sünnet
(Arapçada “yol”, “alışılmış uygulama”, “gelenek”), İslamda, Hz. Muhammed’in sözleri ile davranış ve eylemleri. Kuran’la birlikte, İslam inancının ve şer’i hükümlerin iki temel kaynağını oluşturur. Bu söz ve davranışları aktaran bilgiler ile bu bilgileri derleyen bilim dalı, hadis adıyla adlandırılır.
İslam bilginlerinden bazılarına göre sünnet de Kuran gibi doğrudan vahiy yoluyla belirlenmiştir; ama Kuran hem anlam, hem de lafzıyla vahyin ürünü iken, sünnet yalnızca anlam olarak vahyedilmiştir. Bu nedenle Kuran vahy-i metluv, sünnet ise vahy-i gayr-i metluv olarak adlandırılır. Başka bilginlere göre sünnet, Hz. Muhammed’in Kuran’da belirlenmemiş olan davranış ve edimleri, kişisel seçimleri ve çıkarımlarıyla ilgilidir. Bu nedenle sünnetin vahiyle belirlendiği söylenemez.
Fıkıh bilginlerine göre sünnet, Müslümanların farz ve vacib ibadetlerden sonra yerine getirdikleri ibadetleri dile getirir. Mendub olarak nitelenen bu ibadetler sevap doğurur, ama yerine getirilmemesi durumunda ceza söz konusu değildir. Bu anlamdaki sünnet, sünnet-i müekkede (pekiştirilmiş sünnet) ve sünnet-i gayr-i müekkede olmak üzere ikiye aynlır. Sünnet-i müekkede, sabah, öğle ve akşam namazlarının sünnetleri gibi Hz. Muhammed’in sürekli yerine getirdiği, sünnet-i gayr-i müekkede ise yatsı ve ikindi namazlarının ilk sünnetleri gibi bazen yerine getirdiği ibadetlerdir.
Fıkıh usulü (usulü’l-fıkıh) bilginlerine göre sünnet, Kuran buyruklarının ayrıntıları ile uygulanış biçimlerini gösterdiği gibi, Kuran’ın değinmediği konularda da kurallar getirir. Bu yönüyle Kuran’ın tamamlayıcısı ve başlı başına bir yasa kaynağıdır. Fıkıhçıların yaptığı aynma göre sünnetü’l-kavliye olarak adlandırılan sözlü sünnet Hz. Muhammed’in çeşitli neden ve amaçlarla söylediği sözlerden oluşur. Hz. Muhammed’in tüm eylemleri de sünnetü’l-fiiliye ya da sünnetü’l-ameliye olarak adlandırılır. Hz. Muhammed’in önünde yapılan bir işi, söylenen bir sözü reddetmeyerek susması, dolayısıyla onaylaması ise takriri sünnet (sünnetü’t-takririye) adıyla bilinir.
İslam topluluklarının, ilk dört halifeyi Hz. Muhammed’in meşru ardılları sayan çoğunluk kanadı, peygamberin ve ashabının gerçek din anlayışını temsil ettiği savıyla ehl-i sünnet ya da ehl-i sünnet ve’l-cemaat adını benimsemiştir. Bu anlamda İslamın “doğru ve asli” biçimini belirten sünnet kavramı, bu anlayışın dışladığı bid’at kavramının karşıtıdır.
kaynak: Ana Britannica