ERIC HOFFER (1902-1983)
Yirminci yüzyılın en başarılı sosyal filozoflarından biri ve bence en önemlisidir. 49 yaşından sonra 10 kitap yazmış ve Presidential Medal of Freedom ödülünü kazanmıştır. Bu ödül kendisine President Regan tarafından 1983 yılında verilmiştir. Ödülü kabul ettikten birkaç ay sonra Hoffer ölmüştür. İlk kitabı olan The True Believer muhteşem bir yapıttır. Eric Hoffer’in gözlemlerindeki gerçekciliği reddetmek mümkün değildir. Çünkü Hoffer o gözlemleri kendini ve etrafındakileri yakından inceleyerek yapmış, resmi bir eğitimden geçmeden yaşamını son derece ağır koşullar altında çalışarak kazanmış bir liman işçisidir.
Hoffer New York’da, Almanya’dan Amerika’ya göç eden Yahudi bir aileye doğmuştur. Daha beş yaşında iken hem Almanca hem de İngilizce okumasını öğrenmiştir. Yedi yaşına gelince gözleri aniden kör olmuş ve ilk ve orta eğitimini alamamıştır. Onbeş yaşında aniden tekrar görmeye başlayan Hoffer'in kör olma ve tekrar görmeye başlama nedenleri bilinmemektedir. On beş yaşında görmeye başlar başlamaz tekrar kör olacağı korkusu ile hemen çok sevdiği okumaya başlamış ve buna bütün ömür devam etmiştir. 1983 yılında, 81 yaşında ölünceye kadar okuma adetini terketmemiştir.
Hoffer gençlik yıllarında ana ve babasını kaybetmiş, yaşamını kazanmak için kendisine okuma olanağı verecek fırsatları ve meslekleri yeğlemiştir.New York’tan Kaliforniya’ya göçmüş ve San Francisco bahriye tersanesinde çalışmaya başlamıştır. Bir yandan amele ve liman işçisi olarak çalışırken, öte yandan kendini eğitmeye çalışmıştır. Bütün yaşamı boyunca işçilik ve amelelik yapmıştır. Akşamları eve yorgun argın dönmesine rağmen okuma adetini asla terketmemiş ve yakınındaki bir kütüphaneden ödünç aldığı kitapları okuyarak kendini yetiştirmiştir. En son okuduğu Michal de Montaigne’in Essay’leri, onda kitap yazma isteği uyandırmış ve ilk kitabı olan The True Believers’i yazmıştır… İlk kitabı onun en önemli eseridir.
Eric Hoffer onur ve kendine güvenin ruh sağlığı için önemini ilk farkeden düşünürlerden biridir. Diğerleri kendine güven duygusunun kişiye sağladığı yararlara ve olumlu taraflarına büyük önem verirlerken,, Hoffer, kendine güvensizliğin, öz saygısız ve onursuz bir yaşama sahip olmanın sonuçları üzerinde durmayı yeğlemiştir. Fanatikliğin ve yalnız kendini haklı görmenin temelde kendinden nefret etmeden, kendinden kuşku duymadan ve kendine güvenememekten kaynak aldığını anlamıştır. Stalin ve Hitler’in sapık etkinlikleri onu hem düşündürüp, endişelendirmiş, hem de haklı çıkarmıştır. Hoffer’a göre bir insanın diğerlerinin özel yaşamları ile ilgilenmesi ve dünyasal olguları büyük bir tutku ile kendine göre yorumlama ve yönlendirme isteği, onun kendi yaşamını yeterince değerlendirememesini kompanze etmek çabasından başka bir şey değildir. Hoffer bunu ve diğerlerini The True Believer’de büyük bir ustalıkla ve mükemmel bir şekilde ifade etmesini bilmiştir. Bu küçük kitabın sayfa başına kendisinden on kere daha kalın bir kitaptan çok daha fazla düşünce içerdiği kesindir.
Hoffer’in bu müthiş eseri yalnız orijinal değildir. Aynı zamanda kendi zamanının dominan akademik eğilimlerine karşı bir isyandır. Bütün dünya ve Amerikan psikolojisi Freudian paradigma etkisi altında iken o, Freudian olmayan bir tavır takınmasını bilebilmiştir. Bu gerçekten zamanın en güçlü inançlarından birine karşı yapılan müthiş bir isyan ve başkaldırmadır. Bana göre Hoffer bunu, resmi bir üniversite eğitimi almadığı ve eğitimi bazı dogmalarla yozlaştırılmadığı için yapabilmiştir.
Hoffer kendisine entellektüel diyenleri ben entellektüel değilim, liman işçisiyim diyerek yanıtlamıştır..
Alıntıdır..
.
Sponsorlu Bağlantılar
Hoffer New York’da, Almanya’dan Amerika’ya göç eden Yahudi bir aileye doğmuştur. Daha beş yaşında iken hem Almanca hem de İngilizce okumasını öğrenmiştir. Yedi yaşına gelince gözleri aniden kör olmuş ve ilk ve orta eğitimini alamamıştır. Onbeş yaşında aniden tekrar görmeye başlayan Hoffer'in kör olma ve tekrar görmeye başlama nedenleri bilinmemektedir. On beş yaşında görmeye başlar başlamaz tekrar kör olacağı korkusu ile hemen çok sevdiği okumaya başlamış ve buna bütün ömür devam etmiştir. 1983 yılında, 81 yaşında ölünceye kadar okuma adetini terketmemiştir.
Hoffer gençlik yıllarında ana ve babasını kaybetmiş, yaşamını kazanmak için kendisine okuma olanağı verecek fırsatları ve meslekleri yeğlemiştir.New York’tan Kaliforniya’ya göçmüş ve San Francisco bahriye tersanesinde çalışmaya başlamıştır. Bir yandan amele ve liman işçisi olarak çalışırken, öte yandan kendini eğitmeye çalışmıştır. Bütün yaşamı boyunca işçilik ve amelelik yapmıştır. Akşamları eve yorgun argın dönmesine rağmen okuma adetini asla terketmemiş ve yakınındaki bir kütüphaneden ödünç aldığı kitapları okuyarak kendini yetiştirmiştir. En son okuduğu Michal de Montaigne’in Essay’leri, onda kitap yazma isteği uyandırmış ve ilk kitabı olan The True Believers’i yazmıştır… İlk kitabı onun en önemli eseridir.
Eric Hoffer onur ve kendine güvenin ruh sağlığı için önemini ilk farkeden düşünürlerden biridir. Diğerleri kendine güven duygusunun kişiye sağladığı yararlara ve olumlu taraflarına büyük önem verirlerken,, Hoffer, kendine güvensizliğin, öz saygısız ve onursuz bir yaşama sahip olmanın sonuçları üzerinde durmayı yeğlemiştir. Fanatikliğin ve yalnız kendini haklı görmenin temelde kendinden nefret etmeden, kendinden kuşku duymadan ve kendine güvenememekten kaynak aldığını anlamıştır. Stalin ve Hitler’in sapık etkinlikleri onu hem düşündürüp, endişelendirmiş, hem de haklı çıkarmıştır. Hoffer’a göre bir insanın diğerlerinin özel yaşamları ile ilgilenmesi ve dünyasal olguları büyük bir tutku ile kendine göre yorumlama ve yönlendirme isteği, onun kendi yaşamını yeterince değerlendirememesini kompanze etmek çabasından başka bir şey değildir. Hoffer bunu ve diğerlerini The True Believer’de büyük bir ustalıkla ve mükemmel bir şekilde ifade etmesini bilmiştir. Bu küçük kitabın sayfa başına kendisinden on kere daha kalın bir kitaptan çok daha fazla düşünce içerdiği kesindir.
Hoffer’in bu müthiş eseri yalnız orijinal değildir. Aynı zamanda kendi zamanının dominan akademik eğilimlerine karşı bir isyandır. Bütün dünya ve Amerikan psikolojisi Freudian paradigma etkisi altında iken o, Freudian olmayan bir tavır takınmasını bilebilmiştir. Bu gerçekten zamanın en güçlü inançlarından birine karşı yapılan müthiş bir isyan ve başkaldırmadır. Bana göre Hoffer bunu, resmi bir üniversite eğitimi almadığı ve eğitimi bazı dogmalarla yozlaştırılmadığı için yapabilmiştir.
Hoffer kendisine entellektüel diyenleri ben entellektüel değilim, liman işçisiyim diyerek yanıtlamıştır..
Alıntıdır..
.
Son düzenleyen Safi; 11 Aralık 2015 00:38
Biyografi Konusu: Eric Hoffer nereli hayatı kimdir.
Gerçekçi ol imkansızı iste...