Arama


Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
12 Ocak 2012       Mesaj #15
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Evrende bulunan bütün cisimler(Dünya ve diğer gök cisimleri) birbirlerine çekimkuvveti uygularlar. Bu kanuna genel (evrensel) çekim kanunu denir. Genel çekim kanunu, Isaac Newton tarafından bulunmuştur.
Cisimlerin birbirlerine uyguladıkları çekim kuvveti;
• Cisimlerin kütlelerine bağlıdır (ve kütlelerinin çarpımı ile doğru orantılıdır). Cisimlerin kütleleri arttıkça çekim kuvveti artar.
• Cisimlerin (kütle merkezlerinin) arasındaki uzaklığa bağlıdır (ve uzaklığın karesi ile ters orantılıdır). Cisimlerin arasındaki uzaklık arttıkça çekim kuvveti azalır.
• Cisimlerin birbirlerine uyguladıkları çekim kuvveti eşit büyüklükte fakat zıt yöndedir
• Gezegenlerin Güneş etrafında belirli yörüngelerde (elips şeklinde) dolanmalarının nedeni, Güneş’in gezegenlere çekim kuvveti uygulamasıdır.
• Dünya ve Dünya üzerindeki bütün cisimler birbirlerine çekim kuvveti uyguladıkları halde bu kuvvetten sadece cisim etkilenir,Dünya etkilenmez. Bunun nedeni Dünya’nın kütlesinin çok büyük olmasıdır.
• Genel çekim kanunu Newton tarafından açıklanmıştır.
Yerçekimi
Kütle çekim kuvvetinin Dünya için isimlendirilmiş haline yer çekimi kuvveti denir. Bu nedenle yer çekimi kuvveti Dünya’nın, üzerinde bulunan cisimlere uyguladığı kütle çekim kuvvetidir.
*Dünya’nın, üzerinde bulunan bir cisme uyguladığı yer çekimi kuvvetinin büyüklüğüne (kütleye etki eden yerçekimi kuvveti) ağırlık denir.
*Yer çekimi kuvveti cisimleri daima Dünya’nın merkezine çeker. Bu nedenle yer çekimi kuvvetinin yani cismin ağırlığının yönü daima Dünya’nın (yerin) merkezine (aşağı) doğru gösterilir.
Bir cismin ağırlığı cismin Dünya üzerinde bulunduğu yere göre değişir.
Cisim Dünya’nın (yerin) merkezine yaklaştıkça (g arttığı içi) ağırlık artar,
Cisim Dünya’nın (yerin) merkezinden uzaklaştıkça (g azaldığı için) ağırlık azalır.


Yer çekimi kuvvetinin tarihçesi
Yer çekimi kuvveti

Havaya fırlatılan bir taşın eninde sonunda yere düşeceğini herkes bilir. Taşın düşmesine neden olan, Dünya' nın çekme kuvvetidir ve bu kuvvete yerçekimi kuvveti denir.

M.Ö. 4. yüzyılda yaşamış olan eski yunanlı filozof Aristo, ağır cisimlerin hafif olanlardan daha çabuk yere düştüğünü ileri sürmüştü. Bu düşünce, italyan bilim adamı Galileo Galilei'nin ( 1564-1642 ) bütün cisimlerin ( hava direncinin etkisi bir yana bırakılırsa ) aynı hızla düştüğünü ve düşen bir cismin ulaştığı hızın yalnızca düştüğü yüksekliğe bağlı olduğunu kanıtlamasına kadar geçerliliğini korudu.

Sir Isaac Newton, herhangi iki cismin birbiri üzerinde çekim kuvveti uyguladığını bulmuş ve cisimlerin kütlesinden kaynaklanan bu kuvveti kütle çekim kuvveti olarak adlandırmıştır. Yerçekimi de bir tür kütle çekim kuvvetidir.

Newton evrensel yerçekimi yasasını 1687 yılında yayınladığı " Principia " adlı kitabında duyurdu. Bu teoriye göre iki kütle arasındaki çekimgücü, kütlelerin büyüklüğü ile doğru orantılı; aralarındaki uzaklığın karesi ile ters orantılıdır. Yani, kütleler büyüdükçe çekimgücü artacak; aralarındaki uzaklık arttıkça çekim gücü azalacaktır. 300 yıldan daha uzun bir süre önce açıklanan bu basit denklem bu basit fizik ve gökbilimin temel yaptaşlarından biri olmuştur diyebiliriz.

YER ÇEKİMİ OLMAYAN BİR YERDE YAŞAMANIN ZORLUKLARI
Bildiğimiz üzere uzayda yerçekimi yok. Bu durum astronotlar üzerinde birçok rahatsız edici etki oluşturuyor. Örneğin astronotların kasları ve kemiklerinde ciddi kütle azalmaları ve deformasyonlar meydana geliyor. Özellikle kas yapısı, uzayda pek de kullanılmayan bir sistem olduğu için her geçen gün eriyor. Uzayda hareket etmek oldukça kolaydır. Parmağınızla uzay mekiğinin duvarını iterseniz kendinizi ters tarafa doğru sürükleniyor halde bulursunuz. Hareket etmek için enerji pek harcanmaz, bu da kasları zayıflatır. Bu nedenledir ki astronotlar dünyaya indiklerinde kendi başlarına yürüyemezler.

Sıfır yerçekimi, diğer adıyla mikro yerçekimi koşulları vücudu değişik şekillerde etkileyebilir. Uyuşukluk, baş ağrısı ve baş dönmesi, mide bulantısı ve kusma çok sık görülen rahatsızlıkların başında gelir. Uzay hastalığı olarak da bilinen bu sorunların geçmesi ve vücudun normale dönmesi 72 saatten fazla sürmez. Bu etkilerin en aza indirilmesi için astronotların her gün saatlerce kondisyon aletleri ve ağırlıklarla çalışması gerekmektedir. Buna rağmen kasların kütlesel azalması engellenemeyen bir durumdur.
asansör diye birşey kullanmazdık
2.yemek yerken sofra tabak çatal bıçak kaşık hep uçardı
3.ölü gömülenlerin iskeleti havaya uçardı
4.hareket zorlaşırdı
-havaya attığımız şeyler bir daha geri gelmezdi(futbolda kalecinin vuruşu)
-üzerimize hiç yağmur yağmazdı
-terazi diye bir şey kullanamazdık
-yemek yeme su içme gibi ihtiyaçlarımız çok zorlaşırdu.
-yere basamazdık
-binalarda kiremit kullanamazdık.
-ölen kanatlı hayvanlar hep havada kalırdı



YARARLARI
İNFAZ VE İNTİHAR OLMAZDI
UÇAKLAR BOMBALARINI KULLANAMAZDI