Arama

Fransız İhtilali - Tek Mesaj #3

sedat sencan - avatarı
sedat sencan
VIP VIP Üye
28 Ocak 2008       Mesaj #3
sedat sencan - avatarı
VIP VIP Üye
28 Temmuz1794 günü Robespierre,beraberinde 22 kişi Paris’te bugünkü Concorde Meydanı,o günkü adıyla Devrim Meydanı’na giyotinle idam edilmek üzere götürülürken acaba ne düşünüyordu?Kendisi ağır şekilde yaralanmıştı.Mahkumların içinde bulunduğu arabalar giyotinin bulunduğu noktaya yaklaşırken halk sevinç çığlıkları atıyor,özellikle işçiler,ücret tavanlarını belirleyen yasayı protesto ediyordu.
Kamu Selamet Komitesi’nin liderliğini yürütürken küçük burjuva çıkarlarını gözeten politikalar üretiyordu.Hem aristokrasiye hem de büyük burjuvaziye karşı olmakla birlikte bir türlü emekçi halkın isteklerine cevap veremiyordu.
Aslında büyük ve küçük burjuvazi,işçi sınıfı gibi kavramlar sanayi devrimi ile oluşmuştur.1794 yıllarında Fransa’da bu ölçekte bir üretim söz konusu değildi.Buhar gücü henüz yeni yeni uygulanıyordu.Tezgahlarda kullanılan makineler mekanik tipte idiler ve insangücü ön plandaydı.Bu nedenle burjuvaziye hangi kıstasla büyük veya küçük ölçeğini verebiliriz?Nüfusun ezici bir çoğunluğu köylüydü ve bugünkü anlamıyla işçi sınıfından da bahsedemeyiz. Söz konusu olan hem tarım hem de ticaret ve ilkel sanayi kesiminde çalışan emekçilerdi.
Doğruluğu temel ilke edinen ve felsefi anlamıyla erdeme inanan bir kişi olarak izlediği terör politikası ile çelişkiye düştüğü söylenebilir mi?Hürriyetin despotizme üstün gelebilmesi için barışta erdeme,ihtilalde hem erdeme hem de teröre inanıyordu.Ona göre terör,hızlı,bükülmez ve affetmez adaletten başka bir şey değildir,varılacak hedef için uygulanan bir demokrasi aracıdır.Hürriyet düşmanlarına hürriyet olamazdı.
Robespierre ve arkadaşları,kendi ölçülerine göre belirledikleri halkın mutluluğu hedefi için sol görüşlü Öfkeliler’i destekleyen Hebertçileri ve ılımlı olan Danton ve yandaşlarını giyotine gönderdiler.Bu idamlar gerçekleşirken,Anatole France’nin ‘Tanrılar Susamışlardı’ romanından öğrendiğimiz,aslında yalnız bir kişi olan Robespierre’nin basit anlamıyla terör uygulayan bir sadist değil,erdeme dayanan bir yönetimin gereklerini yerine getirdiğini düşünen bir kişi olduğunu sanıyorum.
Ama feodalitenin kanlı bir şekilde yıkıldığı,insan hakları gibi kavramların oluştuğu,yepyeni bir üretim tarzının kurulduğu o karmaşık günlerde her bir kişinin beklentilerini karşılamak mümkün olamazdı.Hele burjuvanın çeşitli kesimlerinin ülke yönetiminde yer kapmak için yaptığı mücadele içinde halk kitlelerinin ihtiyacına cevap vermek ne derece mümkündü?Zaten meclisteki üyeler büyük çoğunlukla burjuva temsilcisi idiler.İki kesim arasında kalan Robespierre, bir taraftan sosyal güvenlik tedbirleri alıyor,ama diğer taraftan ücretlere üst sınır koymak zorunda kalıyordu.
Yaralı haldeki Robespierre,giyotinin boynuna inmesini beklerken,eğer bilinci yerinde ise bütün bunlar için acaba ne düşünüyordu?
Bu olayları bugünkü kavramlarla tartışmanın mümkün olduğunu sanmıyorum.Kişileri de öyle.Unutmayalım ki o günlerde 18.yüzyıl daha bitmemişti.