İspanya resmi adı İSPANYA KRALLİĞİ İspanyolca ESPANA ya da REİNO DE ESPANA
Avrupa’nın güneybatı ucunda, İber Yarımadasında ülke. Kıtanın en büyük ülkelerinden biridir.
Sponsorlu Bağlantılar

Doğal Yapı Yüzey Şekilleri
İspanya’nın büyük bölümünü ortalama yüksekliği 600 m olan Meseta Central (Orta Plato) adlı geniş bir iç plato kaplar. Çepeçevre sıradağlarla kuşatılmış olan platonun kuzeyinde Çantabria Dağları, kuzeydoğu ve doğusunda tber Dağları (Sistema Iberico), güneyinde Morena Dağları, kuzeybatısında da bir dizi alçak dağ yükselir. Portekiz sınırı ile İber Dağları arasında uzanan Orta Cordillera (Cordillera Carpetovetönica) platoyu ikiye ayırır. Platonun güney kesimi yumuşak bir eğimle Portekiz’e doğru alçalır; kuzeydeki geçiş kuşağı ise engebeli bir yüzeyden oluşur. Ispanyol Anakarasının en yüksek noktası güneyde Sierra Nevada’da yer alan Mulhacen (3.478 m), ülke topraklarının en yüksek noktası ise Atlas Okyanusundaki Kanarya Adalarında yer alan Teide’dir (3.718 m).
Meseta Central’ın çevresinde beş doğal bölge uzanır. Ülkenin kuzeydoğusunda yer alan Ebro Irmağı vadisini batı ve güneybatıda İber Dağları, kuzeyde Çantabria Dağlarının uzantıları ve Pireneler, doğuda da Katalonya’daki kıyı sıradağları kuşatır. Bu vadinin doğusunda Akdeniz boyunca uzanan dağlık Katalonya bölgesi bulunur. Daha aşağıda dar bir kıyı şeridiyle gerideki dağları kapsayan Valencia bölgesi yer alır. Ülkenin güneyinde, giderek genişleyen düzlüklerle Atlas Okyanusuna açılan Guadalquivir Irmağı vadisi, Akdeniz’den Penibetico (Baetic) Dağlarıyla ayrılır. Kuzeyde Pireneler'den batıya doğru dağların çevrelediği bir dizi yöreyi kapsayan beşinci bölge uzanır.
İspanya’nın yer aldığı yarımada jeolojik balamdan dağ kıvrımlarının çevrelediği büyük bir masif özelliği taşır. Geçmişte Hersiniyen dağ oluşumu sisteminin bir parçasını oluşturan bu masifin büyük bölümü Mezozoyik (İkinci) Zamanda (y. 225-65 milyon yıl önce) ortaya çıkan parçalanmalar sonucunda deniz altında kalmış, Tersiyer (Üçüncü) Dönemde (y. 65-2,5 milyon yıl önce) eski deniz birikintileri ve yatakların masif kütleyi sıkıştırmasıyla da Meseta Central’ın çevresindeki sıradağlar oluşmuştur. Bunu izleyen eğilme ve kırılma hareketleri sonucunda yarımada bugünkü biçimini almıştır. Akdeniz’de bulunan Balear Adaları 1.500 m’yi geçmeyen sıradağlardan oluşur. Atlas Okyanusundaki Kanarya Adaları ise volkanik kökenlidir.

Akarsular ve Toprak Dokusu
İç platonun sularının, hepsi de Atlas Okyanusuna doğru akan üç ırmak sistemi toplar. İber Dağlarından doğan Duero (Douro) ve Tajo (Tejo) ırmakları doğu batı doğrultusunda hemen hemen birbirine koşut bir çığır izleyerek Portekiz kıyılarına doğru yönelir. Guadiana Irmağı ise Portekiz sınırında güneye dönerek Câdiz Körfezine dökülür. Her üç ırmağın da çok sayıda kolu vardır. Taşıdığı su miktarı bakımından yarımadanın en büyük ırmağı olan Ebro, kuzeydeki dağlardan Akdeniz’e doğru hemen hemen düz bir çığır izler ve Pireneler ile İber Dağlarından gelen birçok kolla birleşir. Doğudan güneybatıya doğru akan Guadalquivir Irmağı Morena Dağları ve Sierra Nevada’nın sularını toplar. Ülkenin güneydoğusundaki başlıca ırmaklar Jücar ve Segura’dır.
İç plato ile çevredeki havzalarda kristalli kayaçlar ağırlıktadır. Doğu ve kuzeyde ise daha çok kireçtaşı kayaçlara rastlanır. Toprak dokusu kuzeybatıda asitli ve nemli, doğu ve güneyde kireçli, Duero Vadisi ile çoğu dağlık bölgede ise silisli bir yapı gösterir. Özellikle iç platonun yüksek kesimleriyle doğu ve güney kuşağında yaygın olan erozyon, toprak verimindeki düşüşte önemli rol oynamıştır.
İklim
Ilıman kuşakta yer alan Ispanya’da Batı Akdeniz’e özgü bir iklim hüküm sürer. Yarımada yılın büyük bölümünde Atlas Okyanusundan esen batı rüzgârlarının yanı sıra Sahra’dan gelen sıcak ve kuru hava kütlelerinin etkisi altında kalır. Yaz aylarında astropik hava kütlesini İspanya üzerinde tutan Çantabria Dağları ve Pireneler iklimi belirlemede önemli rol oynar.
İspanya’da üç iklim kuşağı ayırt edilebilir. Kuzey ve doğu kıyılarında deniz etkisine açık yumuşak ve yağışlı bir iklim görülür. Kışın 9°C olan ortalama sıcaklık yazın 18°C’ye çıkar; yıllık yağış miktarı 965 mm’dir. Kara ikliminin egemen olduğu iç platoda kış ve yaz sıcaklık ortalamaları sırasıyla 4°C ve 24°C’dir; yıllık yağış miktarı ise genelde 375 mm’nin altındadır. Yüksekliğin 3.000 m’yi geçtiği kesimlerde dağ iklimi hüküm sürer.
Kış aylarında ortalama sıcaklık 0°C’nin altına düşer; yaz aylarında ise ancak ll°C’yi bulur. Yıllık yağış miktarı 1.125 mm’yi aşar; iç platonun kuzey kesimi kışın bir bölümünde karla kaplı kalır. Kara ikliminin etkisinde olan ırmak havzalarından Ebro’da havalar daha kuru ve soğuk, Guadalquivir’de ise daha ılık ve nemli geçer. Balear Adalarının son derece yağışlı, Kanarya Adalarının da astropik bir iklimi vardır.
Bitki Örtüsü ve Hayvan Varlığı
Ülkenin kuzeyindeki yağışlı bölgelerin büyük bölümünü meşe, kestane, karaağaç, kayın ve kavak gibi ağaçların oluşturduğu yaprakdöken ormanlarla geniş çayırlar kaplar. İç platoda genelde step bitki örtüsü egemendir. Güneydeki kuru bölgelerde ise çam ve ardıç gibi herdemyeşil ormanlar bulunur. Ebro Vadisiyle ülkenin güneydoğusunda yer yer yarı çöl alanlara rastlanır. Zeytinlikler, bağlar ve turunçgil bahçeleri güney ve doğuda geniş bir alana yayılmıştır.
Afrika’yla yakın bağlar ve Pireneler’in oluşturduğu doğal engel, öteki Akdeniz ülkelerinden oldukça farklı bir hayvan varlığının oluşmasına yol açmıştır. Pireneler ile kuzeydeki dağlarda hâlâ ayı ve kurtlara rastlanmakla birlikte, büyük yabanıl hayvanlar hemen hemen tükenmiştir. Aynı sonuçla karşı karşıya olan İspanya dağ keçisi, geyik ve yaban domuzu gibi türler koruma altında tutulmaktadır. Keklik, orman tavuğu, ördek ve tavşan gibi küçük av hayvanları ülkenin her yanında bol miktarda bulunur. Yalnızca Cebelitarık’ta yaşayan Berberi şebeğinin yöreye özgü bir hayvan olduğu ya da Afrika’dan getirildiği sanılmaktadır. Geçmişte Atlas Okyanusu kıyılarında bulunan zengin balık ve kabuklu varlığı, aşırı avlanma sonucunda büyük ölçüde azalmıştır. Irmaklarda alabalık, turna, sazan ve öteki tatlı su balıkları yaşamaktadır.
Yerleşme Dokusu
Doğal yapı ve tarihsel etkenlerden kaynaklanan bölgesel ayrılıklar günümüzde de canlılığını korumaktadır. 1978’deki düzenlemeyle oluşturulan özerk bölgeler genellikle tarihsel bölgelerle çakışmaktadır. Geçmişte iç platonun büyük bölümünü kapsayan Kastilya Krallığı’nm tarihsel ve kültürel birikimini yansıtan bölgeler Leön, Eski Kastilya ve Yeni Kastilya’dır. Aynı krallığın sınırları içinde yer alan kuzeydeki Bask Ülkesi, Asturias ve Galicia, Portekiz sınırındaki Extremadura, güneydeki Murcia ve Anda- lucia tarih içinde ayrı birer bölge kimliğini kazanmıştır. Geçmişte yarımadanın doğusunu içine alan Aragon Krallığı topraklarında da dört bölge ayırt edilebilir: Navarra, Aragon, Katalonya ve Valencia.
İspanya’da özellikle kıyı bölgeleriyle iç kesim arasında çok belirgin farklılıklar vardır. Bu gelişmenin temelinde yatan en önemli etken dildir. Örneğin İspanyolca dışındaki dillerin konuşulduğu Bask Ülkesi, Katalonya ve Galicia’da bölgeci eğilimler çok güçlüdür. Öte yandan İspanyolca konuşulmasına karşın toplumsal ve kültürel farklılığın öne çıktığı Andalucia, Aragon ve Kanarya Adalarında da benzer bir eğilim görülür. Bu nedenle geleneksel bölgelerin merkezî yapıya gösterdiği direniş, günümüz İspanya’ sının en önemli siyasal sorunlarından birini oluşturmaktadır.
İspanya’nın bir sanayi ülkesi özelliğini kazandığı son 50 yıl içinde kırsal kesimlerden kentlere doğru hızlı bir göç hareketi yaşanmıştır. Bunun yarattığı toplumsal değişim çok çarpıcıdır. Geleneksel kırsal yerleşme dokusu bölgeden bölgeye büyük farklılıklar gösterir. Atlas Okyanusu ile Akdeniz’e bakan kıyı bölgelerinde egemen yerleşme dokusu tarım arazilerinin çevrelediği küçük köylerdir. Buna karşılık iç platoyla Ebro ve Guadalquivir vadilerinde kırsal nüfus genellikle büyükçe kasabalarda toplanmıştır.
Nüfusun çoğunluğu 10 binin üzerindeki kentlerde yaşar. İç platonun güneyinde bulunan orta büyüklükteki kentler tarımsal bir yapı gösterirken, Bask Ülkesi ve Katalonya’daki küçük kent ve kasabalarda sanayi ağır basar. Ülkenin en büyük kent merkezleri Madrid ve Barcelona’dır. Öteki büyük metropoller Bilbao, Valencia, Zaragoza ve Sevilla’dır.
Nüfus,Etnik,Dilsel ve Dinsel Yapı
İspanya tarih boyunca Kuzey Afrika ve Batı Avrupa’dan gelen yoğun istila hareketlerine sahne olmuştur. Toplumsal yapı üzerinde en derin iz bırakan istilalar, Roma ve Arap egemenliği dönemlerine rastlar. Avrupa etkisi genelde daha ağır bastığından, İspanyol toplumu Avrupa’nın öteki Akdeniz halklarıyla büyük bir benzerlik gösterir. Etnik kökenden gelen ayrımlar uzun yıllar süren özümleme süreci içinde geniş ölçüde silindiğinden, nüfusun büyük çoğunluğu İspanyol kimliğini kazanmıştır.

Temelde bir Roman dili olan Modern İspanyolca (Kastilya dili) ülkenin hemen her yanında konuşulur. Bununla birlikte bazı bölgesel lehçe farklılıkları da görülür. Güney Fransa’da konuşulan Oksitan diline çok yakın olan Katalan dili özellikle Katalonya, Balear Adalan ve Valencia’da yaygındır; gelişmiş bir dil olarak zengin bir edebiyatı vardır. Kastilya dilinden büyük ölçüde etkilenmiş olan Galicia dili daha çok kırsal kesimde varlığını sürdürmektedir. Çok farklı bir yapısı olan Bask dili son yıllarda belirgin bir canlanma sürecine girmiştir. Katalan, Galicia ve Bask dilleri yeni anayasayla resmî yerel diller olarak tanınmıştır.
İspanyol halkının büyük çoğunluğu Katoliktir. 1978’de resmî statüsünü kaybeden Katolik Kilisesi gene de devletten mali yardım görmektedir. Küçük Protestan mezheplerinin dışında Yehova Şahitleri’nin sayısında hızlı bir artış gözlenmektedir. Yahudiler, Hıristiyan olmayan en büyük topluluğu oluşturur.
Demografik Özellikleri
İspanya’dan Latin Amerika’ya yönelik geleneksel göç hareketi II. Dünya Savaşı’ndan sonra dururken, 1950’lerde Batı Avrupa’ya yönelik yeni bir göç dalgası başlamıştır. 1970’lerin sonlarında kesin dönüş yapanların artmasına karşın, Batı Avrupa’da çalışan İspanyolların sayısı hâlâ 250-500 bin olarak tahmin edilmektedir. İspanya’da yaşayan Latin Amerika kökenli siyasi mültecilerin sayısı birkaç yüz bini bulur.
Yoğun iç göçler nedeniyle 1930’lardan sonra çoğu kentlerin nüfusu üç kat artmıştır. Büyük kentlerin dışında turizmin geliştiği kıyı bölgelerine ve adalara da yönelen iç göç eğilimi son yıllarda yavaşlama gösterdiği gibi yer yer tersine de dönmüştür. Bir başka göç hareketi de, Basklı olmayanların giderek Bask Ülkesi’nden ayrılmalarıdır.
Nüfus yoğunluğu (1991) km2 başına 79 kişidir. Nüfusun yaklaşık üçte ikisi kıyı bölgelerinde toplandığından nüfus dağılımı oldukça dengesizdir. Bask Ülkesi, Galicia, Katalonya, Valencia ile Balear ve Kanarya adalarında nüfus yoğunluğu Batı Avrupa’ daki düzeye yakındır. Buna karşılık Navarra ve Aragon, Batı Avrupa ölçülerine göre neredeyse terk edilmiş bir görünümdedir. Kentlerde oturanların toplam nüfus içindeki oranı (1985) yaklaşık yüzde 76’dır. Doğum oranının uzun yıllardan beri bir düşüş eğilimi içinde olması nedeniyle, doğal nüfus artış hızı çoğu gelişmekte olan ülkenin gerisindedir. Kanarya Adaları, Andalucia, Murcia ve Bask Ülkesi’nde ülke ortalamasının üzerinde olan doğum oranı, özellikle Eski ve Yeni Kastilya’da düşüktür. Ülke genelinde doğum ve ölüm oranları (1988) sırasıyla binde 10,7 ve 8,2’dir. Yaşam koşullarında düzelmeye bağlı olarak, öteki Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, yaşlıların toplam nüfus içindeki oranı artmaktadır. Ülkeye her yıl 30 milyondan fazla turist gelmesi ve hızlı sanayileşmenin yol açtığı kirlenme giderek önemli sorunlara yol açmaktadır.
Ekonomi
Ispanya’da büyük ölçüde hizmet sektörü, hafif ve ağır sanayi ile tarıma dayanan, gelişmiş bir piyasa ekonomisi yürürlüktedir. Çeşitli müdahaleci politikalar uygulayan devletin ekonomi üzerinde önemli bir ağırlığı vardır. 1960’larda ve 1970’lerin başlarında yüksek bir büyüme hızı göstererek İtalya’ya yakın bir düzeye ulaşan Ispanya, ekonomik alanda Batı Avrupa ile bütünleşme yolunda önemli adımlar atmıştır. 1986’da Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) içinde tam üye statüsü kazanan ülke, aynı zamanda Uluslararası Para Fonu (IMF), İşbirliği ve Kalkınma Ekonomik Örgütü (OECD) ile Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) gibi uluslararası kuruluşlara da üyedir. Hızlı sanayileşmeye karşın, yatırım ve modern donanım açığı hâlâ ciddi bir sorun oluşturmaktadır. 1989 verilerine göre gayri safi milli hasılası (GSMH) 358 milyar ABD Doları, kişi başına düşen milli gelir ise 9.150 ABD Doları’dır.

Tarım,Ormancılık ve Balıkçılık
İspanya’nın Batı Avrupa’nın en büyük tarım üreticileri arasında yer almasına karşın, tarım sektörünün ekonomiye katkısı sınırlı bir düzeydedir. Tarımın gelişmesinin önündeki en büyük engeller, kentlerde oturan büyük toprak sahiplerinin elindeki geniş malikânelerin (latifundium) varlığı ve toprakların genel verimsizliği ile belirsiz iklim koşullarından kaynaklanan güçlüklerdir. Daha çok Extremadura ve Andalucia’da bulunan malikâne arazilerini dağıtma yolundaki çalışmalarda henüz önemli bir ilerleme sağlanamamıştır. Buna karşılık küçük arazileri birleştirerek işletmeye elverişli çiftliklere dönüştürme konusunda ciddi başarılar elde edilmiştir. Yağışlara bağımlılığı azaltmak için büyük sulama projeleri kurmaya özellikle 20. yüzyılda önem verilmiştir.
Gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) ancak yüzde 5,3’ünün yaratıldığı tarım sektöründe toplam işgücünün yaklaşık yüzde ll’i çalışır. GSYİH içindeki payının giderek azalmasına karşın, tarımsal üretimde az da olsa mutlak bir artış gözlenmektedir. En önemli tahıllar arpa ve buğdaydır. Arpa daha çok güneydoğuda, buğday ise iç plato ile Ebro Vadisinde yetiştirilir. Devletçe desteklenen mısır ye yağlı tohum üretimi sınırlı bir düzeydedir. İç platonun bir başka temel ürünü baklagillerdir. Valencia ve Ebro Deltasında pirinç ekimi yapılır. Patates ve şeker pancarı da önemli ürünlerdendir.
Akdeniz iklimi özellikle Valencia ve Castellon’da yaygın turunçgil üretimine olanak verir. Kuzey ve kuzeybatıda elma ve şeftali, Castellon ve Alicante’de incir ve badem, Murcia’da şeftali ve kayısı üretimi öne çıkar. Malikânelerin başlıca ürünü olan zeytin genellikle yağ üretiminde kullanılır. Bağların çoğu ülkenin doğusundaki tepelik alanlarda bulunur. İspanya Avrupa’nın üçüncü büyük şarap üreticisidir; ama şaraplar genellikle düşük kalitelidir. Az miktarda yetiştirilen ticari ürünler arasında kenevir, pamuk ve tütün sayılabilir. Hayvancılığın ekonomiye katkısı önemlidir; Ispanya koyun ve keçi varlığı bakımın dan Avrupa’da ilk sıralarda yer alır. Sığır daha çok kuzeydeki nemli bölgelerde, koyun iç platoda, keçi ise güneydoğuda yetiştirilir. Extremadura’nın seyrek ağaçlıklı alanlarında domuz besiciliği de önemlidir.
Ormanlar ülke topraklarının yaklaşık üçte birini kaplar. Toprak erozyonunu önlemek amacıyla yeni ağaç dikimine de önem verilmektedir. Yıllık tomruk üretimi (1989) 17 milyon m3’ün üzerindedir. Balıkçılık başta Galicia olmak üzere kuzey ve batı kıyılarında önem taşır. İspanya’nın balıkçı filosu yaklaşık 17 bin tekneyi kapsar. En çok avlanan deniz ürünleri sardalye, hamsi, berlam, morina, orkinos, çapakbalığı ve kabuklulardır.
Madencilik ve Sanayi
İspanya Batı Avrupa’nın en büyük kömür madenciliği merkezlerinden biridir. Kömür ocaklarının çoğu kuzeybatıdaki Asturias bölgesindedir.1960’ la rın ortalarındaki köklü düzenlemeyle ekonomik olmayan ocaklar kapatılarak yatırımlar potansiyeli yüksek yataklara yöneltilmiştir. Kuzeydeki Cantabria Dağlarında demir cevheri ve çinko yatakları işletilir. Güneybatıdaki Morena Dağlarında bakır ve kurşun yatakları vardır. Petrol çıkarımı sınırlı bir düzeydedir. Öteki yeraltı zenginlikleri arasında cıva, tungsten, potas, piritler ve uranyum oksitler sayılabilir.
GSYİH içindeki toplam payı dörtte biri geçen madencilik ve imalat sanayisi sektörlerinde toplam işgücünün beşte birinden fazlası çalışır. Oldukça geç bir dönemde gelişmeye başlayan sanayi 1950’lerin ortalarından sonra büyüme hızı bakımından dünyada ilk sıralara yerleşmiştir. Seramik, kâğıt, yünlü ve pamuklu dokuma gibi ürünlere dayalı geleneksel hafif sanayiler, günümüzde de eski merkezlerde yoğunlaşmıştır. Son yıllarda yüksek teknoloji gerektiren yeni sanayi dallarına geniş çaplı yatırımlar yapılmıştır. Bu alanda en çarpıcı örnek 1960’larda dünya çapında bir rekabet gücüne ulaşan gemi yapımcılığıdır. ABD otomobil şirketlerinden Ford Motor Company ve General Motors Corporation’ın giriştiği yatırımlar İspanya’da gelişkin bir otomobil sanayisinin kurulmasına önemli katkıda bulunmuştur. Sociedad Espanola de Automo- viles de Turismo (SEAT) ile Fiat’a ait olan ortak kuruluşlarda çeşitli motorlu araçlar üretilmektedir. Öteki önemli sanayi dalları demir çelik, kimyasal madde ve plastik eşya üretimi, makine, motor ve elektrikli ev aletleri yapımıyla gıda işlemedir.
Ağır sanayi kuruluşlarının çoğu, aynı zamanda metalürji merkezleri olan Bilbao, Santander ve Oviedo çevresinde toplanmıştır. Bilbao çelik sanayisinin geçmişi ortaçağa değin iner. Madrid’de makine ve metal eşya fabrikalarının yanı sıra çeşitli hafif sanayi kuruluşları da vardır. Barselona başlıca dokuma ve plastik eşya merkezidir. Gemi, çelik ve dokuma sanayilerinde yeniden yapılanma programları yürütülmektedir. Büyük bölümü ithal petrolden elde edilen yıllık elektrik üretimi (1989) 146 milyar kW-sa düzeyindedir. Yetersiz yağışlar nedeniyle, ırmaklardan hidroelektrik enerji üretimi pek gelişmemiştir.
Finans Hizmetleri ve Ticaret
Mevduat ve ticaret bankalarındaki işlemlerin çoğu devletçe düzenlenir; bu alandaki sıkı denetim son yıllarda bir ölçüde gevşetilmiştir. Anonim kuruluşların çoğu kredi için bu bankalara başvurur. Tasarruflar genellikle hisse senetleri yerine bankalara yöneldiğinden, sınırlı sorumlu şirketler mali açıdan bankalara bağımlıdır. Yatırımlar için bir başka önemli kaynak yabancı sermayedir.
İhracat büyük ölçüde makine, ulaşım araçları, ham ve işlenmiş metal ile gıda ürünlerine dayanır. Başlıca ithalat kalemleri petrol ve petrol ürünleriyle temel yatırım mallarıdır. Ayrıca tahıl ve pamuk gibi bazı tarım ürünleri de kısmen dışarıdan karşılanır. Petrole bağımlılık nedeniyle sürekli bir eğilim gösteren dış ticaret açığı, turizm gelirleri ve yurtdışındaki işçilerin gönderdiği dövizlerle kapatılır. Dış ticarette en önemli yeri ABD, AET ve Suudi Arabistan tutar.
Ekonominin Yönetimi
Devletin ekonomideki ağırlığı çeşitli altyapı ve hizmet kuruluşlarını elinde tutmasının yanı sıra 1941’de oluşturulan Ulusal Sanayi Enstitüsü’ne (INI) dayanır. Çeşitli desteklerle ağır sanayinin gelişmesinde önemli rol oynamış olan INI’nın kömür, çelik, petrokimya ve otomobil gibi sanayi dallarında önemli yatırımları da vardır. Planlamaya dayanan korumacı politikaların geçmişi 1950’lerin sonlarına değin iner. Son yıllarda devlet müdahaleciliğini azaltma yönünde bir eğilim görülmektedir. Bu çerçevede mali sistemi liberalleştirme, faiz oranlarını serbest bırakma ve fiyat denetimini gevşetme doğrultusunda bazı adımlar atılmıştır. 1980’lerdeki ekonomik durgunluk döneminin başlangıcında enflasyon oranını düşürmeye ağırlık verilmesine karşın, son yıllarda istihdamı geliştirici politikalar öne çıkarılmıştır.
Geçmişte yasadışı sayılan ve ceza yasası uyarınca kovuşturmalara uğrayan işçi sendikaları üzerindeki baskılar 1977’de kalkmıştır. Başlıca sendika kuruluşları İspanya Komünist Partisi’yle (PCE) bağları olan İşçi Komiteleri Sendika Konfederasyonu, İspanyol Sosyalist İşçi Partisi’ne (PSOE) bağlı olan Genel İşçi Sendikası (UGT) ile İşçi Sendikaları Birliği’dir (USO). Yeni çıkarılan yasalarla işçi-işveren ilişkileri daha demokratik bir temele oturtulmuştur.
Ekonominin en zayıf noktalarından biri kamu gelirlerinin önemli bir dayanağı olan vergilerin etkili bir biçimde toplanamamasıdır. Bu durum vergi sisteminin toptan gözden geçirilmesini gerektirmiştir. Öte yandan geçmişte geniş kaynakların teşvik önlemleri aracılığıyla sanayiye kaydırılması nedeniyle ihmal edilen sosyal hizmet, sağlık ve eğitim alanlarının kamu giderleri içindeki payı, 1970’lerin sonlarından bu yana önemli ölçüde artmıştır.
Ulaşım
Ülke düzeyindeki ana ve ikincil yolların yanı sıra bölgesel ve yerel yolları da kapsayan karayolları ağının toplam uzunluğu (1988) 320 bin km’ye yaklaşır. Geniş çaplı kaplama çalışmalarıyla otoyolların yapımı 1960’ların ortalarında başlamıştır. İspanya, karayollarmdaki trafik yükünün en yoğun olduğu ülkeler arasında yer alır; trafik sıkışıklığı özellikle kıyılarda belirgindir.
Öteki Avrupa ülkelerine göre oldukça geç bir tarihte başlayan demiryolu inşası 19. yüzyılın ikinci yarısında gelişmiştir. Önceleri imtiyaz verilen özel şirketlerin işlettiği demiryolları, İç Savaş (1936-39) sırasındaki büyük yıkımın ardından, 1941’de devlete devredilmiştir. Demiryolu ağının odak noktasını Madrid oluşturur. 1964’ten sonra uygulanan modernleştirme programı çerçevesinde elektrikle işleyen trenlerin sayısı hızla artmaktadır. Madrid, Barcelona ve Seviila’ da metro hatları vardır.
Dış ticaretin büyük bölümü denizyoluyla yürütülür. İspanya’nın deniz taşımacılığı filosu 1980’de toplam tonaj bakımından dünyada 13. sırada yer alıyordu. Başlıca limanlar Bilbao, Tarragona, Barselona, Santa Cruz de Tenerife, Algeciras, Cartage- na, Gijön, Las Palmas, Valencia, Huelva, Malağa ve Coruna’dır. Genelde özerk yapılı olan limanlar arasındaki eşgüdümü merkezî bir kamu kuruluşu sağlar. Ülkenin iki büyük havayolu kuruluşu Ibe- ria ve Aviaco çoğunluk hisseleri INI’nın elinde olan anonim şirketlerdir. Havalimanlarının büyük bölümü uluslararası sefer yapan uçakların iniş ve kalkışına elverişlidir. En işlek havalimanları Madrid, Palma de Mallorca ve Barcelona’dır.
Yönetsel ve Toplumsal Koşullar Devlet Yönetimi
İspanya 1978’de kabul edilen anayasa uyarınca parlamenter sisteme dayalı meşruti bir monarşidir. Kral devletin başı ve silahlı kuvvetlerin başkomutanıdır. Yasama erki iki meclisli bir organ olan Cortes Generales'in elindedir. Bu organın ağırlıklı kanadını oluşturan Temsilciler Meclisi (Câmara Baja) üyeleri dört yılda bir doğrudan ve genel oyla seçilir. Senato’da (Câmara Alta) özerk bölgeler ve ada illeri dörder üyeyle temsil edilir; Senato seçimleri de dört yılda bir yapılır. Yasa tasarısı sunma yetkisi iki meclis, hükümet ve özerk bölge meclislerine aittir; 500 bin imza toplamak koşuluyla halk tarafından da yasa tasarısı önerilebilir. Temsilciler Meclisi’nden gelen tasarıların Senato’da en çok iki ay, olağanüstü durumlarda da 20 gün içinde görüşülmesi gerekir. Temsilciler Meclisi’nin Senato’da yapılan değişiklikleri benimsememesi durumunda, tasarı onaylanarak yürürlüğe girmek üzere krala gönderilir. Senato’nun hazırladığı tasarılar Temsilciler Meclisi’nden geçerek yasalaşır.
Yasama organına karşı sorumlu olan yürütme gücünün başında başbakan bulunur. Başbakan çoğunluk partisinin önerisi üzerine kral tarafından atanır. Yasama organı dışından da seçilebilen hükümet üyeleri yasama organının ve komitelerinin toplantılarına katılabilir. Hükümet isterse güvenoyu için yasama organına başvurabilir; güvenoyu için basit çoğunluk yeterlidir. Yasama organında verilen gensorunun mutlak çoğunlukla kabul edilmesi durumunda hükümet düşer ve gensoruda belirtilen başbakan adayı kendiliğinden bu göreve gelmiş olur. Başbakan gündemde bir gensorunun olmaması koşuluyla yasama organını dağıtarak seçimlere gidebilir.
İspanya son yıllarda yerel yönetim bakımından yeni bir sistem oluşturma sürecine girmiştir. Anayasa uyarınca “ortak tarihsel, kültürel ve ekonomik özellikler taşıyan komşu iller”e bir araya gelerek özerk bölge (comunidad autönoma) oluşturma hakkı tanınmıştır. Bunun için ilgili bölgedeki belediyelerin en az üçte ikisinin başvurması gerekir; bu belediyeler nüfusun çoğunluğunu da temsil etmelidir. Özerk bölgenin statüsü söz konusu illeri temsil eden yöneticilerle yürütülen görüşmelerin ardından merkezî hükümetçe belirlenir. Geçiş döneminde yönetim ve yasama işleri merkezî hükümetin denetiminde sürdürülür. Anayasa uyarınca resmen tanınan özerk bölgeler, ulusal çıkarlara aykırı davranmamak koşuluyla, içişlerinde kendi kendini yönetme yetkisini kazanmış olur. 1992’ye gelindiğinde özerk bölgelerin sayısı 17’ye ulaşmış bulunuyordu.
Yerel düzeyde merkezî yönetime bağlı temel birimleri oluşturan iller, bir dizi belediyeyi kapsar. Her ilde, üyeleri belediye görevlileri arasından seçilen bir il temsilciler kurulu bulunur. Belediyeler, üyeleri seçimle belirlenen belediye meclisleri tarafından yönetilir. Meclisin seçtiği belediye başkanı aynı zamanda merkezî yönetimin temsilcisidir. Madrid ve Barselona gibi büyük kentlerin, yetkileri daha geniş olan özel belediye yönetimleri vardır.
Ülke genelinde siyasal yaşâm demokratik ve çoğulcu bir yapı gösterir. Başlıca siyasal partiler ılımlı sol eğilimli İspanyol Sosyalist işçi Partisi (PSOE), merkez sağda yer alan Demokratik Merkez Birliği (UCD), İspanya Komünist Partisi (PCE) ve tutucu bir ittifak olan Demokratik Koalisyon’dur (CD). Ayrıca Bask Ülkesi, Katalonya ve Andalucia’da, güçlü destekleri olan yerel milliyetçi partiler de vardır.
Yargı sistemi bağımsızdır. Anayasayla ilgili davalara Anayasa Mahkemesi bakar. Bu mahkemenin görev alanı dışında en üst yargı organı altı daireden oluşan Yüksek Mahkeme’dir. Başkam Adli Genel Kurul’un (Consejo General del Poder Judicial) önerisi üzerine kral tarafından atanan Yüksek Mahkeme’nin altında Genel Üst Mahkeme, bölge üst mahkemeleri ve il üst mahkemeleri görev yapar. Alt derece mahkemeleri genellikle hem ceza, hem hukuk davalarına bakar. Benzer bir örgütlenme sistemini izleyen özerk bölgelerdeki yargı organları da Yüksek Mahkeme’nin denetimine bağlıdır.
Savunmayla ilgili konulardan başbakan ve Ulusal Savunma Kurulu sorumludur. Silahlı kuvvetler Savunma Bakanlığı’na bağlıdır. Bütün erkek yurttaşlar için zorunlu olan askerlik hizmeti 15-18 ay arasında değişir. İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan kolluk kuvvetleri, askeri bir örgütlenme sistemine dayanır. Silahlı kuvvetlerin bir birimi olan Guardia Civil kıyı ve sınırların yanı sıra liman, havalimanı ve hapishaneleri korumakla görevlidir.
Sosyal Refah ve Sağlık Hizmetleri
Sosyal sigorta sistemi bütün çalışanları kapsar, çalışanların ödediği primler düşük bir düzeydedir; sosyal sigorta giderlerinin büyük bölümü işverenler ve devletçe karşılanır. Başlıca sosyal haklar arasında emekli, dul ve yetim aylığıyla işsizlik, sakatlık, hastalık ve annelik yardımları sayılabilir. Hastane ve tedavi giderlerinin bir bölümü devletçe ödenir; ilaçlar parasız ya da düşük bir ücret karşılığında verilir. Son yıllarda sağlık kuruluşlarının sayıca artması ve beslenme koşullarının düzelmesi, bulaşıcı hastalıkların çoğunun denetim altına alınmasını sağlamıştır. Devlete ait sağlık kuruluşlarının yanı sıra çeşitli özel hastaneler de hizmet verir. Hastanelerde doğum sonrası bakıma özel bir önem verilmektedir. Ortalama ömür (1985-90) kadınlarda 79,7 yıl, erkeklerde 73,6 yıldır. Bebek ölüm oranı (1988) binde 8’dir. Devletin konut yapımına sağladığı desteğe karşın, kentlerde konut açığı sorunu hâlâ önemli bir boyuttadır.
Eğitim
Okuryazarlık oranı (1983) yüzde 93 düzeyindedir. 1970’te çıkarılan özel bir yasaya dayanan eğitim sistemi okul öncesi eğitimden başlayarak çeşitli aşamaları kapsar. 6-13 yaş arası çocuklar için zorunlu ve parasız olan genel temel eğitim iki aşamaya ayrılır. Bu eğitimi başarıyla tamamlayan çocuklar bachillerato denen üç yıllık ortaöğrenim programına geçerler. Bu okullara devam etmek için gerekli koşulları taşımayan çocuklar meslek eğitimi veren birinci basamak okullara girebilir. Bachillerato diploması alan öğrencilerin üniversiteye girmeleri için bir yıllık hazırlık öğrenimi görmeleri ya da ikinci basamak meslek okulunu bitirmeleri gerekir.İspanya’da üçü özerk, dördü de özel olmak üzere çok sayıda üniversite vardır. Güzel sanatlar, uygulamalı sanatlar, el sanatları, müzik ve dil gibi alanlarda öğrenim veren okullar eğitim sisteminin bir başka bölümünü oluşturur.
Kültürel Yaşam
Ortaçağda Doğu İslam ve Batı kültürlerinin buluştuğu bir nokta olan İspanya, klasik yapıtlarla Müslüman ve Yahudi kaynakların Avrupa’ya taşınmasında bir köprü işlevini gördü. Canlı ve gelişkin diliyle Avrupa’da da güçlü bir konum kazanan Ispanyol kültürü, 16. ve 17. yüzyıllarda siyaset, edebiyat ve sanatın yanı sıra ilahiyat, felsefe, hukuk ve bilim alanlarında da tam bir altın çağ yaşadı. Ama geleneksel olarak Katolikliğin damgasını vurduğu dinsel bir bakış açısına ve karaktere dayandığından 18. yüzyılda laik ve akılcı bir çizgiye yönelen Avrupa kültüründen giderek kopmaya başladı.
Bu gelişme 19. yüzyıl boyunca geleneksel yapıyı korumak isteyen ve Avrupa’ya açılmayı savunan iki eğilimin çatışmasına yol açtı. Bu arada İspanyol kültürü Yenidünya üzerinde derin bir iz bıraktı. İspanya İç Savaşı sonrasında Franco rejiminin sanat ve kültür üzerindeki baskıcı uygulamaları, belirgin bir geriliğe ve kısırlığa neden oldu. Birçok ünlü İspanyol sanatçı ve edebiyatçı uzun yıllar sürgünde yaşamak zorunda kaldı. Yakın dönemde Avrupa’daki düşünsel akımlarla daha yakın bir ilişkiye girmekle birlikte özgün kimliğini ve ulusal anlatım biçimlerini koruyan İspanyol kültüründe, bireye değer vermeyi öne çıkaran insancıl bir yaklaşımla, belirli bir seçmeciliğe ve evrenselliğe ulaşma çabası gibi ayırt edici özellikler göze çarpar.
İspanyol mimarlık geleneğinin kökleri Burgos ve Toledo’da bulunan ve yapımcıları bilinmeyen eski gotik katedrallere değin iner. Madrid ve Barselona’da F. J. S. de Oiza, A. de la Sota ve A. Gaudı gibi çağdaş mimarların tasarımını yaptığı görkemli kamu yapıları, otel ve apartmanlar günümüz İspanyol mimarlığının çarpıcı örneklerini oluşturur. Uluslararası düzeyde ün kazanmış çağdaş İspanyol mimarları arasında Pedro Muguruza ve Felix Candela sayılabilir.
20. yüzyılın ilk yarısında geliştirdikleri kişisel üsluplarla yeni bir yaratıcılık dönemi açan üç büyük heykelci P. Gargallo, J. Gonzâles ve A. Sânchez, aynı zamanda İspanyol heykel okulunun kurucusu olarak kabul edilir. Sonraki heykelcilerden Angel Ferrant biçim denemeleriyle, Pablo Serrano ise soyut ve simgesel biçimler arasında bir bileşim kurma arayışıyla dikkati çeker. İspanyol heykelciliğinin dünya çapında en ünlü temsilcisi, metal, çimento, ahşap ve kaymaktaşı figürleriyle tanınan E. Chillida’dır. Onu M. Berrocal ve başkalarının içinde yer aldığı soyut heykelciler izlemiştir. F. Lopez ve Caulonga ise heykellerinde günlük yaşamı betimlemişlerdir.
Geçmişte El Greco, Goya, Jose’de Ribera, Zurbaran ve Diego Velâzquez gibi büyük ustalarla resim sanatına önemli katkıda bulunan Ispanya’nın 20. yüzyılda bu alanda yetiştirdiği ünlü adlar Pablo Picasso, Joan Mirö ve Salvador Dalı’dir. Ayrıca Madrid okulundan Daniel Vâzquez Diaz, Benjamm Palencia ve Manuel Mampaso’nun yanı sıra 1966’da Cuenca’da Ulusal Soyut Sanat Müzesi’nin açılmasından sonra Fernando Zobel, Rafael Canogar, Manuel Millares, Luis Feito, Jose Guinovart, Antonio Saura, Mo- desto Cuixart ve Antonio Tapies gibi birçok çağdaş ressam yetişmiştir.
İspanyol müziğinin ilk büyük temsilcileri arasında besteci A. de Cabezon ve D. Scarlatti ile ünlü şan öğretmeni M. Garcia’yı izleyen seçkin besteciler Manuel de Falla, Joaqum Turina ve Ernesto Halffter sayılabilir. Günümüzde avante-garde müzik alanında uluslararası üne kavuşmuş İspanyol bestecilerden bazıları L.de Pablo, C. Bernaola, T. Marco, A. G. Abril, M. Castillo ve R.Barce’dir.
Tanınmış İspanyol yorumcuların başında piyanist ve orkestra şefi Jose Iturbi, gitarcı Andres Segovia ve Narciso Yepes, soprano Victoria de los Angeles ve orkestra şefi Rafael Frübeck de Burgos gelir. Parlak bir geleneğe dayanan Ispanyol edebiyatı geçmişte olduğu gibi günümüzde de öteki ülke yazarları üzerinde derin bir etki yapmıştır. Bunun en tipik örneği, modern romanın öncüsü sayılan Miguel de Cervarçtes’in Don Quijote (1605-15; Don Kişot, 1933, 1985) adlı başyapıtıdır. 20. yüzyılın önde gelen İspanyol edebiyatçıları arasında romancı Ramön Perez de Ayala, Ramon Jose Sender ve Camilo Jose Cela ile şair Vicente Aleixandre, Miguel Hernân- dez, Juan Ramön Jimenez ve aynı zamanda oyun yazarı olan Federico Garcıa Lorca sayılabilir.
II. Dünya Savaşı sonrasında gerileme sürecine giren İspanyol tiyatrosu son yıllarda giderek canlanmaktadır. Çeşitli amatör ve profesyonel toplulukların yer aldığı Bağımsız Tiyatro, bu gelişmede önemli rol oynamıştır. Genellikle ortak yapımlara dayanan sinema sanayisi oldukça gelişmiştir. En tanınmış film yönetmenleri Luis Bunuel, Luis Garcıa Berlanga, Juan Antonio Bardem ve Carlos Saura’dır. San Sebastian, Barcelona ve Valladolid film şenlikleri uluslararası düzeyde ilgi görür; ayrıca her yıl Gijön’da çocuk filmi, Huesca ve Bilbao’da da belgesel ve kısa film şenlikleri düzenlenir.
İspanya’da en canlı halk geleneği fiesta denen şenliklerdir. Hemen her yörenin kendi şenliği vardır. Belirli bir dinsel anlam da taşımakla birlikte toplu bir eğlence biçimini alan bu geleneğin özellikle dış etkilere daha açık olan kıyı bölgelerinde özgün biçimiyle sürmesi şaşırtıcı bir olgudur. Boğa güreşi seyirlik bir eğlence olarak İspanyol yaşamının önemli bir öğesini oluşturur. Geleneklerin güçlü olduğu bir başka alan da konut tipleridir. Giderek ortadan kalkan el sanatları koruma altına alınmıştır.
İspanyol kültürünü ayakta tutan başlıca kurumlar arasında İspanyol Enstitüsü’ne bağlı Kraliyet Dil Akademisi (1713; bugün İspanyol Kraliyet Akademisi), San Fernando Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi ve Kraliyet Tarih Akademisi gibi çeşitli konularla ilgili akademiler, Bilimsel Araştırma Konseyi ve İberoamerikan İşbirliği Enstitüsü sayılabilir. Büyük kentlerde bulunan kültür merkezleri sanat ve edebiyat etkinliklerini desteklemede önemli rol oynar. Daha küçük kent ve kasabalarda da konferans, sergi, konser ve kitaplık gibi hizmetlerle benzer bir işlevi yerine getiren kuruluşlar vardır.
Ülkenin çeşitli yerlerine yayılmış olan çok sayıda müze, zengin kültür ve sanat birikimini yansıtır. Madrid’de bulunan Prado Müzesi dünya çapında ünlü bir sanat galerisi ve müzedir. San Fernando Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi Müzesi, Ulusal Arkeoloji Müzesi (Madrid), Katalonya Güzel Sanatlar Müzesi (Barselona), Ulusal Heykel Müzesi (Valladolid), Bilbao ve Sevilla’nın güzel sanatlarla ilgili müzeleri öteki önemli müzeleri oluşturur. El Greco’nun yapıtları sonradan müzeye dönüştürülen Toledo’daki evinde sergilenir.Madrid’deki Kara ve Deniz Kuvvetleri Müzesi ileBarcelona’daki Denizcilik Müzesi de tarihsel açıdan önem taşır.
Barcelona’daki Picasso Müzesi ile Cuenca’daki Ulusal Soyut Sanatlar Müzesi’nde de önemli yapıtlar bulunur. İspanya’ nın ünlü kütüphanelerinin başında 19. yüzyıla değin öteki Avrupa kütüphanelerine örnek oluşturan El Escorial gelir. Madrid’ deki Ulusal Kütüphane’de çok sayıda eski ve değerli koleksiyon yer alır. Tarihsel belgeler dört büyük genel arşivde saklanır. Özellikle Madrid ve Barcelona’da çeşitli orkestra, opera ve tiyatrolar vardır. Özel vakıfların yanı sıra geleneksel edebiyat ödülleri de kültürel yaşama önemli katkıda bulunur.
Basın üzerinden sansürün kaldırılmış olmasına karşın belirli yasal kısıtlamalar ve gazetelere yönelik şiddet eylemleri basın özgürlüğünün geniş biçimde kullanılmasını önlemektedir. Radyo ve televizyon yayınları resmî bir kuruluş olan Radyo Televizyon Espanola’nm (RTVE) denetimindedir. Kuruluşun başında Cortes Generales’in 12 üyesinden oluşan yönetim meclisi ile üç danışma meclisi bulunur. RTVE genel müdürü yönetim meclisinin önerisi üzerine hükümetçe atanır. Ülkede bazı özel radyo istasyonları da etkinlik gösterir.
Kaynak: Ana Britannica
Son düzenleyen Safi; 8 Mayıs 2018 01:05