avatarı
SMD MiSiM
BİTKİLERDE BİRİNCİL VE İKİNCİL BÜYÜME
Bitkilerde büyüme tarzı, meristemlerin konumuna bağlıdır. Köklerin uçları ve gövdelerin tomurcuklarında bulunan uç meristemler bitkinin boyca uzaması için hücre sağlar. Birincil (primer) büyüme olarak adlandırılan bu uzama, köklerin toprakta yayılmasını ve sürgünlerin ışık ve hava ile daha fazla temas kurmasını sağlar. Bazı bitkilerde birincil büyümeyle birlikte, birincil büyüme sonucu oluşan köklerin ve sürgünlerin bir ölçüde yaşlı kısımlarında ikincil büyüme görülür. İkincil büyüme, lateral meristemlerin faaliyetleri sonucu kök ve gövde kısımlarında enine kalınlaşmayı ve kabuk oluşumunu sağlar. Tüm bitkilerde birincil büyüme gerçekleşirken, ikincil büyüme sadece odunsu gövdeli bitkilerde gerçekleşir. Bitkilerde birincil ve ikincil büyüme eş zamanlı olarak ancak bitkinin farklı kısımlarında meydana gelir. Kök ve gövde gibi bitkinin temel organlarında gerçekleşen bu iki büyüme şekli, bitkinin hem boyca uzamasını hem de enine kalınlaşmayla birlikte ikincil koruyucu doku olan kabuk oluşumunu sağlar.

Ad:  gövde1büyümesi.JPG
Gösterim: 1850
Boyut:  52.8 KB
Gövdenin Birincil Büyümesi

Gövdede birincil büyüme, gövde ucu tepe tomurcuğundaki kubbe şeklini almış uç meristem kütlesinin faaliyeti ile gerçekleşir. Tepe tomurcuğundaki uç meristem, bir dizi embriyonik yaprak (primordiyum) tarafından kuşatılmıştır. Her bir embriyonik yaprağın çıktığı bölge olan nodyumlar, birbirine çok yakındır. Yani, tepe tomurcuğunda aslında bir dizi uzamamış internodyum bulunur. Gövde uzunluğundaki en büyük artış genç internodyumlardaki bölgelerin uzaması sonucu ortaya çıkar. Bu büyüme, internodyum bölgesindeki meristematik hücrelerin hem bölünmesi hem de uzaması sonucu gerçekleşir.
Ad:  büyüme.JPG
Gösterim: 2200
Boyut:  31.5 KB

Tepe tomurcuğu mevsim koşulları elverdiğinde, yani daha çok ilkbaharda açtığı zaman tomurcuk pulları dökülür ve tomurcuk içindeki internodyumlar hızla uzamaya, dolayısıyla nodyumlar birbirinden uzaklaşmaya başlar. Bu sırada, embriyonik yapraklar bölünerek genç yaprakları oluşturur. Belirli bir süre sonra da, tepe tomurcuğunun yaprak koltuk altında bulunan yanal tomurcuk internodyumlarının uzaması sonucu gövde sisteminin dalları meydana gelir.

Tepe tomurcuğunun uç meristemleri kök ucu meristemleri gibi iş görür. Gövde uç meristemleri de bölünerek protoderm, prokambiyum ve temel meristemleri oluşturur. Bu üç birincil meristem, uzama ve özellikle olgunlaşma bölgesinde gövdenin birincil dokularına farklılaşır. Daha önce gövde sisteminde yapıları anlatılan bu doku sistemleri kendilerine özgü işlevleri yerine getirerek gövdenin birincil büyümesini sağlarlar.
Odunsu bitkiler her büyüme mevsiminde, birincil büyüme ile gövdelerin genç uzantılarını oluştururken, ikincil büyüme ile bitkinin en yaşlı kısımlarını kalınlaştırır ve sertleştirir. Örneğin yaprak döken bir ağacın bir dal sürgününün ucunda, tomurcuk pullarıyla kuşatılmış uyku halindeki tepe tomurcuğu bulunur. Tomurcuk, ilkbaharda pullarını dökerek yeni bir birincil büyümeyi başlatır. Bunun sonucunda nodyumlar ve internodyumlar oluşarak uzamaya başlar. Her bir büyüme parçasında yaprakların sonbaharda dökülmesi sonucu, geride kalan yaprak izleri aslında nodyumları gösterir. Her bir yaprak izinin üstünde ise ya bir yanal tomurcuk ya da yanal tomurcuk tarafından oluşturulan bir sürgün bulunur. Sürgünlerin çok altında, bir önceki kış mevsiminde tepe tomurcuğunu kuşatan pulların geride bıraktığı halka şeklinde izler görülür. İşte odunsu bir bitkide her ilkbahar ve yaz mevsiminde, birincil büyüme ile sürgünlerin boyu uzar, ikincil büyüme sonucu da bir önceki yıl oluşan gövde kısımları kalınlaşır.

Gövdenin İkincil Büyümesi:
Gövdenin ikincil büyümesinde kökte olduğu gibi iki farklı lateral meristem görev yapar. Bunlardan birincisi ikincil ksilemi ve ikincil floemi oluşturan vasküler kambiyum, İkincisi ise epidermisin yerini alan ve gövdenin dış kısmında sert ve kalın bir örtü oluşturan mantar kambiyumdur. Henüz odunlaşmamış genç gövdelerin birincil ksilemi ve birincil floemi arasında vasküler kambiyum oluşur. Vasküler kambiyum bölünerek dışa doğru ikincil floemi, içe doğru ise ikincil ksilemi oluşturur. Vasküler kambiyum bölündükçe yeni oluşan ikincil floem var olan birincil floemi gövdenin dışına doğru iter. Böylece birincil floem vasküler kambiyumdan uzaklaşır. Benzer şekilde yeni ikincil ksilemler oluştukça, vasküler kambiyum gövdenin daha iç kısmında kalmış olan birincil ksilemden giderek uzaklaşır. Böylece gövdede enine kalınlaşma meydana gelir. Vasküler kambiyum belirli dönemlerde bölündükçe bu kalınlaşma devam eder.
Daha önceden de anlatıldığı gibi enine kalınlaşan gövdelerde epidermis dokusu dökülür. Bu dokunun yerini mantar ve mantar kambiyumu tarafından oluşturulan periderm tabakası alır. Vasküler ve mantar kambiyumunun faaliyeti sonucu olgunlaşmakta olan bir gövdede odun ve kabuk adı verilen iki bölüm oluşur. Vasküler kambiyumun iç kısmında kalan ksilem tabakaları odun, vasküler kambiyumun dış kısmında kalan floem ve periderm tabakaları ise kabuk olarak adlandırılır.
Ad:  büyüme1.JPG
Gösterim: 2821
Boyut:  50.4 KB
Ilıman bölgelerde ağaçlar genel olarak ilkbaharda büyümeye başlar ve büyüme sonbaharda durur. Bu sürece büyüme mevsimi adı verilir. Büyüme mevsiminin erken dönemlerinde üretilen odun hücreleri büyük ve ince çeperlidir. Bu hücrelere erken odun adı verilir. Daha çok ilkbaharda üretilen erken odunu, yaz sonlarına doğru üretilen, hücreleri küçük ve kalın çeperli olan geç odun izler. Koyu renkli geç odunların yoğunluğu, açık renkli erken odunların yoğunluğundan daha fazladır. Bu nedenle bir büyüme mevsiminde ilk oluşan erken odunla, daha sonra oluşan geç odun arasındaki geçiş az çok belirgindir. Ancak, halkalar arasındaki en belirgin geçiş sınırı bir önceki büyüme mevsiminin yoğun yapılı geç odunu ile bir sonraki büyüme mevsiminin gevşek yapılı erken odunu arasında tespit edilir. İşte bu belirgin geçiş yerlerine yıllık büyüme halkaları (yaş halkaları) adı verilir. Dolayısıyla bir ağacın yaşı yıllık halkaların sayılmasıyla tahmin edilir.
Ad:  büyüme2.JPG
Gösterim: 2436
Boyut:  69.1 KB
Uzun yıllar ikincil büyüme göstermiş yaşlı bir ağaç gövdesinin dış yüzeyini koruyucu kabuk örterken, merkezinde cansız odun ve canlı odun olmak üzere iki farklı ikincil ksilem ayırt edilir. Cansız (sert) odun; daha yaşlı, parlak renkli ve ligninleşmiş kalın çeperleri ile ağacı destekleyen merkezi bir sütun oluşturur. Su ve mineral taşınımında iş görmez. Bu oduna "öz odunu" da denir. Öz odunu parlak rengini hücre boşluklarını dolduran reçine ve diğer bileşiklerden alır. Bu maddeler öz odununu mantarlardan ve odun oyucu böceklerden korur. Canlı (aktif) odun ise; su ve minerallerin taşınmasını sürdüre ikincil ksilemdir. Canlı odun denmesinin nedeni, madde taşınımını sürdürmesinden kaynaklanır.
Ad:  büyüme3.JPG
Gösterim: 2904
Boyut:  88.5 KB

Alıntı
SİLENTİUM EST AURUM

Benzer Konular

6 Nisan 2016 / virtuecat Botanik
20 Şubat 2018 / ThinkerBeLL Botanik
6 Nisan 2016 / ThinkerBeLL Botanik
4 Nisan 2016 / virtuecat Botanik
4 Nisan 2016 / ThinkerBeLL Botanik