Arama

Kadın ve Erkek - Sayfa 18

Güncelleme: 1 Ekim 2016 Gösterim: 207.664 Cevap: 214
HerHangiBiri - avatarı
HerHangiBiri
Ziyaretçi
21 Kasım 2008       Mesaj #171
HerHangiBiri - avatarı
Ziyaretçi
Kadın ve Erkek


Sponsorlu Bağlantılar
Araştırmalara göre ilk 30 saniye bir ilişkinin yaşanıp yaşanmayacağını anlamak için yeterli bir süre.

Kadının olumlu sinyaller vermesi halinde erkeğin hatalı bir davranışı ilişkinin başlamadan bitmesine neden olur.

İşte çiftlerin birbirlerinde aradıkları özellikler

Espri yeteneği: Bir kadını veya erkeği güldürebilmek, kalbinin yarısını da kazanmak demektir. Espri yeteneği çok hafif ama etkili bir silah, küçük ama her şeyi bir anda değiştirebilecek bir detaydır. Zekice yapılan espriler, sohbetin samimileşmesini sağlayacak en etkili yöntemdir.

Gülümseme: Kadınların erkeklerde aradıkları en önemli özelliklerden biri de güleryüzdür. Gülümseme, sizi çekici kılan unsurlardan biridir. Yüzünüzü aydınlatan sıcak bir gülüş, onu elde etmenizi sağlayacaktır. Sonuç, kesin ve çabuktur. Üstelik gülümsemeniz sizin ne hissettiğinizi bütün kelimelerden daha iyi anlatır. Eğer mutluysanız, birinden hoşlanıyorsanız, aşıksanız veya onun için deli oluyorsanız, bunu tek kelime bile etmeden sadece bir gülümseme ile ilan edebilirsiniz.

Doğallık: Bütün çekiciliğinizi olduğunuz gibi gösterebilirseniz, yani doğal olabilirseniz, kesinlikle karşınızdakini etkileyebilirsiniz. Hayatı ve insanları sevmek, yaşam enerjisi ve heyecan erkekleri de kadınları da çeker. Üstelik hiç çaba sarfetmeden, doğal bir şekilde...

Sürprizler: Kadınlar ve erkekler sürprizlere bayılırlar. Özel günleri fırsat bilip, ona mutlu olacağı hediyeler armağan edin. Vereceğiniz hediyenin içine romantik bir şiir ya da aşkınızı esprili bir şekilde ifade edecek minik bir kart eklemeyi de unutmayın. Ne kadar etkili olduğunu göreceksiniz.

Doğru hediyeler: Kadınlara ve erkeklere en doğru hediyeyi seçmek, onun kalbini onikiden vuracaktır. Kadınları çiçek, parfüm ve güzel ambalajlanmış bir çikolata etkileyeceği gibi, erkekleri ise kalem ve kravatla etkileyebilirsiniz.


HÜRRİYET

peaceful - avatarı
peaceful
Ziyaretçi
21 Kasım 2008       Mesaj #172
peaceful - avatarı
Ziyaretçi
evlilik20sakiz20gibidirzy3

Sponsorlu Bağlantılar
HerHangiBiri - avatarı
HerHangiBiri
Ziyaretçi
23 Kasım 2008       Mesaj #173
HerHangiBiri - avatarı
Ziyaretçi
Erkekler kaştan, kadınlar kokudan etkileniyor


imperiaflex 0 3 0


ABD Psikoloji Derneği'nin raporuna göre, erkekler, kendilerine partner seçerken kaş ve gözlere kadınlar ise kokuya dikkat ediyor.

Erkekler özellikle kalkık kaşları seks mesajı olarak algılarken; kadınlar ten kokusundan etkileniyor. New York'taki Brown üniversitesi'nden Prof. Rachel Herz'in 231 genç üzerinde yaptığı araştırmada kadınlar, temiz ve doğal kokulu erkeklerin arzu uyandırdığını söyledi.

Profesör Adam Brown'un yaptığı bir diğer araştırmada, erkeklerin düşük kaşlı kadınları çekici bulmadığını ortaya koydu. Flört sinyali "Kadınların hoşlandıkları bir erkekle buluştuğunda kaşlarını kaldırdığı" teorisinden yola çıkan Brown, denek erkeklere üç farklı kadının fotoğrafını vererek, hangisini çekici bulduklarını söylemelerini istedi. Erkek deneklerin tümü kaşları kalkık olan kadını en çekici kadın olarak değerlendirdi.


EN SON HABER
HeliX - avatarı
HeliX
Ziyaretçi
24 Kasım 2008       Mesaj #174
HeliX - avatarı
Ziyaretçi
Çok iyi başlayan aşklar var, sevdalar var. Ama kısa bir süre sonra bu ilişkilerin pek çoğunun hayal kırıklığı ile sonlandığını görüyorsunuz. Neden?

Aşkın “imkansız” olduğunu hepimiz bir şekilde öğreniyoruz. Ya şarkılardan ya şiirlerden veya yaşayarak.
Eş seçimi yaparken kimi insanlar alt benliklerini (id) ön plana çıkarır ve cinsel çekiciliği çok önemserler. Kaslı vücutlar, kıvrımlı kalçalar, dar kalçalar, uzun bacaklar vs.
Kimileri üst-benliklerini ön plana çıkarır (süperego) .Birlikte olacağı insanın toplumsal konumu, ahlaki tutumu, adil ve kibar mı, sosyal ortamlarda nasıl? gibi özellikleri önemserler.
Kimileri de benliklerini önemser, bencil (egoist) davranırlar. Birlikte olacakları insan zengin mi? Olanakları olan bir insan mı? Doyuma odaklanmış akıl bu kişilerde ön plana çıkar.
Aşkı ve sevdayı id , ego, süper-ego düzeyinde ele alabiliriz. Ama bu bize yalnızca iki boyutlu bir bilgi verir. Kavrayışımızın içine üçüncü bir boyutu katmak zorundayız.
Bu üçüncü boyut da “zamandır”.
Çiftlerden biri obsesif olduğu için vicdan ve adalet kavramlarını ön plana çıkarabilir. İlişki içinde ne kadar haklı olduğunu sevgilisinin “haksız” olduğunu arkadaşlarına anlatmaya çalışabilir.
Çiftlerden biri şizoid özellikli bir narsisizmi olduğu ve birazda antisosyal özelliği olduğu için daha rasyonel, çevreyi önemsemeyen bencil ve ben-merkezci bir ilişki kurmaya çalışabilir.
Çiftlerden biri histerik yapıya sahip olduğu için bedensel güzellik, ayartıcılık, yakın olma isteği ile bunları dengeleyen dokunulmazlık, asalet, uzaklık gibi özelliklere sahip olabilir. Sevgilisinde kıskançlık duyguları uyandırır.
HerHangiBiri - avatarı
HerHangiBiri
Ziyaretçi
28 Kasım 2008       Mesaj #175
HerHangiBiri - avatarı
Ziyaretçi
Aşka bağımlı mısınız?


Kadın ve Erkek


Aşkın beyinde tıpkı kokain gibi bir etki yarattığını biliyor muydunuz? Yoksa siz de aşk bağımlısı mısınız?

ABD'de New Jersey, Albert Einstein ve New York üniversitelerinden psikolog ve nörologların yer aldığı bir ekip tarafından yapılan araştırmada, aşk duygusunun tıpkı açlık ve susuzluk gibi temel duygular arasında yer aldığı ve çok güçlü olduğu dile getirildi. Araştırmada, çılgınca âşık ve terk edilmiş gençlerin beyinleri 'scan' edildi. Sevdiklerini düşünmeleri söylenen deneklerin beyninde hep aynı bölge aktif oldu. Bu bölgenin mutluluk veren dopamin hormonu salgısına uğradığını belirten araştırmacılardan Prof. Helen Fisher, "Tüm temel dürtüler dopamin sistemiyle ilgilidir. Aşk da öyle... Dopamin temel ihtiyaçların tatmin edildiğini gösterir" dedi.

Yapılan testler sırasında beyindeki motivasyon ve ödül sistemi bölgesi denilen kesimin, yemek yeme, su içme, kokain alma ya da kız arkadaşla telefon görüşmesi yapma gibi gereksinimlerin karşılanması sırasında aktif olduğu görüldü.

"Bağımlılık çok güçlüdür. Kokain bağımlılığı da dopaminle ilgilidir" diyen Prof. Fisher, yeni âşıkların çok enerjik olmasını da dopamin etkisine bağladı. Prof. Fisher, "Dopamin dikkat odaklanmasını sağlar. Bu yüzden âşıkların gözünde sevdiklerinden başkası yoktur" dedi.


HÜRRİYET
HerHangiBiri - avatarı
HerHangiBiri
Ziyaretçi
1 Aralık 2008       Mesaj #176
HerHangiBiri - avatarı
Ziyaretçi
Evli çiftlere psikolojik öneriler


r ahfjszcyaimdcr6xmfgr


Ailenin, sağlıklı bir toplumun temel taşı olduğunu kaydeden Psikolog Dr. Murat Kemaloğlu, “Sürekli birlikte yaşamak zor bir iş. Sorun çıktığında gerçek bir uzmana başvurmaktan çekinmemek gerekir” dedi.

Sorunları çözmenin en iyi yollarından birinin, insanın bakış açısını değiştirmek olduğunu belirten Kemaloğlu, şunları söyledi: “Aile bireyleri arasında çeşitli sorunlar çıkabilir. Bir sorun çıktığında, olayı, karşımızdaki kişinin bakış açısıyla görebilmeliyiz. Eşlerin, birbirine saygı ve şefkat duygularıyla yaklaşması da evlilik kurumunun mutlu sürdürülmesi açısından son derece önemlidir.”

Hayal, monotonluktan kurtarır

Yeni evlenen çiftlere küçük bir terapi de uygulayan Kemaloğlu, çiftlerden, gelecekte sahip olmayı arzuladıkları şeyi hayal etmelerini istedi. Çiftlerden gelen yanıtları değerlendiren Kemaloğlu, mutlu ve başarılı olmanın yolunun hayal kurmaktan geçtiğini dile getirerek, yeni evli çiftlere, ‘Hayal kurun, mutlu olun’ önerisinde bulundu. Hayal kurmanın kişilik gelişimini artırdığını da belirten Kemaloğlu, ‘Hayal etmediğiniz bir şeye sahip olamazsınız. Bu da insanı monotonluğa ve mutsuzluğa iter’ diye konuştu. Çiftlerden gelen soruları da yanıtlayan Kemaloğlu, çiftlerin, evliliklerinde sıkıntı yaşamaları halinde kendisine başvurabileceklerini de sözlerine ekledi.
HerHangiBiri - avatarı
HerHangiBiri
Ziyaretçi
2 Aralık 2008       Mesaj #177
HerHangiBiri - avatarı
Ziyaretçi
Seni Seviyorum Diyebilmenin Güzelliği


fgSr6aJL3y4k


Sevmek...Tanrının bize bağışladığı en yüce duygulardan bir tanesi... Yaşamımıza renk katan yegane şey. Sevmek ve sevildiğini hissetmek, hissettirmek. Sevmek... her şeyi, dünyayı, yaşamayı, insanları, kuşları, çiçekleri, denizi, suyu, herşeyi, kendimizi bir de. Biz ulus olarak sevgi dolu insanlarız aslında, yüreğimiz hep bu ışıltılarla dolu. Ama sevgimizi dile getiremiyoruz yeterince. Hep içimizde, yüreğimizde saklı tutuyoruz, nedense kullanmayıp saklıyoruz. Halbuki ne güzel iki kelimedir “ seni seviyorum ” diyebilmek. Bu gizemli kelimeyi kullanmaktan korkmasak, içimizden geldiği gibi ve hissettiğimiz anda söyleyebilsek keşke sevdiklerimize.

Dünün , sabahın ilk ışıklarında yeni açmış bir çiçeğin yaprağındaki çiğ tanesi ile size gülümsemesini bir kez. içimizi mutlulukla dolduran bu sıcak tablo karısında “ seni seviyorum güzel çiçek” demek, ne hoş bir karşılamadır onu. ( aptalca mı geliyor size, gelmesin lütfen) Yada aynada yüzünüze bakarken içten gelen bir gülümseme ile kendi kendimize “ seni seviyorum ” desek, diyebilsek keşke.

“ seni seviyorum ” öyle sihirli ve güçlü iki sözcüktür ki aslında; söylendiği anda karşımızda akan suları bile durdurur anında. Eşimize, kızımıza, sevgilimize, emektar köpeğimize, yetiştirdiğimiz çiçeklere, büyüklerimize , tüm sevdiklerimize söyleyelim her an içimizden geldiğinde; duraksamadan,” acaba tepkileri ne olur, yada çok söylemeyeyim etkisi azalır ” diye düşünmeden. Olabilir mi hiç böyle bir şey, etkisi azalabilir mi hiç. Bu iki sözcük ne kadar sık kullanılırsa insanın içini o kadar okşar, o kadar sevgi ile doldurur, ilişkileri düzene sokar, uzaklar hemen yakınlaştırır, mesafeleri yok eder. Ne güzel bir şeydir bunu sıkça kullanabilmek, alışkanlık haline getirip söyleyebilmek.

Hayatın ne kadar acımasız, ne kadar kısa olduğunu, belki yarın sevdiğimiz ve değer verdiğimiz kişileri bir daha bulamayacaımızı düşünecek olursanız; bence şu anda, şu saniyeden itibaren, daha fazla geç kalmadan söyleyelim, haykıralım sevgimizi; “ seni seviyorum ” diyelim.

Eşimizi yada sevdiklerimizi yolculuğa uğurlarken hazırladımız bavulun içine, giyisilerin arasına “ seni seviyorum ” yazan minicik notlar iliştirelim. Bizden önce eve geleceğini bildiğimiz anlarda yine onlar için evin çeşitli yerlerine “ seni seviyorum ” mesajları bırakalım. İnanın o mesajları gördüklerinde yaşayacakları mutluluğu kelimelerle anlatmak mümkün olmaz. Bu öylesine güzel bir sıcaklık, öylesine güzel bir yakınlaşmadır, sözcüklere sığdıramazsınız gücünü.

İçimizde tutup, saklayıp, ayda yılda bir kez söylediğimizde; hayatımızdaki “keşkelerin” sayısı hızla artacaktır inanın buna. Oysaki “keşkelerin “geri dönüşleri yoktur; giden yıllarla birlikte onlarda gider, yakalayamazsınız.

O halde gelin kullanmaktan çekinmeyelim, “ seni seviyorum ” demeyi de sevelim, tüketelim bolca. Bilin ki siz kullandıkça tükenmeyecek, size geri dönşleri katlanarak artacaktır.


Belgin Eryavuz

Kaynak
HerHangiBiri - avatarı
HerHangiBiri
Ziyaretçi
3 Aralık 2008       Mesaj #178
HerHangiBiri - avatarı
Ziyaretçi
Aşk acısı çekenlere tedavi yolları


ask kadin mankenler evlilik ask iliskiler


Aşk acısı çekiyorsanız yada karşılıksız bir sevdaya düşmüş iseniz kurtulmanız imkansız değildir. Sadece biraz çaba sarfetmeniz gerekir. Yapmanız gerekenlerden bazılarını aşağıda maddeler halinde bulabilirsiniz.
  1. Kesinlikle içinizde geri dönermi dönmez mi şeklinde bir umut bırakmamanız, kararlarınızı ona bırakmamanız ve onun düşüncesi ne olursa olsun kendi kararınızı uygulamanız gerekir.
  2. Artık ondan vazgeçtikten sonra ona karşı hayranlık yada nefret duyguları beslememeniz gerekir. Özellikle de bir sebepten ayrıldığınız yada sizi reddeden birine karşı nefret besleyebilirsiniz; fakat nefretiniz onu unutmanızı zorlaştıracaktır.
  3. Size onu hatırlatacak duygu yüklü şarkılardan kaçınmalısınız. Bu çok önemlidir. Bu şarkıları dinlemeye devam ederseniz bu yazıyı hiç okumayın daha iyi. “Çoktan unuturdum seni çoktan Ah bu şarkıların gözü kör olsun”
  4. Eğer mümkünse ondan ve çevresinden uzaklaşmanız yararınıza olacaktır.
  5. Eğer uzaklaşmak mümkün değilse, onunla konuşmayacağım veya görmemezlikten geleceğim diye kendinizi kasmanız bir işe yaramayacağı gibi, tam ters sonuçlar da alabilirsiniz. Onu görmekten ve onunla konuşmaktan kaçınmak yerine ona herhangi biriymiş gibi davranmak en mantıklı davranış olacaktır.
  6. Mümkünse ona olan sevginizi hiç dile getirmemeniz, özellikle üçüncü şahıslardan ve hatta kendinizden bile saklamanız yararınıza olur.
  7. Kendinizi yeniden aşık olmak için zorlamayın. Bana göre en çok yapılan hata budur. Birini unutmak adına kendinize yapay bir aşk elde edebilirsiniz ve durumunuzun daha da karmaşıklaşmasına neden olabilir.
  8. Son olarak “ben hiç bir zaman onu unutamayacağım” şeklinde sıradan insan düşüncesine kendinizi kaptırmayın. Mutlaka unutacaksınızdır. Bir çok kişi unutamam sanmış ama unutmuştur.
“bir rüyadır gelir geçer
her aşk bir gün hayal olur
unutulmaz denen günler
unutulur unutulur..”


HerHangiBiri - avatarı
HerHangiBiri
Ziyaretçi
4 Aralık 2008       Mesaj #179
HerHangiBiri - avatarı
Ziyaretçi
İdeal Eş Var mı?


ps i love you 277x300


İdeal eşinizi nasıl bulacaksınız? Eşinizin ya da hayatınızdaki yakışıklının sizin için ideal olduğunu nereden bileceksiniz?

İnsanın kendi çabalarıyla ideal eşini bulması olanaklı mı, yoksa bu durum öylesine kendiliğinden mi oluşuveriyor? Aslında sizin de kolayca tahmin edeceğiniz gibi ideal evliliklere nadiren rastlanıyor. Buna karşın evlilik kararını veren herkes, bunun kendisine yeryüzündeki en büyük mutluluğu getireceğine inanıyor. İnsanlar umutlarını bu tek maceraya bağlıyor ve nadiren ruhlarının arzu ettiğini elde ediyorlar. Evliliklerin çoğu, karşılıklı hoşgörüden başka bir şeye dayanmıyor. Çoğu çift yalnızca toplumun baskısı nedeniyle bir arada olmayı sürdürüyor. Bunlar birbirlerine karşılıklı uyum ilkesinden daha yüce bir bağla bağlanmış değiller.

Evliliklerde tutkunun ateşinin, fiziksel güzelliğin çekiciliğinin azalması veya yitirilmesiyle birlikte sönmesinden sonra, çoğu erkek ve kadının bekleyebileceği en iyi şey, geriye iyi bir arkadaşlığın kalması oluyor. Böylesi arkadaşlık dünyanın en soylu ve güzel birlikteliklerinden olmasına karşın, bu durumu paylaştığınız insan, ideal eşiniz demek değil. Ezoterik bilimlerle uğraşanlar bunun için ideal eşini bulmuş olanları “eşruhlar” olarak adlandırıyor; bu birliğin evlilikteki sevgiden çok daha büyük boyutlara ulaştığını söylüyorlar.

Bilinçaltı gerçek eşini talep ediyor

Evlilikteki sevginin yakın ve yaşam boyu süren bağı, karşılıklı binlerce gereksinim, şefkat duyguları, anılar ve arkadaşlıktan doğan duygudaşlık temeline dayanıyor. Oysa eşruhların birbirlerine duydukları aşk, herhangi bir oluşuma bağlı değil. Bu aşk, tam olgun olarak doğuyor ve diğer tüm bağları aşıyor. Araştırmaları sırasında bu deneyimi yaşamış pek çok insanla tanışmış olan Dion Fortune bu bağı şöyle tanımlıyor: “Bu o denli kuvvetli bir bağ ki, yeni bir oluşum olarak kabul edilemez. Bu daha çok geçmiş yaşamlarda gelişen bir tutkunun reenkarnasyonudur. Bilinçli zihin her ne kadar bunun farkında olmasa da bilinçaltı bunu anımsar ve eşini talep eder.”

Peki diyelim ki, birlikte olduğunuz insana aşıksınız, onunla uyum içindesiniz; aranızdaki hiçbir tarz farkının sizin için önemi yok. Her an birbirinizi düşünüyor ve arzuluyorsunuz. Acaba o sizin eşruhunuz mu? Değilse aradaki farkı nasıl anlayacaksınız? Dion Fortune, çoğu kez sıradan tutku ya da ani duygusal çekiciliklerin, kolayca abartılarak olduğundan daha yüksek bir düzeydeymiş gibi algılanabildiğini söylüyor. Ruhsal evrimin alt süreçlerinde olan bireyler, ani ve denetlenemez tutkulara fazla eğilimli oluyorlar. Herhangi biriyle sürekli ve uyumlu bir beraberlik sürdüremeyecek kadar benmerkezci, kendi sınırlamaları ve tensel zevklerine bağımlı olan bu insanların eşruhlarını bulma yolunda kat edecekleri çok fazla aşama var. Eğer onlardan biriyle birlikteyseniz ve ideal eşinizi arıyorsanız, onunla hemen “belki başka zaman” diyerek vedalaşın. Çünkü bu tiplerin arzuları karşılığında verebilecekleri pek az şeyleri oluyor ve bunları yönlendirmeyi üstlenen biri çok geçmeden karşılığını alamadığı bu ilişkiden bıkıyor.

Ezoterik felsefeye göre insanların çoğu kendileriyle aynı “ışın düzeyinde” olan herkesle mükemmel ve tatmin edici bir birliktelik yaşama gücüne sahip. Kendi ışın düzeyimizde olan herhangi biriyle karşılaştığımızda da temel bir uyum duygusu oluşuyor. Çünkü ruhsal evrim sürecinin aldığı yol ve spiritüel nitelikler, bunlar ister gelişmiş, isterse ilkel düzeyde olsunlar, temelde aynı içeriğe sahipler. Ancak spiritüel eşleşme, yalnızca aynı ışın renginde olanlar arasında gerçekleşebiliyor. Dion Fortune, “Gelişim sürecinin farklı yönlerde oluştuğu bireylerde bu bağın güçlenmesini beklemek yararsızdır. Bir insan yaşamını askerlik mesleğine adamışsa, yaşamını ülkeler arasında barışın sağlanmasına adayan eşiyle yan yana yürümesi mümkün olmayacaktır” diyor.


HerHangiBiri - avatarı
HerHangiBiri
Ziyaretçi
5 Aralık 2008       Mesaj #180
HerHangiBiri - avatarı
Ziyaretçi
Kadınlar ve erkekler arasındaki 9 fark


kadC4B1nerkek


1. Başarı: Başarılı erkek eşinin harcayacağı miktardan daha fazlasını kazanabilendir. Başarılı kadın ise böyle bir erkeği bulandır.

2. Para: Bir erkek alışveriş yaparken 10 liralık ürüne 20 lira verebilir. Kazık yemeye her zaman açıktır fakat bir kadın 20 liralık bir ürüne 10 lira verir çünkü indirim dönemlerini çok iyi takip eder.

3. Banyo: Bir erkeğin banyoda bulunan eşyası sayı olarak beşi geçmez. Diş fırçası, traş kremi, traş bıçağı, sabun ve havlusu vardır. Fakat bir kadının banyosunda gerekli olduğunu düşündüğü 337 tane eşyası olabilir.

4. Tartışma: Herhangi bi tartışmada bir kadının her zaman söyleyecek son bir sözü vardır. Bu son laftan sonra bir erkeğin söyleyeceği her söz yeni bir tartışma başlatır.

5. Kediler: Kadınlar kedileri sever. Erkekler ise kedileri sevdiklerini söylerler fakat kadınların görmediği bir arada erkekler kedileri tekmeler.

6. Gelecek: Bir kadın gelecekten sadece bir koca buluncaya kadar kaygı duyar. Erkek ise evleninceye kadar kaygısız ve tasasız yaşar.

7. Dışarıda yeme: Dışarıda yemek yerken fatura geldiğinde erkekler her zaman hesap ödemeye mahkumdur fakat kadınlar sadece yer ve masadan kalkar.

8. Evlilik: Bir kadın kocasının değişeceğini düşünerek evlenir. Fakat değişmez. Bir erkek ise eşlerinin hiç değişmeyeceğini düşündükleri için evlenir.

9. Giyim: Bir kadın bakkala gitmek için, çöp atmak için hatta çiçek sulamak için bile giyinebilir. Erkekler ise sadece düğün ve cenazelerde giyinmeyi sever.



Benzer Konular

21 Haziran 2018 / Ziyaretçi Cevaplanmış
11 Şubat 2018 / Misafir Cevaplanmış
24 Ağustos 2012 / Misafir Sağlıklı Yaşam