Arama

Aşk ve Romantizm'e Dair - Sayfa 18

Güncelleme: 4 Mart 2017 Gösterim: 111.697 Cevap: 216
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
15 Ağustos 2006       Mesaj #171
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
yakomoz106cb1

Sponsorlu Bağlantılar
Usulca Öperek Gözlerimden, Düşlerimi Alsana Kollarına...

Sırrım,yasağım,sebebimsin bu karmaşık dünyada, nefesimsin soluk soluk tertemiz dağ havası gibi içime çektiğim.... Bir çocuk masumiyetiyle beni sürekli gözünden sakınır gibi koruyan anamsın babamsın. Yoldaşımsın sırdaşımsın gönüldaşımsın her derdime ortak olan...Sevdiğimsin... Karımsın... Ruh eşimsin..Ama rahat değilsin yeterince, bunu biliyorum. Bir şeyler aklını deşiyor. Kalbine bir sızı veriyor olmalı o son sözlerim, hareketlerim...Benim sevgi sağanağımda ıslanmadan yürümeyi başaranlardansın sen birtanem..Yangınımsın sensiz gecelerde beni yakan, sabrımsın sensiz saatlerde teselli veren, mutluluğumsun, umudumsun uzaklardan bana nefes gibi içimde dolanan, damarımdaki kansın sıcacık içimde dolanan, çarpan kalbimdesin her an her dakika hissettiğim...
Yalnızlığımın yaşamla kırılma noktasında ve pes edeceğim o kötü anlarımda karşıma çıkıp bana hayatı sevdiren ve yaşanılası yapansın sen.Hiç farkındamısın..Gecenin tam ortasında yüreğim haykırıyorsa seni susmalı evren, hiçbir ses yüreğimden daha anlamlı ve derin konuşamaz ki bu saatlerde.Dinle hayatımın kadını, sen dinle beni. Yüreğinin kapılarını arala biz seninle konuşmadan anlaşabiliyoruz sadece beni hisset bu gece...Yüreğini verdiğin ben, sana mühimmat taşımak istiyorum, bu bir türlü içinden çıkamadığın ve hep bir savaş verdiğin sevdamıza...
Usulca öperek gözlerimden..düşlerimi alsana kollarına....sabaha az kaldı küçüğüm.. İnandığın zaman aşk’a..kıskanırsın..Kıskandığın an’da.. zaten aşksın..benim aşkım..Sende farklı bir tarafı var hayatın..Farklı bir yüzü..daha farklı bir tadı..Eskimeyen..Hiç eskitmeyen..Hep beni sevdiğini haykıran..seni seviyorum!!!!!


Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
15 Ağustos 2006       Mesaj #172
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
kalp004
AŞKA DAİR NE VARSA
Sponsorlu Bağlantılar

Hep hayallerle yaşamayı arzu ediyorum.
Çünkü hayallerime kimse karışmıyor,
Hep hayallerimde seviyor, seviliyorum
Aşka dair ne varsa hepsini orada tadıyorum ..

Dostluklar bile artık sahte, ikiyüzlü oldu,
Şimdiki güller eskisi gibi kokmaz oldu,
Sevgi diye açtığım mektuplar kahır doldu,
Aşka dair ne varsa hepsini orada sanıyorum ..

Sevdim hep, sevmediğim olmadı şu cihanda,
Verdim hep, vermediğim olmadı bu alemde,
Yazdım hep, yazmadığım olmadı bu hayatta,
Aşka dair ne varsa hepsini orada biliyorum ..

Biliyorum yine bana küseceksin bir bahaneyle,
Seviyorum diyeceksin belki önünde bir sananeyle,
Kor ateş düşen yüreğime gel bir derman eyle,
Aşka dair ne varsa hepsini orada yazıyorum ..

Hayal deyip sakın sevgini esirgeme yüreğinden,
Gün gelir elbet gerçek olur inanarak sevdiğinden,
Sen de içersin Tanrıdan dilerim benim içtiğimden,
Aşka dair ne varsa hepsini orada yaşıyorum ..




kalp004

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
17 Ağustos 2006       Mesaj #173
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Aşk ve Ayakkabı

Aşklar da ayakkabılar gibidir...
Bazıları çamur yağmur, toz toprak kar buz gibi her türlü "kötü hava" koşullarına dayanıklıdır.
Bazılarıise ummadığınız kadar kısa zamanda çabucak "yamulur" ilk yağmurlu havada "altı açılır" veya güzel havalarda bile "iki günde bozulup" gider.
Aşkları da ayakkabılar kadar "itinayla" seçmezseniz, tıpkı ayağınızda oldugu gibi yüreginizde NASIR oluşabilir.
Dar gelen bir ayakkabıyı sadece tarzını beğendiğiniz için "zamanla açılır" diyen satıcıya inanarak alırsanız, zaman içinde ayak kemiklerinizde "deformasyon" başlar.
Ruhunuzu daraltan bir aşk içinde yalnızca fiziksel beğeniye kapılıp "zamanla düzelir" diyenlere kanarsanız, yine zamanla içinizdeki olumlu duyguların "çarpıldığını" görebilirsiniz.
Aşık olabileceğiniz insan türü, tıpkı ayakkabılar kadar değişik stillerde, farklı kalitelerde ve sayısız "renktedir"....
Aşkı bir çeşit serüven olarak "spor" gibi yaşayanlar, aynen "spor ayakkabı" gibi dikkat çekici ve rahat kişileri bulurlar.
Tersine aşkta tutucu ve istikrarlı olmayı benimseyenler "klasik ayakkabı" gibi muhafazakar çizgiler taşıyanlara tutulurlar.
Dekolte ayakkabılar gibi sadece cinsellik ve eğlence zevkleriyle ateşlenen aşklar vardır.
"Bez" ayakkabılar gibi kısa ömürlü "tatil aşklari" ise hemen herkesin kişisel tarihinde mevcuttur.
"Marka" ayakkabı alir gibi, sevgilinin kariyerine ve maddi durumuna tutulan" aşıklar görürsünüz.
Katı plastikten "yağmur çizmesi" edinir gibi mantık süzgecinden geçirip "işe yarar" biçimde yaşamak isteyenleri de bilirsiniz.
Ayrıca ne tuhaf ki, psikolojik testlerde "zaafı" olup evine sayısız çesitte ayakkabılar yığan insanların aynı zamanda ''değişik" türde aşklara da zaafı olduğu söylenir.
Evet aşk "ayakkabıdır".
Aynen ayakkabınıza bakım yapmayıp "hor" kullandığınız zaman kolayca eskittiğiniz gibi, aşkınıza da dikkatli davranmayıp özen göstermediğiniz zaman kısa sürede "eskitirsiniz".
Ve nasıl ki "delik" bir ayakkabıyı tamir ettirdiğinizde yalnızca "bir miktar" ömrünü uzatmış olursanız; "delik" bir aşkı onarmaya kalkıştığınızda da "asla eskisi gibi olmayacaktır"!


Can Yücel
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
17 Ağustos 2006       Mesaj #174
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Niçin aşk?Nedir bu aşk denilen şey, elle tutulmaz gözle görülmez bir şeyse nedir bu yaşanan somut acılar,güzellikler? Tek başına aşkı tanımlamak herşeyden soyutlamak mümkün mü? Hayır ! Aşk bugünlerde bazılarına göre plastikten bile yeniden yapıldı.Dünyada yaşanan suniliğe doğru gidiş aşkın etrafını sardı.
Nedir şu aşk...? Aşk hayatın bize hazırladığı en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçireceği hiç belli değildir. Daha ne olduğunu bile anlayamadan onun hükümdarlığına giriverirsiniz. Aşk; en yalın biçimde anlatılan tek kavramdır o, adı kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmanıza gerek yoktur, "Aşıkoldum"dediğiniz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlıkla anlayabilir, çünkü aşkın dili tektir.
Aşkın zamanını biz ayarlayabilseydik eğer ve kime neden aşık olduğumuzu anlayabilseydik,aşkın sırrını da çözerdik herhalde. Ama o zaman da aşkın insanı alıp götüren büyüsü tamamen kaybolurdu.
Aşk hayata karşı işlenen en güzel ve en doğru suç ortakIığıdır, aşk hayatın bütün tekdüzeliğine, bütün sıradanIığına en soylu başkaldırıdır. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakışmaz. Ve elbette yasanılan aşkı suçlamak ,yargılamak, karalamak, inkar etmek de aşka yakışık kalmaz. Bu önce haksızlık, kendinize saygısızlık olur. İnsan sonuna kadar savunmalı aşkını, karşılık görmesede, acı çekeceğini hissetsede, yarın terkedileceğini bilsede, ailesini karşısına alacağını bilsede taviz vermemeli aşkından, "Seni Seviyorum" diyebilmeli göğsünü gere gere. Aşk iste o zaman aşktır. Ve bunun dogrusu yanlışı yoktur, zaten aşkın kendisi doğrudur, kime karşı duyuluyorsa bu aşk, doğru insanda işte odur.
Aşkın zamanı yoktur, hep hazırlıksız yakalar insanı. Evli olmanız, sevgilinizin olması, bir ayrılığın taze yaralarını kurutmaya calışmanız,bağlılıktan korkmanız, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umrunda değildir. İşte aşk bütün bunlara tek başınıza karşı gelebilme yurekliliğidir, belkide yeni hayata geçebilme yolu...
Aşkın ne zaman gelebileceği belli olmadığı gibi, ne zaman gideceği de hiç belli değildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülü de yoktur. Bir başka göze bakmaya, bir başka tene dokunmaya başlaması o kadar da zor değildir...Aşktan değil, onun kaçmasından korkun ve doğruluğuna yanlışlığına bakmadan sonuna kadar savunun aşkınızı.
Biliyor musunuz, hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteligin içinde gerçek ve doğru olan tek guzellik AŞK.!!. Lütfen ona haksızlık etmeyelim..
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
19 Ağustos 2006       Mesaj #175
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
adszxg4

Yeterince anlaşılır sanırım.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
19 Ağustos 2006       Mesaj #176
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Romantik bir geceye hazır mısınız?
* Mum ışığı: Romantik bir ortam için loş bir ışık her zaman gerek ve şart. Çünkü loş ışık gizemli bir hava yaratır. Gizem de çekiciliği artırır.

* Müzik: Müzik seçimi yaparken müziğin ortamın loşluğunu tamamlayacak romantiklikte parçalar olmasına dikkat edin.

* İçki: Böyle bir durumda aslında tercih edilmesi gereken en iyi içecek tabii ki şarap (renk seçimi size kalmış) ya da şampanyadır. Ama alkol almıyorsanız egzotik meyvelerden hazırlanmış iyi bir meye kokteyli geceye renk katabilir.

* Yemek: Eğer hazırladığınız programın içine yemek dahilse en çok buna dikkat edilmeli. Çünkü bütün duyulara aynı anda hitap ettiğiniz bir konu üzerindesiniz. Mum ışığında hazırlanmış güzel ve şık bir sofra yalnızca görsel açıdan etkileyicidir. Bu şıklığı tamamlayan, damak zevkine uygun olarak hazırlanmış lezzetli mönülerdir. Şık bir sofra ve lezzetli bir mönü birlikte olursa istenilen amaca ulaşılmış olur.

* Koku: Ayrıntılar her zaman bütünü tamamlayan önemli unsurlardır. Koku da bunlardan biri. Koku seçimini yaparken kokunun rahatlatıcı bir özelliği olmasına dikkat edin. Ama bu rahatlatma, atmosfer yaratır nitelikte olmalıdır. Partnerinizi dış dünyadan izole edip başbaşa kalmanızı sağlamalı. Önerilerimiz kokulu mumlar, esanslar, tütsüler.

* Kıyafet: Bu konuda size yalnızca bakımlı ve çekici görünmenizi önerebiliriz. Ancak çekici olmak adına rahatsız bir kıyafet tercih etmeyin. Zira bütün gecenizin tadını kaçırabilirsiniz.

* Çiçekler: Ortamı ufak ışıklar, mumlar veya gül yapraklarıyla donatabilir, daha sıcak ve çekici bir atmosfer yaratabilirsiniz. Vazoda bir tutam çiçek bulundurmayı ihmal etmeyin.

* Oda ısısı: Ortamın soğuk olmamasına dikkat edin. Çünkü romantizm sıcak ilişkilerden doğar. Ama sıcak ortam yaratmak adına da sıcaktan boğulup, partnerinizi terletmeyin.

* Minderler: Kadın ya da erkek, hepimiz rahatlığı severiz. Minderler de rahatlığı simgeler. Doğru yaklaşımlar için rahatlık önemli.

* Hediye: Böyle güzel bir anı kalıcı hale getirebilmek için fotoğraf çekmek yerine ona küçük bir hediye verebilirsiniz (bir kart bile olabilir). Bu hem hazırladığınız sürprizi tamamlayan bir şey olur hem de bu unutulmaz günün bir sembolü olarak her zaman hatırlanır.
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
19 Ağustos 2006       Mesaj #177
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi


ask4



Aşk Var Mı Aşk?

Ona aşıktım, gerçekten. Ama ne zaman bitti, nasıl bitti bilemedim. Ama bittiğini bildim. Şu yanımda yatan adam ne zaman benim için bir fazlalık olmuştu, ne zaman yellenmesi gözüme (daha doğrusu kulağıma) batar olmuştu? Ne zaman "aman gene geldi" demeye başlamıştım. Aşk bitmişti. En zor şey ölen aşkın cenazesini kaldırmaktır. Kimse ilk söyleyen olmak istemez. Kimse ileride olacakların mesuliyetini tek başına almaya cesaret edemez. Ya mutlu olmazsam korkuları hop deyip dümeni ele alır. Ben de söyleyemedim ve böylece iki yıl daha geçti ve bir gün hangimizin ilk söylediğini fark edemeyeceğimiz bir kavgada ayrılmayı telaffuz ettik. Telaffuz ettiğimiz sözcük soğumadan da ayrıldık. Biz de albümlerdeki ikili resimleri temizledik. Ortak anıları olan eşyaları tanıdıklara ya da eskicilere verdik. Veremediklerimizi elden geçirdik. Aşkı kazıdık tüm gücümüzle. Geride hazımsızlık yaratan, midede mi kalpte mi olduğu belli olmayan bir yumru kaldı. Sert, taş gibi. Ruh eşi, hayat arkadaşı sözlerini duyduğunuzda bu yumru kendini hatırlatır. Bilirsiniz artık aşık olmadığınızı ve bilirsiniz aşkı kaybettiğinizi.
eLmA_$eKeR! - avatarı
eLmA_$eKeR!
Ziyaretçi
20 Ağustos 2006       Mesaj #178
eLmA_$eKeR! - avatarı
Ziyaretçi
Aşk, kadının her şeyi...

Nietszche ve Simone de Beauvoir, "Kadın âşık olup tanrılaştırdığı erkeğe her şeyini sunmak istiyor; erkek ise âşık olduğu kadına sahip olmayı hayal ediyor!" diyor. Yazar Lord Byron ise bu konuda son noktayı koyuyor: "Aşk erkeğin hayatının sadece bir parçası, kadının ise bütün varlığıdır!"


ayas

AŞK DEDİĞİN LAF DEĞİL / FATİH TÜRKMENOĞLU

E., arkadaşım R.'nin on yıllık karısıydı. Hep sevecen, hep neşeli, hep hayat doluydu...
Bize yemekler hazırlardı. R., gitar çalardı; üçümüz birden şarkı söylerdik. Çocukları yoktu, ama çok mutlu bir beraberlik yaşarlardı. Hep onların hayatlarına imrenirdim. Kışları birkaç kez kaymaya giderlerdi. Yılda bir kez mutlaka yurtdışına çıkarlardı. Eğitimli, okuyan, meraklı, Türkiye'nin "orta-üst" düzeyi yaşamına örnek olacak şekilde çalışır ve tüketirlerdi.
10 yıllık evlilik...
Bir gariplik sezdim. R. önceleri bir şey anlatmadı. Sonra bir akşam baş başa içmeye gittik. Hem ağladı hem anlattı...

Ah o internet...
Ne olduysa son altı ayda olmuştu. Londra'da yaşayan bir Türk, internet aracılığıyla hayatlarına dalmıştı. R. karısının bu yeni arkadaşından önceleri şüphelenmemişti. Bir gece, sabaha karşı bir saatte karısını salonda telefonla konuşurken yakalayana kadar...
Hem ağladı hem anlattı. Onların hikâyesi şöyle:
"O gece sabaha kadar E. ağladı, yemin etti" diye hikâyenin kırılma noktasını anlatmaya başladı, "Çok iyi arkadaşız, bir derdi varmış, yardımcı olmamı istemişti" dedi. R. inanmadı, ama "şimdilik" inanmış gibi yaptı. İçine kurt düşmüştü bir kere.
Bir ay kadar sonra, E. "iş için" İngiltere'ye gitmesi gerektiğini söyledi. "Şimdi de hiç canım gitmek istemiyor ama" dedi.
O İngiltere'deyken gelen cep telefonu faturaları, E.'nin Londra'daki bir telefona sürekli kısa mesaj gönderdiğini kanıtlıyordu. Günde bazen 30 mesaj!
R. karısının bilgisayarını açmayı başardı, şifre aynıydı. Mesaj kutusunda kayda değer bir şey yoktu, ama E. önemli bir hata yapmış, "çöp kutusu"nu temizlemeyi unutmuştu; karısının son 15 günde yaptığı tüm yazışmalar karşısındaydı.

"Saatleri sayıyorum..."
Mesajlar aşk kokuyordu. E., başkasına âşıktı. Şimdi onunlaydı.
R., cep telefonu faturasındaki İngiltere numarasını çevirdi. Öbür erkek karşısındaydı.
"İşten arkadaşıyım, acil durum olursa diye E. bana bu numarayı verdi, acaba kendisiyle görüşebilir miyim..."
"Alo buyurun" diyen ses E. idi.
E.'nin Türkiye'ye dönüşünde, neredeyse konuşmadan avukat bir ahbaplarına gittiler. Kısa sürede, tek celsede boşandılar.
Onların boşanmalarından, bizim R. ile baş başa oturduğumuz o geceden bugüne neredeyse beş sene geçti. E. Londra'da yaşayan Türkle evlendi. Şimdi bir kızı var. R., bir sürü kız arkadaşla gönül eğlendirdi. Ama hiçbiri ona E.'yi unutturamadı...
Yazarlar, filozoflar, psikologlar, aşkın kadın için çok daha fazla önemli ve vazgeçilmez olduğunu söylüyorlar. Nietszche ve Simone de Beauvoir, aşk duygusunu, derin duyarlılıklara sahip kadın ruhuna çok daha fazla yakıştırıyorlar.
İki düşünürün de iddiası şu: Kadın âşık olup tanrılaştırdığı erkeğe kendini, her şeyini sunmak istiyor; erkek ise âşık olduğu kadına sahip olmayı hayal ediyor!
Nietszche, "Şen Bilim" adlı eserinde, kadın ve erkeğin aşkı yaşama biçimlerini, aşkı algılama şekillerini son derece açık bir dille anlatıyor:
"Kadının aşktan ne anladığı açıktır. Bu yalnız bağlılık değil, başka hiçbir şeyi düşünmeden, hiçbir şeyi saklamadan, bir insanın bedeniyle ruhunu bütün olarak vermesidir. Erkeğe gelince, sevgililerinin önünde diz çöktükleri zaman bile aslında ona sahip olmak istemektedirler...
Sevilen kadın, birçok değerler arasında bir değerdir. Erkekler bu değeri varlıklarına katmak isterler, yoksa varlıklarını onun için harcamayı değil. Kadın için sevme; tam tersine, bir efendi uğruna her şeyden vazgeçmektir."
Ünlü düşünür ve yazar Lord Byron ise bu konuda son noktayı koyuyor: "Aşk erkeğin hayatının sadece bir parçası, kadının ise bütün varlığıdır!"

Kimisi için aşk, kimisi için dram

Gala, Salvador Dali ile tanıştığı zaman evli ve bir çocuk annesi idi. Hem kocasını hem de çocuğunu bırakıp Dali'nin kollarına koştu. 50 yılı birlikte geçirdiler. <LI>11 Aralık 1936'da, Lord Byron'ın görüşlerine inat, İngiltere Kralı 8. Edward, Amerikalı Wallis Simpson ile evlenebilmek için tahttan vazgeçti. Wallis Simpson daha önce iki kez evlenip boşanmıştı ve kraliyet yasaları, kralların boşanmış bir kadınla evlenmelerini kabul etmiyordu. <LI>Prenses Diana, Mısırlı zengin Dodi Fayed ile birlikte olmaktan çekinmedi. Evlenmeyi düşündüğü Fayed ile trajik bir şekilde ölüme gitti. <LI>Grace Kelly, Monaco Prensesi oldu ama terk ettiği parlak Hollywood kariyeri de yabana atılır türden değil. Hollywood'un bir zamanlar en çok beğenilen, en güzel yıldızlarından biri olan Grace Kelly, Monaco Sarayı'na taşındıktan sonra sadece "prenses" olmakla yetindi.

Ayşegül Aldinç: Aşk, erkeğin peynir dilimlerinden sadece biri

Karper peynirin dilimlerini düşün, kadın için aşk, bu yuvarlağın tamamı. Erkek için bir dilim kadını, bir dilim köpeği, bir dilim işi, bir dilim arkadaşı... Bu çok haksızca bir şey, beklentin artıyor. Beklenti de aşkı öldüren şey yahu... Onun zaman dilimleri içinden zaman talep ediyorsun.
Günümüzde kadınlar hepsini birlikte idare ediyorlar bildiğim kadarıyla. Tabii ki özel örnekler olabilir. Bir erkek de, kadın duygusuyla bütün peynir yuvarlağı gibi sevebilir. Ama genelde bu böyle. Kadın ilişkiyi merkezleştiriyor. Ben de yoğun biri olduğum için, bir şekilde eşitleniyorum. Benim de dilimlerim var tabii. Yoksa ilişkiye kafayı taksam çok rahatsız olurdum.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
20 Ağustos 2006       Mesaj #179
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Bazı sevdalar vardır. İnsana başlarken çok güzel gelen, sonrasında bitişiyle beraber sevgiside dahil, herşeyden vazgeçiren, herşeye korkuyla baktıran sevdalar. Önce bir dönem gözlerinden yağmurlar yağar insanın , sonra alıştığını zanneder. Asıl zor olan o zaman başlar. Artık karlar yağar gibi anılar yağmıştır üstünüze, önce o karları silkelemeniz gerekir üzerinizden. Ne kadar istemesenizde.....
Sonra bu kez de sıcak bir köşe arasınız ısınıp kendinize gelmek için. Üstünüzde kar parçacıkları kalmıştır, silkindikçe anı dökülür her bir yerinizden.

Elleriniz buz kesmiştir, ısındıkça tutmaz olur o eller, ısındıkça bıçak yarası gibi kesilir o eller, tutmak istesenizde hiçbirşeyi tutamazsınız, canınız yanar. Artık sıcaktanda korkar hale gelirsiniz.

Ya her sıcakta canım yanarsa korkusu sarar içinizi. Sıcaklardan da korkarsınız, sonrasında gelen soğuklardan da. Yine de çivi çiviyi söker misali soğuk birşeyle üşüyen ellerinize pansumanlar yaparsınız, kanayan yerlere pansuman yapar gibi. Ancak bu pansuman sonrasında yine çekine çekine yaklaşmaya çalışırsınız sıcağa. Birde bakarsınız ki bu kez canınız yanmaya başlar, alışırsınız iyice.

Ve yine mevsimler döner, önce baharı yaşarsınız, sonra sıcacık yazı. Ardından yine kış gelir,yine yağar karlar. Her kış yine üşür elleriniz, yine tutmaz olur belki

Ta ki siz gerçek sıcaklığı bulana kadar...
angel1982 - avatarı
angel1982
Ziyaretçi
21 Ağustos 2006       Mesaj #180
angel1982 - avatarı
Ziyaretçi
Alıntı
in Love adlı kullanıcıdan alıntı



Kimse için yanmadım böylesine
Hiç bir ayrılık canımı bu kadar yakmadı
Yüreğimi verip avuçlarına
Sonumu sana bıraktım sanki
Seninle var olduğumu sandım
Sanmadım öyleydi de zaten
Seninle vardım ben
Belki sensizde varım ama sadece görünüşte
Ruhum öldü sayende
Bir oyunmuş herşey çok geç anladım
Ama sen kendini mutlu etmek için
Oynadığın bu oyunda
Hayata yaşayan bir ölü hediye ettin
Mutlusundur umarım
Ama unutma bu yaptıklarının
Bedelini bir gün sende ödersin
Beddua sanma bu sözlerimi
Gün gelir anlarsın senin için çektiklerimi
Umarım bir gün gerçek sevginin kıymetini sende anlarsın
sana son sözüm
Asla böyle sevilmeyeceksin

(...)


Yazar:Angel 1982

şiirimi burda görmek beni çokm utlu etti

Benzer Konular

2 Ekim 2013 / Misafir Genel Mesajlar
30 Aralık 2016 / _Yağmur_ Sanat
18 Şubat 2012 / GusinapsE Sağlıklı Yaşam
11 Mart 2012 / Mira Edebiyat
16 Haziran 2010 / LaSalle X-Sözlük