Arama

Thomas Samuel Kuhn

Bu Konuya Puan Verin:
Güncelleme: 11 Aralık 2015 Gösterim: 10.317 Cevap: 2
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
9 Şubat 2007       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Thomas Samuel Kuhn

Sponsorlu Bağlantılar
(D. 18 Temmuz 1922, Cincinnati, Ö. 17 Haziran 1996 ABD)
ABD’li bilim felsefecisi ve tarihçi.
Bilimi, topluluk içinde yürütülen bir etkinlik olarak ele almış, bilimlerdeki görüş değişikliklerini açıklamıştır. Ayrıca bilimlerde doğrusal c ve sürekli gelişme olduğu yolundaki görüşü de sarsmıştır.
Harvard Üniversitesi’nde fizik öğrenimi gören Kuhn, 1943’te mezun olduktan sonra II. Dünya Savaşı’na katıldı. 1948’te aynı üniversiteye girdi. 1949’da bilim tarihi konusunda doktora çalışmasını tamamladı. 1956:’ya değin burada bilim tarihi ve bilim felsefesi dersleri verdi. Daha sonra Berkeley’deki California Üniversitesi’nde ders veren ve 1958’de Princeton Üniversitesi’nde profesör olan Kuhn, bu üniversiteye bağlı Yüksek Araştırma Enstitüsü’nde de görev aldı. 1968’de bir süre Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde çalıştı. 1985’te Paris’teki Uluslar arası Felsefe Yüksekokulu’nda dersler verdi. Ardından Princeton Üniversitesi’ndeki görevine döndü.
Kuhn ilk çalışmalarını Aristotales fiziği üzerinde yoğunlaştırdı. Newton mekaniğiyle geçersiz kılınan Aritotales fiziğinin yüzyıllar boyu bilim adamlarınca kabul görmesi olgusundan kalkarak, bu sistemin yayılım alanını araştırdı. Aristotales fiziğinin de tıpkı kendisinden sonra gelen bilim sistemleri gibi, iç tutarlılığa ve açıklama gücüne sahip olduğu sonucuna vardı. Bu yolla bilim dallarında toptan bakış açılarının değişmesi olgusunu belirleyen Kuhn, bu türden değişmelerin devrim olduğu düşüncesiyle tarihi araştırmalara girişti. Önce Kopernik’in Newton fiziğine yol açan devrimini ele aldı.
İlkin Ptolemaios ve Kopernik sistemleri arasındaki temel farkı, yani Yer’in sabit olması ve Güneş’in onun çevresinde dönmesi ile Güneş’in sabit olması ve gezegenlerin onun çevresinde dönmesi tespitleri ele alan Kuhn, her iki bakış açısı için de kendiliğinden açık, saf gözlem verilerinin olmadığını saptadı. Öte yandan herhangi bir bakış açısı olmadan gözlemlerin de anlamlı bir açıklama temeli sağlamadığını belirtti. Böylece Kopernik devriminin bambaşka bir bakış açısıyla yepyeni bir bilim temeli kurduğunu belirledi.
Bundan sonra dikkatini fizik biliminin tarih içinde geçirdiği iki devrime (Newton ve Einstein) çeviren Kuhn, fizik bilimi altında oluşmuş üç sisteminde (Aritotales fiziği, Newton mekaniği ve parçacık fiziği) ilgili oldukları gerçeklik biçimiyle uyumlu olduklarını saptadı. Bu açıdan hiçbirinin ötekiler üzerinde daha ileri ya da tek doğru sistem olma iddiasına hak kazanmadıkları sonucuna vardı.
Buradan bilimsel devrimlerin genel yapısına giren Kuhn, şöyle bir şema belirledi:
Her bilim dalı, tarihinde, bir bilim öncesi bir dönem yaşar. Bu dönemde, belirginleşmiş bir bakış açısı yoktur ve bu dalda araştırma yapan bilim adamları çok çeşitli yollar denerler, çeşitli yöntemler kullanırlar. Zamanla açıklama gücü yüksek olan ve daha ileri araştırmalar yapılmasına izin verilen bir bakış açısı, bir yöntem ya da bir örnek, kendini kanıtlar ve kabul ettirir.
Bu örneğe Kuhn paradigma Msn Star adını verir ve sonraki açıklamalarında, bunun belirli bir yöntem olmadığını vurgular. Buna göre, bilim adamlarının geçerliğini kabul etmelerini sağlayacak herhangi bir bilimsel çalışma (bir teknik, bir yeni deney, b,r gözlem biçim, vb.) bir paradigma olabilir.
Paradigma
’nın yeterli sayıda bilim adamınca kabul edilmesiyle, bilim dalı ilk bilimsel dönemine girer ve bir bilim topluluğu oluşur. Bilim topluluğu da, o paradigma’nın gücüne inanan, kendi çalışmalarında onu örnek alan ve çalışmalarını belirli bir anlaşma biçimi içinde topluluğun diğer üyelerine aktaran bilim adamlarından oluşur. Böylece normal bilim dönemi başlar.
Normal bilim dönemi temelde, bir bulmaca çözme dönemidir. Bilim dalının araştırma alanını belirleyen ve topluluk üyelerinin ortak bakış açısını oluşturan sınırlar içinde, alanın daha bilinmeyen yanları araştırılır ve yeni buluşlar yapılır. Bu dönem, Kuhn’a göre bilimsel bilginin kesintisiz ilerlemesini sağlayan bir dönemdir.
Ama zamanla belirli bir süre normal bilim yapan topluluğun araştırmaları, yavaş yavaş uygunsuzluklara (anomali) karşılaşmaya başlar, çünkü başlangıçtaki paradigma ve onun sağladığı bakış açısı ancak belirli sınırlara kadar geçerlidir, bilim dalının araştırma alanına giren bütün nesneleri kapsayamaz. Topluluk üyelerinin ilk tepkileri, ortaya çıkan uygunsuzlukları bir biçimde açıklamak, hatta giderek göz ardı etmektir. Ama, uygunsuzluklar giderek çoğalır ve bilim topluluğu bunalıma girer. Bunalım içindeki toplulukta, bilim öncesi döneme benzer bir arayış çeşitliliği ve bakış açısı çatışmaları başlar. Bu arada, bakış açısını toptan değiştirebilecek yaratıcılıkta (genellikle genç) bir bilim adamı, ortaya yeni bir paradigma atar ve bilimsel devrimi başlatır.
Yeni paradigma ya da bakış açısı, bilim topluluğunun eski üyelerince genellikle reddedilir. Bunun üzerine, yeni bakış açısını benimseyen genç bilim adamlarıyla yaşlılar arasında bir çekişme başlar ve Kuhn’a göre, yaşlı bilim adamlarıyla ölmesiyle sona erer. Böylelikle yeni paradigma’yı kabul eden genç bilim adamları, yeni bilim topluluğunu oluştururlar ve yeni bir normal bilim dönemi başlar.
Kuhn’a göre bu dairesel gelişme biçiminin tarihinin herhangi bir noktasında durması söz konusu değildir ve bu gelişme de olasılıkla, bilim tarihi içinde hep yinelenecek bir biçimidir.
Bu çalışmalardan sonra Kuhn, dikkatini bilimin dili ve bilimsel bilgi ile gerçeklik ilişkileri üzerinde yoğunlaştırdı. Bu son çalışmalarıyla, Kant’ın “ bilen özne bildiği nesneyi kendisi kurar” anlayışına yakın bir görüşe gittiği doğru görülmektedir.

Başlıca Yapıtları
  • The Copernican Revolution: Planetary Astronomy and The Development of Western Thought (1957; Kopernik Devrimi: Gezegenler Astronomisi ve Batı Düşüncesinin Gelişimi)
  • The Structure of Scientific Revulotions (1969; Bilimsel Devrimlerin Yapısı, 1982)
  • The Essential Tension: Selected Studies in Scientific Tradition ans Change (1977; Gerekli Gerilim: Bilimsel Gelenek ve Değişim Üzerine Seçme İncelemeler)
  • Black-Body Theory and The Quantum Discontinuity, 1894-1912 (Kara Cisim Kuramı ve Kuantum Süreksizliği, 1894-1912)
Msn StarParadigma
AnaBritannica

Son düzenleyen Safi; 11 Aralık 2015 00:49
Biyografi Konusu: Thomas Samuel Kuhn nereli hayatı kimdir.
_Yağmur_ - avatarı
_Yağmur_
VIP VIP Üye
25 Mayıs 2010       Mesaj #2
_Yağmur_ - avatarı
VIP VIP Üye
Thomas Samuel Kuhn
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Sponsorlu Bağlantılar

  • Doğum tarihi 18 Temmuz 1922
  • Doğum yeri Amerika
  • Ölüm tarihi 17 Haziran 1996
  • Mesleği Filozof, Tarihçi
Thomas Samuel Kuhn (d. 18 Temmuz 1922 - ö. 17 Haziran 1996) ABD'li filozof ve bilim tarihçidir. Kuhn'siun en önemli yapıtı "The Structure of Scientific Revolutions" adlı kitabıdır.

Hayatı

Thomas Samuel Kuhn 1922 senesinde Cincinnati´de bir musevi ailenin cocuğu olarak dünyaya gelir. Babası mühendis olarak çalisir. 1940´da babasının da okuduğu Harvard Üniversitesi´nde fizik okur. Üniversite döneminde ayrıca felsefe ve edebiyat dersleri alır ve öğrenciler tarafindan yayımlanan Harvard Crimson gazetesinde yazarlık yapar.
Lisans sonrası 1943´de Harvard´da bulunan bir radyo araştırma laboratuvarında calışır. Orada, Ingiltere´de ve Fransa´da radar teknisyeni olarak calışır. Ikinci dünya savaşından sonra Harvard´a döner. Master´ı aldıktan sonra 1949 senesinde sonrakı Nobel ödüllüsü Jophn H. van Vleck´in yanında doktorasını tamamlar. O zamanlar asıl korucusu Harvard´in Rektörü James B. Conant´dır. Conan Kuhn´u bir fizikci için çok sıradışı olan Harvard Crimson´daki çalışmaları ve bir edebiyat-felsefe külübüne katılmasından dolayı protejesi olarak seçmiştir. Conant´in isteği üzerine Kuhn, henüz doktorasını tamamlamadan önce bir bilim tarihi kursu vermiş. Bu verdiği kurs kendisini o kadar etkiler ki, bunun ardından bir fizikci olmaktan vazgeçer ve bir tarihci ve felsefeci olmaya karar verir.
Yine Conant´in önerisi üzerine Kuhn Harvard´daki Society of Fellows birimine üye olur. Orada bilim tarihi ile ilgilenir, asıl ilgisi ancak her zaman bunun felsefeye olan etkisi olmuştur. Kuhn 1956´da Berkeley Üniversitesi´nde bilim felsefesi ve tarihi dalında yardımcı profesör olarak başlar, ve bir kaç sene sonra full profesörlüğü kabul eder. Berkeley´de "Bilimsel Devrimlerin Yapısı" adlı eserini yazar. Bu kitap (kendisi onun için "Essay" [deneme] der) aslında International Encyclopedia of Unified Science ansiklopedisinin bir parçası olarak tasarlanmştı. Kuhn´un çıkış noktası o zamanlar henüz pek tanınmayan ve Ludwik Fleck tarafından yazılan ve Kuhn´un kendi görüşlerinin coğunu içinde barındıran Entstehung und Entwicklung einer wissenschaftlichen Tatsache adlı eserdir.
1964´ten 1979´a kadar Princeton Üniversitesi´nde öğretim üyesidir. Sonra MIT Massachusetts Institute of Technology, Cambridge MA)´ye geçer ve burada 1991´de emekliliğe ayrılana kadar kalır. Kuhn International Academy of Science´ın kurucularından. Bu çok etkilediği kurum tarafından Thomas Kuhn Award ödülü verilmekte.
Thomas Samuel Kuhn 1996´da 73 yaşında kanser yüzünden vefat eder.
Kuhn'un bilimsellik görüşünde iki önemli kavram vardır.Bunlar paradigma ve bunalım kavramlarıdır.

Kuhn'un felsefe etkinliği üç aşamalıdır. İlki normal (olağan bilim etkinliği) ikincisi olağan üstü bilim etkinliği ve sonuncusu bunalımdır. Olağan bilim, bir paradigma var olduğu zamanki dönemdir. Paradigma iki yanlıdır. İlk olarak yeni gelenek başlatır. Eski geleneğe inananları kendine bağlar. Diğeri ise örnek sorunlar ve çözümler sunmasıdır. Gelecek nesillere yeni soru ve sorunlar bırakacak kadar geniş uçludur. Büyük başarıyı temsil eden,ilişkin olduğu alanda nesneyi başarılı olarak açıklayabilen, bilimsel gelişmelere açık olan, gelecek kuşaklara çözülecek problem bırakan yapıtlar paradigma oluştururlar.
Doğa yasalarını andıran ona sığmayan birtakım sanılardan oluşan çerçevelere paradigma denir.

Bir bilim topluluğunda bir paradigma oldugunu düşünelim. Bu bir süre iş görür. Bir süre sonra bir yerde kuramla olgu arasında uyuşmazlık çıkar. Bunu ele almak bunalıma yol acar. Paradigmanın çözemeyeceği bir durum olduğunda bunalım derinleşir. Bu paradigmanın işe yaramadığını gösterir. Yeni paradigmaya zemin hazırlar. Yalnız, aykırı tek bir örnekten ötürü paradigma yanlışlandı diye kenara bırakılamaz.

Paradigmanın güvenli olmadığı durumlarda, yeni açıklayamadığı bir şey olduğu durumlarda bunalım yaratmak gerekir. Eski paradigmaya inanan bilginler kopsun diye yapılır bu. Böylece olağan üstü bilim etkinliği dönemi gelir. Bu yeni paradigma ortaya çıkana dek sürer. Olağan üstü bilim etkinliği iki paradigma arasındaki bir geçiş dönemidir. Bu geçiş birikimsel değil, devrimseldir.

Kuhn bilimin bu işleyisini bilim tarihine bakarak bildiğini söyler.

Bilimin iki türlü boyutu vardır:
SOSYOLOJİK BOYUT: Bilgi saf toplumda yaşamaz. Mutlaka çevre etkisi vardır. Topluluk onları belirler. Bu nedenle birtakım paradigmalar olmak zorundadır.

PSİKOLOJİK BOYUT: Yeni paradigma oluştururken ki durumdur. Eski paradigmadan yeni paradigmaya bağlanmak zordur. Kuhn bunu din değiştirmeye benzetir.

KUHN'LA GELEN TUTUM DEĞİŞİKLİKLERİ
Bilim tarihini hesaba kattı. Geçmişte bilimsel başarılar ortaya koyarken bilginler nasıl yol izledi? Bilim tarihine bakarız ve "nesnellik ve saf deneyci tutumun" olmadığını görürüz.
Sosyolojik boyutu hesaba kattı. Önceden bilginler yalıtık varlıklarmış gibi davranıyorlardı. Buluş bağlamı sırasında bilgin tüm kabulerden bağımsız olmalı gibi bir düşünce vardı.
Psikolojik boyutu hesaba kattı. Bilginler yeni paradigmayı kabul ettirebilmek için us dışı yöntem (ikna etme) kullanırlar. Eski paradigmayla iş gören toplumlar kendi inançlarını sürdürmekte israrlı olurlar.
"İnşallah"derse Yakaran..."İnşa" eder YARADAN.
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
18 Ekim 2015       Mesaj #3
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Thomas Samuel Kuhn

Ad:  Thomas Samuel Kuhn.jpg
Gösterim: 1288
Boyut:  26.4 KB

Benzer Konular

13 Ekim 2015 / KisukE UraharA Bilim ww
23 Nisan 2014 / Ziyaretçi Cevaplanmış
21 Kasım 2012 / kerberosss Dünyadan
1 Mayıs 2010 / _Yağmur_ Bilim ww
8 Haziran 2012 / Mavi Peri Bilim ww