Arama

Savunma Mekanizmaları - Tek Mesaj #3

perlina - avatarı
perlina
Ziyaretçi
11 Ocak 2017       Mesaj #3
perlina - avatarı
Ziyaretçi

Savunma mekanizması

, psikanaliz kuramında, zihinde çözülemeyen sorunları belirli bir uzlaşmaya vararak çözmeyi sağlayan ve genellikle bilinçdışında gerçekleşen süreçlerin ortak adı; bu terimi ilk kez Sigmund Freud 1894’te yayımlanan bir yazısında kullanmıştır.
Ad:  savunmamekanizmasi-700x300.jpg
Gösterim: 1926
Boyut:  28.7 KB
Savunma mekanizması kavramı psikanalizde birbirine karşıt ve birbirleriyle çatışan zihinsel güçler varsayımına dayanır. Birbiriyle bağdaşmayan birden fazla dürtünün aynı anda ortaya çıkması çatışma doğurur. Bu çatışma bazen benliği tehdit eder ve bunaltı (anksiyete) olarak dışa vurulur. Benlik bu çatışmadan kurtulmak için savunma mekanizmaları geliştirir.

Psikanalizcilerce betimlenen başlıca savunma mekanizmaları şunlardır:

1)Duygulanım ya da arzunun bilinçdışına itilerek bilinç düzeyinden çıkarılması bastırma olarak bilinir. Buna örnek olarak kişinin kendini rahatsız eden bir olayı ve olayın koşullarını daha sonra tümüyle unutması gösterilebilir.
2) Tepki oluşturma, korku veren bilinçdışı bir dürtünün karşıtı olan düşünce, duygulanım ya da isteğin bilinç düzeyine yerleşmesidir. Örneğin, istenmeyen bir gebelikte kadın çocuğu istemediği için duyduğu suçluluk sonucunda kendini, çocuğunu ve çevreyi son derece iyi bir anne olacağına inandırmak amacıyla, aşırı derecede korumacı ve sevecen davranabilir.
3) Yansıtmada istenmeyen duygular başkalarında ortaya çıkar ve dış dünyadan bir tehdit olarak görünür. Yansıtmanın oldukça sık rastlanan bir biçiminde kişi kendi kızgınlık duygularından korkarak başkalarını kendisine karşı düşmanlık beslemekle suçlar.
4) Gerileme, gelişimin önceki istenmeyen bir düşünceevrelerinden birine ve bunlara özgü haz duyma yollarına dönmedir. Sonraki gelişim evrelerinde ortaya çıkan ve kişinin baş edemediği tehlikeler ya da çelişkiler karşısında gerilemeye başvurulur. Örneğin, kocasıyla ilk kavgasını eden genç bir kadın anne babasının güvenlik dolu evine geri dönebilir, zorluklarla karşı karşıya kalan kişi gündüzleri sık sık uyumaya ya da düş görmeye başlayabilir. Gelişmeyi etkileyen bu tür davranışların ardından, sıklıkla nevroz belirtileri ortaya çıkar.
5) Yüceleştirme, anormal bir yanı olmayan tek savunma mekanizmasıdır. Çocukluk çağındaki dürtülerin amaçlarını değiştirerek bunların yapıcı ve yaratıcı bir nitelik kazanmasını sağlar. Örneğin, cinsel dürtüler ve bu alandaki öğrenme isteği cinsellikten arınarak, dış dünyayı öğrenme ve araştırma isteğine dönüşür.
6) Yadsıma, acı verici gerçeklerin varlığını bilinç düzeyinde reddetmedir. Gizil eşcinsellik ya da öfke eğilimlerinin yadsınması, kişinin dayanamayacağı düşünceler, duygular ya da olaylardan kaçmasını sağlar.
7) Ussallaştırma, benlik için acı ve bunaltı veren bir açıklama yerine güvenli ve akılcı, mantıklı olanın konmasıdır. Örneğin, işe geç gelmeyi alışkanlık haline getiren kişi, bunu kendi tembelliğiyle açıklamak yerine sabah saatlerinin verimsiz olduğunu savunur.
8) Yer değiştirmede bir dürtü asıl nesnesinden farklı bir nesneye yönelir. Örneğin, anne ya da babasına öfke duyan genç bu öfkesini her türlü otoriteye yöneltir.
9) Anlaksallaştırmada kişi huzursuzluk verici dürtü, anı ve yaşantılarla karşılaşmamak için huzursuzluğunu düşüncelerle açıklamaya çalışır. Sorunlarını bir dizi tıp terimiyle açıklarsa da, kendi çatışmalarının farkında değildir.
Psikanalizciler savunma mekanizmalarını bütün nevrotik bozuklukların bir parçası olarak görürsede, korunma davranışları kendi başına bir hastalık belirtisi olarak kabul edilmez.
Kaynak: Ana Britannica
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.