Arama

Türkiye Denizlerinin Fauna ve Florası

Bu Konuya Puan Verin:
Güncelleme: 4 Ekim 2009 Gösterim: 7.028 Cevap: 4
ThinkerBeLL - avatarı
ThinkerBeLL
VIP VIP Üye
4 Ekim 2009       Mesaj #1
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Türkiye Denizlerinin Fauna ve Florası

Sponsorlu Bağlantılar
Giriş
Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili bir yarım adadır. Türkiye yarımadasının kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Akdeniz, batısında ise Ege ve Marmara denizleri ile çevrili durumdadır. Etrafımızı çevreleyen denizlerimizin sahip olduğu fiziksel özellikler de birbirinden oldukça farklılaşmıştır. İşte bu özellikleri yüzünden Türkiye denizlerinin fauna ve florası incelemek için, öncelikli olarak bu bölgelerin genel karakteristikleri hakkında bilgi sahibi olmak gerekir; denizlerimizdeki canlı dağılımı, fiziksel faktörlerden direkt olarak etkilenir. Türlerin bölgelere dağılımı, ısı, ışık, tuzluluk, su hareketleri ve kirlilik gibi bir takım fiziksel etkilerle sınırlanmıştır. Her ne kadar bazı türler değişik ortamlara adaptasyon sağlayabiliyorsa da türlerin geneli için bu kural değişmeyecektir. Tatlı sularda yaşayan türler tuzlu sularda dağılım göstermeyeceği gibi, sıcak sularda yaşayan türler de soğuk sularda yayılım gösteremeyecektir.

Türkiye Denizlerinin Biyoçeşitliliği

Hayvanlar âleminin Türkiye sularındaki temsilcilerini Protozoonlar, Süngerler, Kinidliler, Yassı Solucanlar, Halkalı Solucanlar, Yumuşakçalar, Eklembacaklılar, Bryozoalar, Derisidikenliler, Tulumlular, Balıklar ve Memeliler şubesinden birçok farklı tür temsil etmektedir. Bitkiler aleminin sualtındaki temsilcilerini ise, Algler şubesinden Cyanophyta, Euglenophyta, Pyrrophyta, Chrysophyta, Chirophyta, Phaeophyta, Rhodophyta sınıflarından ve Denizçayırları ile de karasal kökenli birkaç aileden türle temsil edilir.


Tanrı varsa eğer, ruhumu kutsasın... Ruhum varsa eğer!
ThinkerBeLL - avatarı
ThinkerBeLL
VIP VIP Üye
4 Ekim 2009       Mesaj #2
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Türkiye Denizlerinin Fauna ve Florası

Sponsorlu Bağlantılar
Karadeniz

1. Genel Karakteristik Özellikleri
Kuzey sahillerimizi çevreleyen Karadeniz gerek ekolojik gerekse de coğrafik olarak diğer denizlerimizden çok daha farklı özelliklere sahiptir. Ortalama tuzluluk %0,16-18’dir. Karadeniz sahillerin dağlar denize paraleldir; sahiller uzun kumsallara ve kumluk deniz tabanına sahiptir. Karadeniz çukurunun en derin bölgesi olan güney sahilleri de bu bölgededir. Karadeniz’in en derin noktası olan bölgede Sinop yarımadasının 50 deniz mili açığında yer alır ve yaklaşık olarak 2000 metre derinliğe sahiptir. Yüzey ölçümü 460,000
km² olan Karadeniz’in yüzey sularının sıcaklığı yaz aylarında 20-24 ºC'yi bulur. Bu özelliği ile Karadeniz sahillerimiz, Karadeniz’in diğer bölgelerinden de farklılaşmıştır. Örneğin Karadeniz’in kuzey sahilleri (Ukrayna kıyıları) sığ olduğundan güney sahillerine göre (Türkiye kıyıları) daha sıcaktır. Sahillerimizde derinliğin hızlı bir şekilde artması, aynı zamanda su hareketlerinin de şiddetlenmesini sağlamıştır. Bunun aksine Karadeniz’in diğer bölgelerinde su hareketleri Türkiye kıyılarındaki kadar güçlü değildir.
MÖ 6'ıncı bin yıla dek bir tatlı su gölü olan Karadeniz, bu tarihten sonra tuzlu bir denize dönüşmüştür. Karadeniz sürekli bir su buharı ve ısı kaynağı olarak görev yapar. Karadeniz kıyılarımızın uzunluğu 1600 km civarındadır. Dağlar kıyıya paralel uzandığından fazla girintili çıkıntılı değildir. Her ne kadar Karadeniz’in yüzeyinde su hareketleri şiddetli olsa, derinlere indikçe bu durum değişir. Su hareketleri Marmara boğazının kanal derinliği olan 80 metrelere kadar yoğun olan su hareketleri, bu derinliklerden sonra da durağanlaşır. İşte bu özelliği ile Karadeniz, bu bölgeye taşınan her türlü organik ve inorganik maddeyi biriktirir. Avrupa’nın sanayi atıklarını taşıyan Tuna nehri de Karadeniz’in kirliliğini önemli ölçüde artırmaktadır. Karadeniz’in 150-200 metrelerden daha derin bölgesinde sülfür tabakası mevcuttur ve bu bölge de canlılık neredeyse yok denilecek kadar azalır; sadece sülfür bakterileri yaşar.

2. Karadeniz Florası

Flora; belirli bir bölgede yaşayan her türlü bitkiyi ifade eden bir kelimedir. Bu anlamda Karadeniz’in sualtı florası da bu bölgede yayılım göstermiş tek hücreli bitkilerden, gelişmiş çiçekli bitkilere (denizçayıları) kadar her türlü sualtı bitkisini tanımış olur. Karadeniz sahillerimizin tabanı ağırlıklı olarak silt ve çamurdur. Kirliliğin artışı ile birlikte, ışığın ulaşabildiği derinlikte giderek azalmaktadır. Deniz bitkileri ancak ışık olduğu sürece canlılığını korur. İşte bu sebepten Karadeniz’de flora yayılımı neredeyse ilk 10 metre ile sınırlanmış durumdadır. Tatlı su özelliğine sahip bölgede deniz tabanının çamurlu olduğu noktalar deniz çiçekli bitkilerinden (denizçayırı) Zostera marina için ideal ortamı oluşturur (bkz. fotoğraf 1) .
Fotoğraf 1. Zostera marina Sinop Karakum mevkii
Ad:  turkiyedenizleri.jpg
Gösterim: 780
Boyut:  15.9 KB
Deniz çiçekli bitkilerinden Zostera marina, alglerden farklı olarak gelişmiş bitkiler içinde yer alır. Bu tür çiçekli bitkilerdendir ve sualtında hidrogami ile çoğalırlar. Karadaki çiçekli bitkilere benzer şekilde polen ve çiçekler üremeyi gerçekleştirir. Deniz altının bu nadir türleri, Karadeniz’de gün geçtikçe azalmakta, direç, algarna, gırgır ile bilinçsiz avlanmanın ve su kirliliğinin baskısı altında yaşamsal mücadele vermektedir. Deniz çiçekli bitkileri sadece oksijen üretimi ve besin zincirindeki yeri ile değil, aynı zamanda birçok canlılın üreme, gelişme ve sığınması için de vazgeçilmezdir. İşte bu özellikleri ile denizçayırlarının korunması ekolojik denge için çok önemlidir.
Karadeniz bölgesindeki türler soğuk su şartlarına ve düşük tuzluluğa adaptasyon sağlamıştır. Her ne kadar sualtındaki bitkileri de tanımlamakta genellikle “yosun” kelimesi tercih ediliyorsa da, algler, karadaki yosunlardan farklılaşmıştır; bu özellikleri dolayısıyla da sualtındaki çiçeksiz bitkilerin hepsine birden alg denir. Karadeniz’de geniş yayılıma sahip olan alg türlerinden başlıcaları Ulva lactuca, Cystoseria barbata olarak sıralamak mümkündür (bkz. fotoğraf 2; 3).
Fotoğraf 2. Ulva lactuca
Ad:  turkiyedenizleri2.jpg
Gösterim: 762
Boyut:  10.5 KB
Fotoğraf 3. Cystoseria barbata
Ad:  turkiyedenizleri3.jpg
Gösterim: 749
Boyut:  10.1 KB
3. Karadeniz Faunası
Fauna, kelime anlamıyla belirli bir bölgede yaşayan bütün hayvanlar için kullanılan bir tanımdır. Karadeniz faunası da, Karadeniz de yer alan her türlü hayvansal canlı türü ifade eder. Karadeniz canlı türü açısından en fakir, ancak tür sayısı açısından da oldukça zengin denizlerimizden biridir. Karadeniz’deki balık türleri soğuk sularda üremeye ve düşük tuzluluklarda yaşamaya uyum sağlamıştır. Bu bölgede kalkan, hamsi, levrek, palamut, lüfer, barbunya, istavrit, mezgit, kaya levreği (eşkine) ve iskorpit gibi ekonomik balık türleri mevcuttur. Aynı zamanda deniziğnesi, dev yengeç (küflü-pavurya), denizatı, keşiş yengeci, taraklılar, kum midyesi, siyah midye ve deniz salyangozu gibi farklı türlere de rastlamak mümkündür.
Fotoğraf 4. Çarpan ( Scorpaena sp.)
Ad:  turkiyedenizleri4.jpg
Gösterim: 786
Boyut:  16.6 KB
Fotoğraf 5. Dev Yengeç (Eriphia verrucosa)
Ad:  turkiyedenizleri5.jpg
Gösterim: 808
Boyut:  14.4 KB
Fotoğraf 6. Salyangoz ( Rapana bezoar)
Ad:  turkiyedenizleri6.jpg
Gösterim: 760
Boyut:  13.3 KB
Fotoğraf 7. Deniz İğnesi (Syngnathus acus)
Ad:  turkiyedenizleri7.jpg
Gösterim: 798
Boyut:  17.5 KB

Tanrı varsa eğer, ruhumu kutsasın... Ruhum varsa eğer!
ThinkerBeLL - avatarı
ThinkerBeLL
VIP VIP Üye
4 Ekim 2009       Mesaj #3
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Türkiye Denizlerinin Fauna ve Florası

Marmara Denizi


1. Genel Karakteristik Özellikleri
Marmara Denizi, Karadeniz ve Ege Deniz'i arasında kalan bir iç denizdir. Türkiye’nin Asya ve Avrupa kısımlarını da birbirinden ayırır. İki boğaz ile Karadeniz ve Ege’ye açılan bu iç denizin su hareketleri açısından oldukça canlı bir bölgedir. Adalarında bol miktarda mermer bulunduğu için adı Marmaros'dan (Yunanca mermer) alan bu iç denizin sahip olduğu türlerin çoğu, neredeyse tüm denizlerimizde bulunabilecek bitki ve hayvanlardan meydana gelmiştir. Tuzluluk ve sıcaklık değişimlerine rahatlıkla adapte olabilen türlerin yer aldığı bu iç deniz, aynı zamanda balık türlerinin göç yolunu oluşturur. Yüzey suları az tuzludur. Tuzluluk oranı ortalama % 0,20-22'dir. Denizin yaz aylarında yüzey sıcaklığı 24-28
ºC arasında değişir.
Aslında Marmara denizi gerçek bir deniz olarak değil, Karadeniz ile Akdeniz arasında bağlantıyı sağlayan Boğazlar sistemi üzerindeki bir genişleme olarak görülmelidir. Marmara’nın hidrografik yapısı da, burasının bir deniz'den ziyade bir haliç karakteri taşıdığını göstermektedir. Marmara denizinde, normal denizlerde gözlenen ve dünyanın dönüşünden, yani koriolis gücünden kaynaklanan dairesel akıntılar yerine, Doğu-Batı doğrultusunda, Karadeniz’in fazlalık veren su bütçesinden kaynaklanan, düz bir yüzey akıntı sistemi ile kıyısal topografiden ve sürtünme direncinden doğan (orkoz) ters akıntılar bulunmaktadır.
% 0,18 - 20 dolayında tuzluluğa sahip Karadeniz sularını Akdeniz’e doğru taşıyan bu yüzey akıntısının altında ise, Marmara ve Karadeniz’in tuz bütçesinin gereği olarak, Batı-Doğu doğrultusunda bir dip akıntısı yer almaktadır. Bu iki akıntı, tuzluluk, sıcaklık, oksijen içeriği, besleyici tuzlar gibi özellikleri açısından farklı iki su kütlesini Marmara’ya getirerek burada iki denizin birbiri üzerinde yer almasına neden olmuşlardır. Düşey doğrultudaki bu iki deniz birbirinden, bu iki su kütlesinin karışımından oluşan ve bu iki denizin karışımını büyük çapta engelleyen bir ara yüzey ile ayrılırlar.
Karadeniz'i temsil eden yüzeysel su kütlesi; normal şartlar altında, dalga hareketleri, akıntının yarattığı karışım ve atmosfer ile olan direkt madde alış-verişi sonucunda, canlıların rahatlıkla yaşayabilmelerini, yumurtlama, gelişme, beslenme gibi fizyolojik gereksinimlerini karşılamaya yetecek kadar oksijenleşmiştir. Bu nedenle, üst su kütlesinin biyolojik verimi oldukça yüksektir. Buna karşın, kararlı ara yüzey sayesinde, atmosfer ve yüzey tabakası ile iletişimi kısıtlanan Marmara dip su kütlesi, canlıların normal yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli eriyik oksijeni, Ege denizinden gelen Akdeniz kökenli suların taşıdığı oranda alabilir. Bu nedenle de bu su kütlesinin oksijen içeriği, normal yaşam koşulları için gerekli miktarın altında kalmaktadır.
Üst su tabakalarının su sıcaklıkları, mevsimsel atmosferik koşullara bağlı olarak 6-25 ºC arasında periyodik değişimler gösterirken, alt su kütlesinin sıcaklığı bütün yıl boyunca ortalama 14,2 ºC dolayında kalmaktadır. Tuzluluk açısından da aynı şey söylenebilir. Yüzey suları Karadeniz’e dökülen nehirlerin getirdiği veya bölgeye düşen yağışların miktarına bağlı olarak % 0,18-25 tuzlulukta olabilirken, alt su kütlesinin tuzluluğu ortalama binde 38 dolayında bir kararlılık göstermektedir.
Bu iki düşey doğrultudaki denizin farklılıkları yalnızca bu üç faktör ile sınırlı değildir. Ancak bunlar dahi, Marmara’nın ekolojisinin ne kadar karmaşık bir yapıya sahip olduğunu göstermeye yetecek niteliktedir. Örneğin hızlı hareket eden ve bu nedenle de yüksek düzeyde oksijene ihtiyaç duyan pelajik balıklar yüzey su kütlesinin altına geçemezken, buna karşın belirli sıcaklıkta yaşamaları gereken canlılar, oksijen gereksinimleri elverse dahi, ara tabakayı zorunlu olmadıkça geçemezler. Her iki su kütlesini kullanabilen canlıların yaşam koşullarının geniş bir toleransa sahip olması gerekir.
Bu açıdan bakıldığında Marmara denizinde yaşayan canlılar, yaşam koşulları açısında birbirinden kesin hatlar ile ayrılmış iki topluluk oluşturmaktadırlar. Bu topluluklar içersinde yaşadıkları ortam koşulları ile çok duyarlı bir denge oluşturmaktadırlar. Aslında Marmara’da bu düşük oksijen düzeyinde yaşayabilen pek çok canlı türü bulunmaktadır. Ancak bu türler, içersinde yaşadıkları ortam koşulları ile çok duyarlı bir denge kurmuşlardır. Bunların yaşadığı ortama ekstra oksijen sağlanması bile, bu dengeyi bozacağından bu oksijen artışı onlar için ölümcül olacaktır.

2. Marmara Florası

Yukarıda da sözü edildiği gibi Marmara Denizinde ancak dayanıklı türlerin bu kararsız ortama ayak uydurabilecek şekilde yayılım gösterebildiği görülecektir. Algler ve denizçayırları Karadeniz’deki türlerden farklılaşmış değildir. Bu bölgede kirlilik yoğunluğuna bağlı olarak Ulva

3. Marmara Faunası

Marmara da tür sayısı, Karadeniz’dekine oranla daha fazladır. Bu bölgenin türü olmamakla birlikte, birçok balık da göç sırasında Marmara’da bulunur. Kirliliğin yoğun olduğu bu bölgede midye gibi alg türleri baskın hale gelmiştir. Bu bölgede de aynı türlerin benzer yayılıma sahip olduğu görülebilir. Marmara da su hareketleri yoğun olduğundan sürekli olarak bölgeye bol miktarda fitoplankton taşınır. Özellikle Karadeniz’e özgü fitoplankton Marmara yüzey sularında da yoğun olarak görülebilir. Buna karşın Ege denizinden taşınan sularda fitoplankton oranında bir düşüş görülür (Mytillus galloprovincialis), belirgin bir yoğunluğa sahiptir. Aynı şekilde denizanasının da (Aurella aurita) yayılımı oldukça geniştir. Marmara Deniz'i balıkları yerli balıklar ve göçmen balıklar olarak ikiye ayrılır. Yerli balıklar Kefal, Tekir, İstavrit, Kırlangıç, Gümüş, Mezgit ve İzmarittir. Göçmen balıklar ise mayıs ayında başlayan Levrek, ağustosta Palamut, eylülde Lüfer, ekim ayı içinde hamsi, mezgit ve uskumru İstanbul Boğazı'ndan Marmara'ya girerler.
Fotoğraf 8. Deniz Anası Aurella aurita
Ad:  turkiyedenizleri8.jpg
Gösterim: 625
Boyut:  8.3 KB
Fotoğraf 9. Deniz Anası Rhizostoma pulmo
Ad:  turkiyedenizleri9.jpg
Gösterim: 893
Boyut:  8.8 KB
Tanrı varsa eğer, ruhumu kutsasın... Ruhum varsa eğer!
ThinkerBeLL - avatarı
ThinkerBeLL
VIP VIP Üye
4 Ekim 2009       Mesaj #4
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Türkiye Denizlerinin Fauna ve Florası

Ege Denizi


1. Genel Karakteristik Özellikleri

Kuzeyden güneye yaklaşık 660km uzanır; genişliği kuzeyde 270, ortada 150, güneyde ise 400km kadardır. Balkan yarımadasının doğu bölümü ile Anadolu arasında yer alan denizdir. Çanakkale Boğazı aracılığıyla Marmara Denizi’ne ve Karadeniz’e bağlanan Ege Denizinin yüzölçümü 214.000 km²’dir. Bu denizin en önemli özelliklerinden birisi de Çanakkale Boğazı ile Marmara denizine, oradan da İstanbul Boğazı ile Karadeniz'e açılmasıdır.
Ege denizi Anadolu yarımadası ile Yunanistan yarımadası arasında bulunan irili ufaklı 3000 kadar ada ve ada görünümündeki kara parçalarını da içine alan yarı kapalı bir denizdir. Anadolu yarımadasının batı kıyılarının çok fazla girintili ve çıkıntılı olması ve bu kıyılara çok yakın konumda çok sayıda ada bulunması, Ege denizinin daha önce büyük bir kara parçası olduğunu düşündürmektedir. Ege denizinin, başka yerlerde çok az görülen, girintili çıkıntılı kıyılara; bu kıyılarda bulunan çok sayıdaki koy, körfez, boğaz ve yarımadaya sahip olma gibi bir başka özelliği daha vardır.
Ege Denizi, yakın bir geçmişte “Aegeis” ya da “Egeid” adı verilen bir kara parçasının, büyük bir bölümünün sular altında kalmasıyla oluşmuştur (adı da buradan gelir); üstündeki adaların çokluğu nedeniyle “Adalar Denizi” diye anılır. Adalar arasındaki bazı dar ve dolambaçlı boğazlar şiddetli ve karmaşık yerel akıntılara neden olur. Bunların en ünlüsü Eğriboğaz Körfezi’nde görülür. Ege Denizi’nde, kuzeyde Saros Körfezi’nden başlayarak güneye doğru “S” biçiminde uzanan, tabanının derinliği yer yer 1000m’yi aşan bir oluk yer alır. Ege Denizi’nde çok sayıda ada (toplam yüzölçümleri yaklaşık olarak 23.000km²' dir) her yana serpilmiş gibi görünmesine karşın, belli bir düzen ve gruplaşma gösterirler.
Çanakkale Boğazı’nın üst akıntısıyla gelen ve besin tuzları, oksijen ve plankton bakımından zengin olan Karadeniz suları, kuzeydeki balık yaşamını olumlu yönde etkiler. Ege Denizi, oksijen bakımından zengin olmasına karşın, fosfat ve nitrat bakımından yoksuldur. Bu yüzden güney bölümü, dünyanın balık bakımından en yoksul denizlerindendir. Ege denizinde tuzluluk % 0,30-35’in üzerine çıkar ve Güneye inildikçe bu oran artar. Deniz suyu sıcaklığı da yaz aylarında 24 derece ortalamaya ulaşır.

2. Ege Florası

Ege sahip olduğu sıcaklık ve tuzluluk değerleri açısında Karadeniz ve Marmara denizlerinden çok daha farklı bir durumdadır. Marmara’nın etkisinde kalan Çanakkale bölgesinin dışında, güneylere inildikçe tür çeşitliliği ve dağılımı neredeyse hiç değişmez. Bu bölgenin belirgin deniz bitkileri Posidonia oceanica ve Zostera marina denizçayırlarıdır (bkz. Fotoğraf 10). Suyun temiz olduğu bölgelerde denizçayırları 40 metrelere kadar dağılım gösteri. Bu bölge son zamanlarda katil yosunlar olarak da anılan türlerden Caulerpa racemosa nın da yayılım göstermesi ille tehlike altına girmiştir (bkz. Fotoğraf 11). Yaprakları adeta üzüm salkımını andırdığından üzüm caulerpası olarak da bilinen bu tür deniz tabanında, özellikle de denizçayırlarının bulunduğu bölgelerde yayılım gösterir. Deniz tabanına tutunan ve adeta bu bölgeyi saran katil yosun, aynı zamanda buradaki canlı ortamın üzerini de zamanla örterek adeta boğar. Denizçayırları ve bu bölgede yaşayan canlılar ekolojik döngünün vazgeçilmez parçalarıdır. Bu bölge zarar görecek olursa, bundan tüm canlı yaşam da etkilenecektir. Denizçayırlarının Ege ve Akdeniz’deki bir başka düşmanı da katil demirlerdir. Bölgede sabit şamandıraların kullanımı ile bu katliam engellenebilir. Her demirlemede bir miktar daha denizçayırı dokusu hasar görecek ve belki de birçok türü için son kale olan bu doku da yok olacaktır.
Fotoğraf 10. Zostera marina
Ad:  turkiyedenizleri10.jpg
Gösterim: 781
Boyut:  16.0 KB
Fotoğraf 11. Caulerpa racemosa
Ad:  turkiyedenizleri11.jpg
Gösterim: 567
Boyut:  32.0 KB
3. Ege Faunası
Florası ile Karadeniz ve Marmara Denizinden farklılaşmış olan Ege Denizi, aynı zamanda Fauna olarak da farklılaşmıştır. Canlı tür ve zenginliğinin yüksek olduğu kuzey bölgelerinin aksine, güney Ege de canlılık oldukça fakirleşir. Bu bölge de Marmara’daki Türlerin yanı sıra, Müren, Mığrı, Ahtapot, Böcek, Istakoz, Denizkestanesi ve Denizhıyarı türleri gibi tuzluluğun daha yüksek olduğu bölgelerde yaşayabilen türler de bulunur. Yine bu bölgede bulunan Dev midyelerde bölgenin önemli türleri arasında yer alır (Pinna nobilis). Ayrıca yine bu bölge de Hani, Karagöz, Mercan, Orkinoz, Tekir, Sardalya, Sinarit gibi farklı türler de yer alır.

Tanrı varsa eğer, ruhumu kutsasın... Ruhum varsa eğer!
ThinkerBeLL - avatarı
ThinkerBeLL
VIP VIP Üye
4 Ekim 2009       Mesaj #5
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Türkiye Denizlerinin Fauna ve Florası

Akdeniz

1. Genel Karakteristik Özellikleri

Akdeniz 2,966,000
km² yüzölçümüyle çok büyük bir ara denizdir ve okyanuslardan tamamıyla ayrılmıştır. Akdeniz oldukça derindir; denizin dibi çoğu bölgede 2000 metrenin altındadır. Türkiye Akdeniz bölgesinin 128,200 kilometre karesine sahiptir ve buda yaklaşık olarak Akdeniz’in %15'e denk gelir. Akdeniz’de deniz suyu sıcaklıkları ağustos ayında 27-28 ºC'ye kadar çıkar. Deniz suyu sıcaklığı Akdeniz ikliminin etkisinde olduğundan yüksektir. Tuzluluk oranı yaklaşık % 0,40 değerlerine ulaşarak, denizlerimizdeki en yüksek tuzluk oranına sahip olur. Akdeniz bölgesinde dağlar kıyıya paralel uzandığı için Ege Bölgesindeki kadar koy ve körfez yoktur. Finike ve Kaş arasındaki bölgede ise Dalmaçya kıyı tipi görülür. 1452 kilometrelik kıyısıyla Akdeniz bölgemiz dünyaca ünlü turizm yerlerinden biri haline gelmiştir.

2. Akdeniz Florası

Ege Denizinden çok da farklı olmayan sualtı bitki örtüsünü bu bölgede de katil yosun tehdit etmeye başlamıştır. Denizçayırı bitki örtüsü bu bölgede de Posidonia oceanica türünden meydana gelir. Su daha berrak ve temiz olduğundan, Akdeniz kıyılarında denizçayırları daha geniş bir yayılıma sahiptirler. Denizçayırları bu bölge için de biyolojik çeşitliliğin sürekliliğini sağlayarak, birçok canlı ve balık türüne barınak, üreme ortamı ve beslenme şansı verir.
Fotoğraf 12.Posidonia oceanica ve Tekir Balıkları (Mullus surmelatus)
Ad:  turkiyedenizleri12.jpg
Gösterim: 524
Boyut:  16.7 KB
Fotoğraf 13. Posidonia oceanica ve Dev midye (Pinna nobilis)
Ad:  turkiyedenizleri13.jpg
Gösterim: 612
Boyut:  14.3 KB
3. Akdeniz Faunası
Oldukça tuzlu ve sıcak olan suları ile Akdeniz, sadece bu bölgeye özgü birçok canlı türüne de ev sahipliği yapar. Denizkestaneleri, Denizhıyarı türleri, Karavida, Süngerler, Tüplü kurtlar gibi birçok farklı türün yanı sıra Fangri, Hani, Lahoz, Melanur, Orfoz, Sarpa ve Trança gibi farklı balık türleri de Akdeniz faunasını oluşturur.
Tanrı varsa eğer, ruhumu kutsasın... Ruhum varsa eğer!

Benzer Konular

1 Mart 2012 / berzan Soru-Cevap
17 Mayıs 2017 / ThinkerBeLL Tarih
5 Ocak 2012 / Daisy-BT Zooloji
22 Ağustos 2012 / Daisy-BT X-Sözlük