Arama

Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Bu Konuya Puan Verin:
Güncelleme: 23 Ekim 2013 Gösterim: 5.426 Cevap: 2
Pasakli_Prenses - avatarı
Pasakli_Prenses
Ziyaretçi
22 Ekim 2007       Mesaj #1
Pasakli_Prenses - avatarı
Ziyaretçi
Nedir?

Sponsorlu Bağlantılar
Bireyin başkalarının haklarına ve kurallarına sürekli olarak saygısızlık etmesi, saldırıda bulunması ve buna bağlı olarak gelişen davranışlara verilen isimdir. Genelde erkekler arasında daha fazla görülür. Pek çok araştırmacı antisosyal kişilik bozukluğunu ve sosyopat kişiliğini aynı anlamda kullanırlar, aralarında ki fark bütün sosyopatların antisosyal kişiliği olduğu, fakat her antisosyal kişinin sosyopat olmayacağı gerçeğidir. Araştırmalar bu hastalığın temelinde genetik etkenler olduğunu göstermektedir. Fakat aynı zamanda sürekli uyuşturucu kullanımı ve kötü aile ortamı (karışık, ihmalkar, sert ve saldırgan aileler) bu hastalığın oluşması riskini arttırmaktadır.

Antisosyal kişilik bozukluğu insanlara bağlanma konusunda başarısızlık yaşamak demektir. Başka insanlar sadece sağladıkları fayda için gereklidir. Antisosyal kişiler genelde hastalıkları olduğuna inanmaz ve sorunun ya başka insanların kendisini kabul etmeyi becerememelerinde yada başkalarının özgürlüğünü kıstılamayı istiyor olmalarında yatar.

Sadece kendilerine inanırlar ve çevrelerinde zarar verecek yada küçümseyecek kimse olmadığında en rahat hissederler. Dünyayı tehlike ve hayal kırıklığı ile dolu bir yer olarak görürler. Dolayısıyla sürekli kötü niyetli ve acımasız insanların kendisini kullanmasına, suistimal etmesine ve elindeki her şeyi alıp yoksun bırakmasına karşı korunmak zorunda hisseder. Diğer insanları hep kontrol etmeye çalışan ve zarar vermek isteyen varlıklar olarak görür. Antisosyal kişilik bozukluğu olan insanlar başka insanların elinde ki gücü alması gerektiğine inanır böylece hiç kimse bu gücü kendisine zarar vermek için kullanamaz. Diğer taraftan yönetici olmayan yada kontrol etmeyen insanları kullanılmaya açık, zayıf ve savunmasız olarak düşünürler.

Eğer antisosyal kişilik problemleriniz varsa başkaları sizi duygusal olarak soğuk ve duyarsız olarak görürler. Belki cazibeli görünebilirsiniz ama insanlar sizin bencil ve hesapçı olduğunuzu, içten olmadığınızı düşünürler. Ek olarak siz başka insanlara sadece size verdikleri yada kazandırdıkları için değer verirsiniz. Yaşamak için başkalarını manipüle etmek, aldatmak ve gereken her şeyi yapmak sizin için çok normaldir. Sonuç olarak antisosyal kişiler şüpheli ve hatta kanunlara aykırı davranışlarda bulunurlar, çünkü kuralların kendileri için geçerli olmadığına inanırlar.

Antisosyal kişiler genelde diğer insanları tehditlerle yada saldırgan yaklaşımlarla korkuturlar. Bağımsız olmaları kendilerine aşırı güven duymalarından ziyade başkalarına güvensizlikten kaynaklanır. Her hangi bir baskı, otorite karşısında (patron, polis yada benzeri kişiler) yada finansal problemler (vergi yada borçlar) karşısında öfkelenirler. Genelde başkalarına verdikleri zarar karşısında duygusuz ve umursamazdırlar. Bu acımasızlık insanlarla ve hatta sevdiklerini söyledikleri kişilerle olan ilişkilerinde bile esası oluşturur.

Eğer antisosyal kişiliğiniz var ise zayıf olmaktan yada kurban olmaktan korkuyor olabilirsiniz. Dolayısıyla çevrenizdeki kişilere üstünlüğünüzü ıspatlama ihtiyacı duyarsınız. Sizi kullandığını düşündüğünüz ve hatta sömürdüğüne inandığınız bir insana karşı kendinizi korumak için zalim ve insafsız olursunuz. İlişkilerinizde sadık kalmak, duyarlı olmak ve dürüst olmak konusunda zorluk yaşarsınız. Bu kişiler genelde dikkatsiz ve atılgandır; örneğin tehlikeli araba kullanmak gibi riskli işlere girişirler. Umursamazlığın bir sebebi içindeki boşluk hissini yok edebilmek için heyecan ve adrenalin arttırıcı aktivitelere ihtiyaç duyuyor olmasıdır.

Belirtiler
  1. Düşünmeden ani hareketler ve doğabilecek sonuçlara karşı umursamazlık
  2. Kişisel çıkar yada zevk için yalan söyleme, aldatma ve kanunsuz işler yapmak
  3. Başkalarının duygularını umursamamak, empati yapmamak
  4. Sinirlilik, saldırganlık ve şiddet uygulamak
  5. Güvenlik yada sorumluluk üstlenmek gibi konulara tamamiyle kayıtsız kalmak
  6. Acıma duygusunun olmaması

Tedavisi

Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler genelde çevrelerinde ki kişilerin zoru ile psikologa yada psikiyatriste gelirler. Eğer kişi sorunlarının nedenini başkalarında görmeye devam ederse ve sorumluluk almayı reddederse tedavinin süresi uzayabilir. Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Tedavinin başarılı olabilmesi için kökleşmiş davranış şekillerine, yaklaşımlara, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kişinin kapasitesine bakılması gerekir.

Bu hastalarda dikkat edilmesi gereken en önemli etken uyuşturucu ve alkol kullanımıdır. Bazı durumlarda madde bağımlılığı ve kullanımı kişilerin antisosyal davranışlar geliştirmelerinde temel etken olabilir. Bu durumda kişinin madde bağımlılığını bırakması kişinin iyileşmesinde önemli bir adım olabilir.

Antisosyal davranış bozukluğunda kullanılabilecek her hangi bir ilaç bulunmamaktadır. Fakat bazı semptomlar ve davranışlar için doktor gözetiminde ilaç kullanımı önerilebilir. Örneğin saldırgan davranışlar için antidepresan kullanımı gibi. Fakat hatırlatmak gerek, antisosyal kişiler ilaç kullanımına sıcak bakmayabilir ve ilaç almayı reddedebilirler.

pesimist - avatarı
pesimist
Ziyaretçi
9 Mayıs 2011       Mesaj #2
pesimist - avatarı
Ziyaretçi
Antisosyal kişilik nedir?

Sponsorlu Bağlantılar
Ruhsal sorunlarda da erken teşhisin önemli olduğunu belirten uzmanlar, çocuk yaşlarda belirti veren ve ruhsal bir sorun olan antisosyal kişilik bozukluklarının okul çağında belirlenerek önlem alınması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Adana Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Psikiyatrist Dr. Bülent Demirbek, sadece biyolojik rahatsızlıklarda değil ruhsal sorunlarda da erken teşhis ve tedavinin hayati önem taşıdığını bildirdi.
Çocukluk döneminde en yoğun görülen ruhsal sorunun antisosyal kişilik bozukluğu olduğunu, bu sorun zamanında giderilmediğinde ilerleyen yaşlarda bireyin bütün yaşantısını etkilediğini ifade eden Demirbek, “bu nedenle çocuk yaşlarda belirti veren antisosyal kişilik bozukluklarının okul çağında belirlenerek önlem alınması gerekir” dedi.
Demirbek, anneyle babanın ayrılması, evde uyuşturucu bağımlısı ebeveynin bulunması ve aile içi şiddet gibi çeşitli unsurların antisosyal kişiliğe sahip çocuk yetişmesinde tetikleyici faktör olduğuna dikkati çekerek şunları söyledi:
“Türkçe karşılığı ‘serseri’ olan antisosyal kişilik bozuklukları okul okul gezilerek tespit edilip, bu durumdakilerin 18 yaşını doldurmadan tedavileri tamamlanmalı. Ancak, bu teşhisi koyduğumuzda hakaret gibi algılanıyor. Oysa tedavi edilmeyen bu hastalık ilerleyen yaşlarda kişinin karakteri haline geliyor ve tedavisi mümkün olmuyor. Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de toplumun yüzde 2-3′ünde bu rahatsızlık söz konusu. Bir başka ifadeyle 2 milyon 100 bin civarında antisosyal kişiliğe sahip birey var. Bu, küçümsenmeyecek bir rakam.”

Antisosyal kişiliğin belirtileri


Demirbek, bazı araştırmalarda, bu hastalığın altında genetik etkenler bulunsa da çocuğun yetiştirilme tarzının daha büyük rol oynadığını ifade ederek şunları kaydetti:
“Antisosyal kişiliğe sahip çocuklar başkalarının haklarına sürekli olarak saygısızlık ederler; saldırgan, bencil ve başkalarını umursamayan davranışlarda bulunurlar. Genelde erkek çocuklarda görülen bu rahatsızlık ilerleyen yaşlarda bireyi suça yönlendirir. Evinde eşya çalıp satan, hırsızlık yapan, ailesine şiddet uygulayan bu çocuklar uyuşturucu bağımlısı olmaya da yatkındır.”
Demirbek, Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi (AMATEM) kurulması yerine kişilerin madde bağımlısı olmadan önlem alınmasını sağlayacak merkezlerin kurulması gerektiğini ifade ederek, “bu hastalık başlangıçta psikolog desteğiyle çözümlenebilir, ancak ilerleyen dönemde ilaçlı tedaviye bile ihtiyaç duyulur. Ancak, bu kişiler çoğunlukla ilaç kullanımını reddederler ve hasta olduklarını kabul etmezler” dedi.
Demirbek, bu konuda, Milli Eğitim ile işbirliği yapacak gönüllü kuruluşlara ihtiyaç bulunduğunu belirterek “bu kuruluşlar, her okula bir uzman görevlendirip buradaki antisosyal çocukları belirleyerek tedaviye yönlendirebilir. Oysa günümüzde bu tür çocuklar okuldan uzaklaştırılarak cezalandırılıyor. Bu ise sorunu daha kronik hale getiriyor” dedi.

Efulim - avatarı
Efulim
VIP VIP Üye
23 Ekim 2013       Mesaj #3
Efulim - avatarı
VIP VIP Üye
Antisosyal Kişilik Bozukluğu
MsXLabsorg & Vikipedi, özgür ansiklopedi

Antisosyal kişilik bozukluğu veya diğer adıyla sosyopati, psikopati ile alâkalı bir psikolojik bozukluktur (düzensizliktir). Bir sosyopatı bir psikopattan ayıran özellik, patolojidir, yani semptom farklılığıdır. Psikopati, sosyopatiye göre daha ağır bir bozukluk olup, sosyopatide görülen semptomlara ilâveten özellikle ahlâka aykırı davranışlar ihtiva eder. Sosyopatiye sosyal çevrenin sebep olduğu düşünülmektedir. Antisosyal kişilik bozukluğuna (ASKB) sahip olan insanlar, halk arasında yaygın olarak “sosyopat” olarak adlandırılırlar. Yürürlükteki 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 32. maddesine göre, antisosyal kişilik bozukluğu, ceza muafiyet veya indirimini gerektiren bir akıl hastalığı değildir. Zira ASKB, bir kişilik bozukluğudur; bir akıl hastalığı değildir. TCK. m. 32 ise, akıl hastalığı sebebiyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme kabiliyeti önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmeyeceğini, davranışlarını yönlendirme kabiliyeti önemli olmayan derecede azalmış olan kimsenin de ceza indiriminden faydalanacağı hükmünü getirmektedir.

Tanım
Sosyopati, antisosyal kişilik bozukluğu olarak isimlendirilen psikolojik hastalığın gayri resmî adıdır. Antisosyal kişilik bozukluğu, aklî bir bozukluk (düzensizlik) olup, Amerikan Psikiyatri Derneği’nin Teşhis ve İstatistik Rehberinde şöyle tarif edilmektedir: “Teşhis için temel özellik, çocukluk veya ilk ergenlik çağında başlayıp yetişkinlik çağında da devam eden, diğer insanların hakları ile ilgili daimî bir umursamazlık ve ihlâl seyridir.” Hastalığın temel özellikleri olarak sayılan hususlar, hilekârlık ve manipülasyondur. Bu sebeple, teşhisi koyarken, muayene edilen ferdin haricindeki kaynaklardan malzeme (delil) toplamak zaruridir. Ayrıca fert, 18 veya daha büyük yaşta olmasına ilâveten belgelenmiş 15 yaş öncesi davranış bozukluğu hikâyesine (tarihçesine) de sahip olmalıdır.
Antisosyal kişilik bozukluğunun kriterleri; Spitzer, Endicott ve Robbins (1978) tarafından geliştirilmiş bulunan “araştırma teşhis kriterleri”nden alınmıştır. DSM–IV’ün geliştirilmesi esnasında araştırma verilerine aşırı derecede fazla önem verildiği, fakat empati yokluğu, sathî câzibe ve kendi kıymetini sun’î olarak şişirme gibi daha geleneksel psikopatik özelliklere yeterince önem verilmediği yollu bir endişe vardı. Fakat yazarlar tarafından yürütülen saha çalışmasının ön verileri, Hare ve diğ. (1992) tarafından geliştirilen Psikopati Kontrol Listesinden alınan bazı psikopati özelliklerinin güvenilir bir şekilde ölçülmelerinin zor olduğunu göstermiş, bu sebeple de teşhis kriterlerine dâhil edilmemişlerdir. Merhametsizlik bir örnektir. Antisosyal şahıs, suçluluk veya merhamet duygusu izhar edebilir yahut özürler ve mantıklılaştırmalar beyan edebilir. Fakat, bizzat suç teşkil eden fiillerin tarihçesi, çok az merhamet veya suçluluk duygusu intibaı verir.

Teşhis kriterleri
Teşhis için, aşağıdakilerden en az üçünün bir şahısta toplanması gerekir.
  1. Mükerreren göz altına alınmayı gerektiren fiilleri işlemek suretiyle belirlenmiş, hukuka uygun davranışları tespit eden sosyal kurallara uymamak,
  2. Mükerreren yalan söylemek, takma isimler kullanmak veya şahsî menfaat yahut zevk için diğer insanları kandırmak fiilleri ile belirlenen hilekârlık,
  3. Fevrîlik (ânî tepki gösterme) veya ileriyi (geleceği) plânlayamamak,
  4. Mükerrer fizikî dövüşmeler ve saldırılar ile belirlenen sinirlilik ve saldırganlık,
  5. Kendisinin veya başkalarının emniyetine yönelik ihmalî (tedbirsiz) umursamazlık,
  6. Tutarlı iş davranışını devam ettirme (aynı işte uzun süre çalışma) veya malî mükellefiyetlerini ifada mükerrer başarısızlık tarafından belirlenen daimî sorumsuzluk,
  7. Başka bir kimseye zarar verme, kötü davranma veya malını çalma hususunda umursamaz olmak yahut bu fiilleri mantıklılaştırmak tarafından belirlenen merhametsizlik.
Antisosyal davranış, sadece “şizofreni” nöbeti veya “manik nöbet” esnasında meydana gelen türden olmamalıdır.

Cinsiyet farklılıkları

DSM–IV’ün, Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından 1994 yılında yapılan baskısına göre, ABD’de antisosyal kişilik bozukluğu teşhisi, yaklaşık olarak tüm erkeklerin % 3’üne ve tüm kadınların % 1’ine konulmuştur.

Semptomlar (belirtiler)

Antisosyal kişilik bozukluğu olan şahısların ortak özelliklerinin bir kısmı şunlardır:
  • Yalan söyleme veya hırsızlık yapmada ısrar,
  • Ceza adaleti sistemi ile mükerrer problemler yaşama,
  • Diğer şahısların haklarını veya sınırlarını (mülkî, fizikî, cinsî, hissî, hukukî) ihlâl etme temâyülü,
  • Alkol veya uyuşturucu madde suiistimali,
  • Saldırganca, sıklıkla şiddetli davranış; kavgaya karışma temâyülü,
  • Daimî olarak endişe, sinirlilik ve moral bozukluğu hissetme (disfori),
Yaygınlık
ABD’de, DSM–III–R kriterlerini kullanan Millî Hastalık Süreçleri Sörveyi (The National Comorbidity Survey) tarafından elde edilen bulgular, erkeklerin % 5,8’i, kadınların ise % 1,2’sinin bu bozukluğun hayat boyu devam etme riskine sahip olduklarını göstermektedir. Yukarıda belirtildiği üzere, DSM–IV’e göre, antisosyal kişilik bozukluğu teşhisi, yaklaşık olarak tüm erkeklerin % 3’üne ve tüm kadınların % 1’ine konulmuştur.
Hapishanelerde, bu oranın % 75 kadar yüksek olabileceği tahmin edilmektedir. Klinik ortamlardaki yaygınlık tahminleri, örneklenen nüfusun hâkim özelliklerine bağlı olarak, % 3 ile % 30 arasında değişmektedir. Hastalığın yaygınlığı, pek çok şiddetli fâilleri ihtiva eden hapishâne insanları gibi seçilmiş nüfuslarda daha da yüksektir (Hare, 1983). Benzer şekilde, ASKB’nun yaygınlığı, alkol veya diğer uyuşturucu madde suiistimali tedavi programlarındaki hastalar arasında, genel nüfusta olandan daha yüksektir. Bu da, ASKB ile alkol veya diğer uyuşturucu madde suiistimali arasında bir bağlantı ve bağlılık olduğunu göstermektedir. David Korten tarafından yürütülen bir araştırma, bu özelliklerin, mühim şirketlerin tepe yöneticileri arasında yüksek oranda olduğunu göstermektedir.

Diğer akıl hastalıkları/bozuklukları ile ilişkisi

Antisosyal kişilik bozukluğu, madde suiistimali hastalığı hâriç olmak üzere, tüm DSM–IV Eksen I hastalıkları ile negatif korelasyona sahiptir. Antisosyal kişilik bozukluğu, en kuvvetli korelasyona, Revizeli Psikopati Kontrol Listesi ile ölçülen psikopati ile sahiptir. DSM–IV–TR’de sunulduğu üzere, Amerikan Psikiyatri Derneğinin resmî duruşuna (tavrına) göre, “psikopati” ve “sosyopati”, antisosyal kişilik bozukluğunun fersude (modası geçmiş) eş anlamlılarıdır. Dünya Sağlık Örgütü de, ICD–10’da psikopati, sosyopati, antisosyal kişilik, asosyal kişilik ve amoral kişilik kavramlarını “sosyal olmayan kişilik bozukluğu” (dissocial personality disorder) kavramının eş anlamlıları olarak kullanmak suretiyle benzer bir tavır sergilemektedir.

Potansiyel (muhtemel) işaretçiler

Her ne kadar, antisosyal kişilik bozukluğu 18 yaşından önce resmen teşhis edilemese de, bu hastalığın, MacDonald Üçlüsü olarak bilinen üç işaretçisi, bazı çocuklarda bulunabilir. Bunlar; normalden uzun bir süre devam eden yatak ıslatma, hayvanlara eziyet ve piromani (yangın çıkarma hastalığı, yani yangın çıkarma hususunda kontrol edilemez bir isteğe sebep olan akıl hastalığı).
Bu işaretleri sergileyen çocukların ne kadarının büyüyünce antisosyal kişilik bozukluğu geliştirecekleri bilinmemektedir. Fakat bu işaretler, teşhis konulmuş yetişkinlerin hayat hikâyelerinde sıklıkla bulunmaktadır. Kaç sayıda çocuğun, bu semptomlara sahip olduğu hâlde antisosyal kişilik bozukluğu geliştirmediği bilinmediği için, tahminî değer (diğer bir ifadeyle, bu semptomların gelecekteki antisosyal kişilik bozukluğunu tahmindeki faydası) net değildir. Bu üç özellik, Akıl Hastalıkları IV–TR Teşhis ve İstatistik Rehberi’nde (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders IV-TR) “davranış bozukluğu” ismi altında yer almaktadır.
Antisosyal kişilik bozukluğunun işaretlerini sergileyen bir çocuğa, ya “davranış bozukluğu” veya “ihtilâfî husumet bozukluğu” (oppositional defiant disorder) teşhisi konulabilir. Fakat bu çocukların tamamının yetişkinliklerinde antisosyal kişilik bozukluğu geliştirecekleri söylenemez.

Sebepleri

ASKB'nun sebepleri bilinmemektedir. Biyolojik ve genetik faktörlerin rol oynayabileceği sanılmaktadır. Fakat, hastalık ile biyolojik faktörler arasındaki istatistikî korelasyon zayıftır, bu da pek çok uzmanı aksi yönde bir inanca yöneltmiştir.
Antisosyal ebeveyne sahip olma gibi ailevî bir hikâye, hastalığı geliştirme şansını artırmaktadır. Mayo Kliniği’nin web sitesine göre, çocukluktaki ev (yuva), okul ve sosyal çevredeki (meselâ mahalledeki) bir takım çevre faktörleri de katkı yapabilir. Meselâ aşırı cezalandırıcı bir ev veya okul ortamı gibi.
Robins (1966), antisosyal kişilik bozukluğuna sahip fertlerin babalarında, diğer fertlerin babalarına kıyasla, daha fazla sosyopatik özellikler ve alkolizm vakası bulmuştur. Böyle bir ailede, diğer ailelere kıyasen, erkeklerin daha fazla antisosyal kişilik bozukluğu vakasına sahip olduklarını, kadınların ise daha fazla somatizasyon bozukluğu (somatization disorder) sergileme eğiliminde olduklarını bulmuştur.
Bowlby (1944), antisosyal kişilik bozukluğu ile hayatın ilk beş yılındaki ana mahrumiyeti arasında bir bağlantı görmüştür. Glueck and Glueck (1968), bu kişilik bozukluğunu geliştiren çocukların analarının tutarlı disiplin uygulamama ve şefkat göstermeme eğiliminde olduklarının işaretlerini ve alkolizm ve fevrîliğe yönelik anormal bir eğilim bildirmiştir. Bu faktörlerin tamamı, tutarlı yapıya ve davranış sınırlarına sahip istikrarlı ve fonksiyonel bir ev oluşturma hususundaki başarısızlığa katkıda bulunmaktadır.
Evlât edinme konusundaki araştırmalar, hem genetik katkıların ve hem de çevre katkılarının hastalığın gelişmesindeki rolünü desteklemektedir. İkizler hakkındaki araştırmalar da, yetişkinlerdeki antisosyal davranışın irsen intikal edebilirliği hususuna işaret etmektedirler ve genetik faktörlerin yetişkinlerde antisosyal çocuklar veya ergenlerden daha önemli olduğunu göstermişlerdir. Zira bu son kategori araştırmalara göre, antisosyal çocuklar veya ergenlerde, paylaşılan çevre faktörleri daha önemlidir (Lyons ve diğ., 1995).
Sen sadece aynasin...

Benzer Konular

15 Mayıs 2011 / _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri
26 Aralık 2007 / Pasakli_Prenses Psikoloji ve Psikiyatri
24 Eylül 2016 / _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri
14 Ağustos 2016 / _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri
15 Mayıs 2011 / _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri