Arama

Sandalye Nedir?

Bu Konuya Puan Verin:
Güncelleme: 1 Mart 2019 Gösterim: 9.310 Cevap: 4
ThinkerBeLL - avatarı
ThinkerBeLL
VIP VIP Üye
15 Haziran 2008       Mesaj #1
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye

SANDALYE

Ad:  sandalye.JPG
Gösterim: 573
Boyut:  17.6 KB

a. (ar. şandali, santal ağacından yapılmış iskemle'den şandaliyye).
Sponsorlu Bağlantılar
1. Arkalıklı, yanlarında kolu olmayan oturma eşyası: Bir sandalye çekip oturun. (sun seçimlerde sandalye sayısını artırdı)
2. Sandalye kavgası, bir mevki, bir makam elde etmek ya da onu başkasına kaptırmamak uğruna gösterilen çaba; koltuk kavgası.

—Cez. huk. Elektrikli sandalye, ABD’nin kirdi eyaletlerinde, ölüm cezasına çarptırılmış hükümlünün, elektrikle öldürülmesi için oturtulduğu aygıt; ölüm cezası.

—Çoc. bak. Mama sandalyesi, önünde bir tablası bulunan, iskeleti ahşap ya da metal borulardan yapılmış ve oturulan bölümü bir lazımlıkla donatılmış yüksek çocuk sandalyesi.

—Org. kim. Sikloheksanın yerleşme biçimlerinden biri.

—Tip. Hasta sandalyesi, hareket edemeyen hastaları taşımaya yarayan küçük tekerlekli koltuk. || Tekerlekli sandalye, yürüyemeyen, özürlü hastalar için yapılmış olan ve onların kendi başlarına hareket edebilmelerini sağlayan koltuk.

—ANSİKL.
En eski sandalyeler Mısır'da yapılmıştır. Ayaklar ve bunları birleştiren öğeler çoğu kez kedigillerin pençelerine benzetilirken, arkalıklar dıştan içe doğru çukurlaştırılmış ve hafifçe eğikleştirilmiştir; tahta boyanmış ya da abanoz, fildişi, metal gibi değerli nesneler kakılarak süslenmiştir. Yunan-roma sandalyelerinin çukur arkalıklı olduğu, ayakların yay biçiminde büküldüğü çeşitli tasvirlerden anlaşılmaktadır.

Ortaçağda, birçok oturma eşyası vardır ama bunlardan hiçbiri gerçek anlamda sandalyeye benzememektedir. Taşınabilen, dirsekliği bulunmayan, fakat arkalıklı “sgabello” XV. yy.’da İtalya'da ortaya çıktı. XVII. yy.’ın başında arkalık, alçak ve hafifçe eğikti. Tornada tespih ya da örgü biçimi verilen ayaklar birbirlerine biçiminde kirişlerle bağlanmaktaydı. En çok kullanılan ağaç cevizdi. Bundan böyle döşemeler sabit bir biçimde iskelete tespit edildi ve arkalıkla oturma bölümlerini tümüyle kaplayacak biçimde deri ya da kumaştan (ipek, kadife, halıyı andıran dokumalar) yapıldı. Hasır sandalyeler de üretildi.

1650'ye doğru, yüksek, büyük arkalık ortaya çıktı. X biçiminde ayak bağlantıları H biçimindeki kirişlerin yerini aldı; örgü ve tespih biçimindeki ayaklar yerlerini parmaklık dikmesini andıran öğelere bıraktı. Kullanılan tahta yalnızca tornada işlenmekle kalmıyor, elle yontulup yaldızlanabiliyordu; cevizin yanında gürgen ve meşe de kullanılmaya başladı. XVIII. yy.’da iki yenilik dikkat çekicidir: zarif eğrilerin ortaya çıkması ve sandalye iskeletinin önce kayıt sonra da arkalık bölümünde gizlenmeden bırakılması.

Aynı zamanda arkalık alçalmış, rahata düşkünlükle birlikte oturma yeri derinleştirilmiştir; ayakları birbirine bağlayan kirişler ortadan kalkmış hasır kullanımı yaygınlaşmıştır Kullanılan ağaçlar nene aynıdır ve gürgen çoğu kez boyanır ya da yaldızlanır. Kayıt bölümünde arkalıkta ve ayaklarda eğik çizgiler, Louis XV üslubunun vazgeçilmez bir özelliğidir. Oymalı süslemeler zengin ama ölçülüdür, döşeme gereçleri değerli kumaşlardan seçilir (saten, muare, kadife damasko; Beauvais ve Aubusson duvar halıları).

Louis XVI üslubu, düz çizgileri ve koşut yivleriyle daha yalındır ama büyük bir biçim çeşitliliği dikkati çeker. Aynı dönemde oval ve yuvarlak sandalyeler de üretilmiştir. Maun ağacı kullanımı yaygınlaşır. imparatorluk dönemi sandalyeleri daha hantaldır ve Louis-Philippe ile restauration üsluplarının da benimsediği gondol biçiminde arkalıkları vardır Maun en çok kullanılan ağaçtır.

Napolöon III üslubu ise tüm üsluplara sahip çıkmış, eski örnekleri kopya ederek hantal, kapitone sandalyeler üretmiştir. Ne Art nouveau (1900) ne de "Arts deco” (1920-1930) kopyacılık anlayışının egemenliğine son verebilmiştir. Günümüzde sandalye akılcı, hafif, kolayca taşınabilen bir mobilyadır ve yapımında ahşabın yanı sıra, metal borular ve plastik maddeler kullanılmaktadır.

Geleneksel türk ev döşemesinde divan, sedir, yer minderi vb. kullanılıyor, yemek, yer sofrasında yeniyordu. Önceleri batı yanlısı çevrelerde, özellikle saray ve konaklarda rağbet gören sandalye, Cumhuriyet döneminden sonra yaygınlaşmaya başladı, giderek başlıca ev eşyaları arasında yer aldı.
Kaynak: Büyük Larousse

Son düzenleyen Safi; 1 Mart 2019 18:39
X-Sözlük Konusu: ne demek anlamı tanımı.
Tanrı varsa eğer, ruhumu kutsasın... Ruhum varsa eğer!
Keten Prenses - avatarı
Keten Prenses
Kayıtlı Üye
3 Mart 2009       Mesaj #2
Keten Prenses - avatarı
Kayıtlı Üye
Taş veya masif oyma oturma eylemine hitap eden ürünler, yaşam içinde fonksiyonlar çeşitlendikçe farklılaşmıştır. Sonrasında krallar isim verdi, marangozlar yaptı. Binlerce çeşitliliğin içinde devindi durdu. Oluşan yeni akımlar, tasarımcılar ve sanayi devrimi ile gelişimi arttı.”

Sponsorlu Bağlantılar
Kısa bir bakış içinde özetlersek: M.Ö. 5000 Mısır-Roma, 10. yy., derken Rönesans 16. ve 17. yüzyıldan itibaren Louis, Tudor, Queen Anny, İngilizlerin Sharaton ve Chependale tasarımları yer almakta idi.

1880’lerde John Ruskin idealizmi içinde “Arts and Crafts”sanatlar ve zanaatlar akımına tasarım dışı taklitlerle ortaçağın köy kökenli mobilyalarını çağrıştırır. 1890’lar Amerikasında dini kökenli Shakers akımı kullanışlılığı ve dayanıklılığı öne çıkarmıştır. Ama pragmatizmi savunan yalınlığı, basitliği asla estetik görüşten kaçınarak başarılmayacağı fikriyle Willliam Morris; eğrisel, bitkisel formları, heykelsi bir güzellikle fonksiyona yansıtan Henry Van De Valde’nin “Art Nauveau” akımında; sürrealist mimar Antonio Gaudi‘de eğriselliğe bir başka tat ve kişilik geliyor.

İskoç mimar Charles Rennie Mackintosh ana motiflerini geometriye (kare, dikdörtgen) endeksliyor. Müthiş Hill Hause sandalyesi böyle doğuyor. Frank Lloyd Wright sandalyede metal borularla endüstri çağındaki ölümsüz yerini alıyor.
19. yy sonunda ısı ve nem uygulanarak buharda döndürülen ahşap formlar ile Michael Thonet’in ünlü sandalyesi ve diğer ürünleri 21.yy’a dek hala vazgeçilmeyenlerin başında yer alıyor. Rahatlığı, güzelliği ve fonksiyonelliği ile birer mucize gibiler.

Hollanda’da ortaya çıkan De Sitil akımı geometrik biçimleri çarpıcı ana renklerle altını çizerek dizayn ediyor. Gerrit Rietvelt’in 1918 “Red and Blue” 1934 kiraz ağacının güzel kızıllığındaki zig-zag çok ünlüdür.
1911’de Walter Gropıus Alman Bauhaus okuluyla endüstrüyel üretimi mobiya ve sandalyeye ulaştırdı. Adeta sandalyenin dönüm noktasını oluşturan bir dönemi başlatmış oldu.

Marcel Breuer’in ünlü “Wassily”, “S” Barcelona Fuarı için tasarladığı koltuğu; Mies Van Der Rohe’nin 1927 çelik boru ve kösele ile tüm formları alt üst edip; formu konfor ve şıklığı ile şaşırtıcı bir halde dengeledi.

Fransız Le Corbusıer çeliği ünlü dinlenme koltuğu ile hayatımıza soktu.

1936’larda Finlandiyalı Aalvar Aalto artık kalıpta ısıyla bükülmüş kontrplakları (laminasyon tekniği) İskandinavya’ya özgü bir yalınlıkla günümüz de bile vazgeçilmez konuma getirmiştir.

1950’ler Charles Eames ABD’de polyester ve metalde oldukça konforlu koltuk ve kanepelere imzasını atıyor.

1968’ler uzay çağı İtalyan Zanotto firması PVC (poli vinil clorür), Pneumatik (şişme sistemler pneu-design) ile Joe Colombo, Verner Panton gibi ünlü tasarımcıların eserleri ile şeffaf bir yumuşama süreci başlamıştır.

Büyük tasarımcılar, idealist, radikal veya reformist tasarımlar; ve dahi insan, ürün, fonksiyon, bileşkesi derken memphis akımı daha duygu yüklü, insancıl ve eylenceli neşeli ürünler getirdi oraya. Pleksiglass, plastik, laminatlarla çocuksu neşeyi ürünlerde hissettirdi. Ettore Sottsass koltuğu bu yeni yaklaşımın en iddialı ürünüdür.

Post modernizm’de Philippe Starck’ın sehpa olabilen sandalyesi “Lola Mundo” William Sawaya tasarımı kösele meetal “tarzan” sandalye, Chi Wing Lo’nun Aro’su geometrik dengenin en çağdaş örnekleridir.

Yine 20.yy’da pirimitizm, naturalizm, art deko ve hatta doğa esintileri ile simetrinin yokoluşu objenin özgürlüğü yepyeni bir akım oluşturdu. Riccardo Dalisi’nin “Pavonesi”si metalin, doğa ile yorumlanışının uyumlu valsini içerir.

Tasarımcı; duygular, esinler, ergonomi, örgütlülük, malzeme, teknolojik gelişme, işlev, nüfus, yeni gereksinimler ışığında üretimci; kolay üretim, kar, taşıma kolaylığı, rekabet, depolama faktörlerini, sosyal olgular, moda, güvenlik ve malzeme bileşkesi ile tüketici ise sosyal olaylar, moda, ekonomi, konfor, değişen gereksinimlerle bileşkesinde ve çevre uyumunda kesişmek zorundadır. Ki gelecek dönemlerde yeni tarz ve akımlar olarak devinimini yitirmeden karşımızda yerini alabilsin.

“Cennet Bulunduğun Yerdir” demiş Voltaire. Bu büyüleyici tasarım ürünlerine sahip olmak büyük bir ayrıcalık, aynı zamanda da büyük bir ekonomik güç gerektirmektedir.

Oysa Thedore Rosovelt’in dediği gibi “Elinde olanlarla, bulunduğun yerde, elinden geleni yap.” Buna benzer bir ilke ile oturma eyleminde yerli tasarım, yerli ağaç ve yerli üretim ile en kaliteli ve en aranılan olmaktaki kararlılığımızla Sandalye Evi’ni ziyaret etmeden karar vermemenizi tavsiye ediyoruz.

Sandalye evi, RE Dizayn’da yüksek İçmimar Egem Uzer, 18 yıllık İçmimari disiplinini büro, otel, restoran, cafe ve bar dekorasyonlarında en iyi şekilde ortaya koyarken; artık imalatın, içmimariyle bileşkesinin verdiği farkı, müşterileri ile paylaşıyor. Son dört yılda 95 otel, bar, cafe ve restoranda, sandalye evi fabrikasının ürünleri kullanıldı. Ayrıca yıllardır 130’dan fazla proje, tasarım ve uygulama ve 500’ün üstünde büro düzenleme çalışması olan firma; projelendirme, tasarım ve uygulamalarına devam ettiği gibi, showroomunda yerli tasarım, yerli ahşap, yerli üretim ısrarından vazgeçmeksizin; ahşabın sıcaklığını en ekonomik ve bilinçli tasarlanmış ürünlerle tüketiciye sunuyor.

Üretimde 100’ün üstünde kollu kolsuz sandalye, 40 civarında masa, 60’ın üstünde lobi koltuk kanape, 80’den fazla bahçe mobilyası şezlong ve çok büyük alanlar için şemsiyeler, kendi dizayn anlayışımıza cauntry tarzı banyo mutfak ve özel alanlar için el dekorlu pentür bordürler, dolap ve raflar yer almaktadır. Tüm bu imalatlar 1. sınıf malzeme ve işçilikle yerli kayın ağacı ve atmosfer şartlarına uygun ithal dış cephe vernikleri ile yapılmaktadır. En iyi ve en kaliteliyi yerli işçilikle sunmaktan büyük bir onur duymaktayız.

Ürettiği koltuk-sandalye-masa imalatları ile hemen hemen altı ayda bir benzersiz projesi ve ayrımsanan konseptleri ile cafe, bar, restoran sektöründe farklı yeni mekanlar kazandıran, RE Dizayn İç Mimari Mobilya Ltd. Şti. 2000’in Eylül ayında açılan Chakra Kitap Cafe ile Suadiye’de, 2001 Ocak ayında Allegro Pizza Grill ile Fenerbahçe’de benzersiz birer örnek oluşturmuştur.

Sandalye evi yerli üretim yapan bir firmadır. 19.yy. nostaljisine bir pencere açmak açısından Thonet tarzında 9 farklı model üretmektedir. Laminasyon tekniği ile kontrplaktan oluşan çok farklı yeni tasarımlar yanısıra kumaş, suni deri fontlu, ip veya hasır örülmüş imalatlar da bulunmaktadır. Katlanabilen osmanlı sandalyesi çağdaş antikayı beğeninize sunmaktadır. Lobi koltukları en mininal ölçülerden en büyük ölçüde seçeneklere sahip. Her kumaş kaplı imalatta kumaş ve deri hatta suni deri müşteriye aittir. Rejisör koltuğu, şejlong ve minderler ham brandadan mevcuttur. Ekru renk güneşin soldurucu tesirlerine oldukça dayanıklıdır.

Tüm masa imalatlarında cilada çizilmezliği sağlayan ithal vernik kullanılmaktadır. Bar masa ve tabureleri yüksek oturma gerektirir, bu nedenle total ayaklı kolçaklı Thonet modeli yanısıra döşemeli veya kontra modeller mevcuttur.

Kanepeler cauntry tarzında, minderli veya monoblok 1. sınıf işçilik ve malzeme ile imal edilmektedir. Yine kumaş müşteriye aittir.

El dekorlu pentür çalışmalı dekoratif bordürler, banyo ve mutfaklar için çok amaçlı dekorlu cauntry tarzı dolap ve raflar mevcuttur.

Bütün imalat 1. sınıf kayın ağacındandır ve naturel, kiraz, tik, ceviz, maun, siyah ve tonları ile 10 farklı renk kartelamız mevcuttur.

Yazlık teras ve bahçe mobilyamız atmosfer etkilerine dayanıklı ithal Sayerlac dış cephe verniğine daldırma metodu ile yapılmaktadır. Naturel ve koyu meşe (antik ceviz) olmak üzere 2 renge sahiptir. Minimum 250 çaplı yada 250x250 kare formdan başlıyarak 450X450 ve 2 bumlu , üç bumlu örnekleri ile çok büyük miktarda m2’yi gölgeleyebilen şemsiyeler, 2 kişilik salıncak, servis arabası, servis sehpası tekerlekli çamaşırlık, havluluk, magazinlik mevcuttur. İmalatlar Kemerburgaz’daki 1000 m2’lik 50 işçinin çalıştığı butik bir fabrikada gerçekleşmektedir.
Son düzenleyen Safi; 1 Mart 2019 18:40
Quo vadis?
asla_asla_deme - avatarı
asla_asla_deme
VIP Never Say Never Agaın
7 Kasım 2009       Mesaj #3
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın

Sandalye Nedir

Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır. Genellikle bir kişinin oturabileceği ebatta olup, çeşitli şekillerde ve malzemelerle imal edilebilmektedir. Asıl olarak dört ayağı, oturma kısmı ve sırt bölümü bulunmaktadır. Yetişkinler için ve çocuklar için farklı boyutları mevcuttur. Bulunulan mekana ve buna bağlı olarak gereken işlevine göre farklı stillerde, görsel, biçimsel özelliklerde ve farklı materyallerle üretilebilmektedir.
Son düzenleyen Safi; 1 Mart 2019 18:41
Şeytan Yaşamak İçin Her Şeyi Yapar....
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
20 Eylül 2015       Mesaj #4
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Sandalye
isim (sanda'lye) Arapça ¹andaliyye
1 . Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası:
"Odalarda mobilya namına, uzun, kısa yuvarlak bir sürü masayla sandalyeden başka bir şey yok."- E. M. Karakurt.

2 . (mecaz) Makam, koltuk, mevki:
"Bunların gençliğe karşı aldıkları vaziyeti ben biraz sandalye vehminden doğmuş telakki ediyorum."- H. E. Adıvar.

Birleşik Sözler
  • sandalye kavgası
  • elektrikli sandalye
  • kolçaklı sandalye
  • tekerlekli sandalye
Son düzenleyen Safi; 1 Mart 2019 19:05
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
1 Mart 2019       Mesaj #5
Safi - avatarı
SMD MiSiM

sandalye

Ad:  sandalye.JPG
Gösterim: 599
Boyut:  25.4 KB

tek kişinin oturması için düşünülmüş, arkalıklı, genellikle kolsuz mobilya.

Geçmişi Eski Mısır’da 3. sülale dönemine (İÖ y. 2686-2613) değin uzanır. Eski Mısır sandalyelerinin ayakları genellikle hayvan bacağı biçiminde olurdu. Oturma yerleri ya ağaçtan oyulur ya da bantlarla oluşturulur, bunun üstüne bir minder ya da yastık konurdu.

Eski Yunanlıların kullandıkları hafif ve ince yapılı klismos da zarif bir sandalyeydi. Örme şeritlerden yapılan oturma yeri, keskin bir kavisle aşağıya doğru incelen, kama biçimli ayaklar üstüne yerleştirilmişti. Sırta uyacak gibi bir eğri çizen yatay arkalığı, üç dikme taşırdı. Çapraz ayaklar üstüne yerleştirilmiş bir oturma yeri bulunan “X” biçimli sandalyenin geçmişi de en az Roma dönemine değin uzanıyordu.

Bunların katlanır türlerinin ayakları altta yere yakın bir yerde yatay kayıtlarla birleştirilmiş, üstte de genellikle deri ya da kumaştan bir oturma yeri yapılmıştır. Katlanır sandalye Eski Mısır, Yunanistan ve Roma’da bilinirdi. Roma topraklarını ele geçiren barbarların önderleri, Romalı komutanların katlanır sandalyelerini taht ya da yeni elde ettikleri gücün bir simgesi olarak kullandılar.

Ortaçağ kiliselerinde, sabit sıralardan önce katlanır sandalyeler kullanılıyordu. Bunların piskopos koltuğu olarak da işlev gördüğü bilinmektedir. Katlanır sandalyeye bu kadar önem verilmesi, yapımlarında kullanılan malzemelerle de açıklanabilir. Örneğin Charlemagne’ın altından bir katlanır sandalyesi olduğu söylenmektedir.

Sandalye Rönesans döneminde İtalya’da çok zarif bir mobilya haline geldi. Rönesans’ta başlıca iki tür sandalye vardı: Kolayca taşınabilecek kadar hafif olanlar ve aile reislerinin ya da başka önemli kişilerin kullandığı taht benzeri ağır koltuklar.

Tudor dönemi İngiltere’sinde aile reislerinin sandığa benzeyen ağır sandalyeleri, büyük salonun ucundaki yükseltilmiş platformda dururdu. Çok eskiden beri kullanılan torna işi sandalyelerin en incelikli işlenmiş örnekleri bu dönemde üretildi. Bunların bacakları tornada çekilmiş çubuklarla yapılıyordu.

16. yüzyılda sandalye yapımına döşemecilik de girdi. Arkalık dikmelerinin arasına, kenarlan püsküllerle ya da işlemeli deri bir şeritle çevrelenmiş bir kadife ya da broker parçası geriliyordu. Kumaşı tutturmak için büyük başlı pirinç çiviler kullanılıyordu. 17. yüzyılda zengin oymalı sandalyeler yapıldı. İtalya’da mobilyalan çoğunlukla heykelciler yapıyordu. Andrea Brustolon’ un, kol ve bacakları boğumlu ağaç gövdeleri ve dalları biçiminde oyulmuş sandalye takımı (bugün Venedik’teki Rezzonico Evi’nde) bunlann en ünlü örneklerindendir.

Fransa’da, 16. yüzyıla özgü dik açılı çizgilerin egemen olduğu iskemleler yerlerini giderek daha rahat döşemeli, rulo kıvrımlarla ya da hayvan başı figürleriyle biten oymalı kollu sandalyelere bıraktı. XIV. Louis döneminde (1643-1715) mobilyalar daha görkemli bir hale geldi. Arkahklar yükseldi ve tepeleri yuvarlak bir biçim aldı; kollar bazen kıtık, yün ya da pamukla doldurulup kumaşla kaplanıyordu. Oturma yerleri de genişledi ve ahşap yerler ince oymalarla bezenerek yaldızla ya da başka renklerle boyandı.

Benzer biçimde İngiltere’de de Restorasyonca birlikte daha rahat bir yaşam tarzına yönelindi. Öbür Avrupa ülkelerinden gelen birçok zanaatçıyla birlikte ithal edilen gösterişli üslupların İngiliz beğenisine uyarlanması gerekti. Örneğin sandalyelerin ön ayakları arasına oymalarla bezeli kayıtlar yapılıyordu. Ama 17. yüzyılın sonunda “S” biçimindeki bacaklar ortaya çıkınca bu tür kayıtlar ortadan kalktı.

İngiltere’de ilk kez Kraliçe Anne döneminde (1702-14) kullanılan zarif kıvrımlı arkahklar ve “S” biçimindeki bacaklar yarım yüzyıl varlıklarını sürdürdü. Thomas Chippendale’in The Gentleman and Cabinetmaker’s Director (1754; Beyefendiler ve Mobilyacılar İçin Rehber) adlı kitabında görülen fiyonk arkalıklı sandalyelerle ‘Transız sandalyeleri” rokoko beğenisinin sonuçlarıydı. Bu kitaptan o dönemde gotik ve Çin tarzı tasarımların da çok gözde olduğu anlaşılıyor.

17. yüzyılda İngiltere’de yaygınlaşan ve Amerika kolonilerinde de benimsenen bir sandalye de oturma yeri kamış ya da saz örgü, yüksek arkalıklı bir türdü. Arkalık iki düşey kayıtla bunlann arasındaki yatay çubuklardan oluşuyordu.

Amerika mçbilyacıları genelde, 17. yüzyıl sonlarına ait İngiliz üsluplarının yalınlaştırılmış uyarlamalarını benimsediler. 18. yüzyılda en çok Windsor sandalyeleri tutuldu ve İngiltere’dekinden daha büyük bir gelişme gösterdi.

1760’lardaki klasik biçimlere dönme modası Avrupa’da iskemle tasanmmda da düz, ama daha ince çizgilere yönelinmesine yol açtı. Aşağı doğru incelen düz bacaklarla kare, elips ya da kalkan biçimli arkahklar moda oldu. Regency döneminin zarif İngiliz sandalyeleriyle, ampir dönemine özgü Fransız sandalyelerinde, Eski Yunan klismos'larmm kama biçimli bacaklan kullanılıyordu. 1789 Devrimi’nden sonra Fransız sandalyeleri çok daha basit ve yalın bir görünüm aldı.

19. yüzyılda İngiltere ve Fransa, sandalye modasını yönlendirmeyi sürdürdü; ama daha çok geçmiş dönemlerdeki modeller uyarlanıyordu. Bu yüzyılın en ilginç sandalyesini AvusturyalI Thonet yaptı. Adıyla tanınan ve günümüzde bile kullanılan bu sandalyenin bacakları ve arkalığı ağaç dallarının kıvrılmasıyla oluşturuluyor, oturma yeri de hasırla örülüyordu.

I. Dünya Savaşı’ndan sonra Macar asıllı ABD’li mimar ve tasarımcı Marcel Breuer tek bir çelik boruyu bükerek, dört ayrı bacak üstüne oturmak yerine sürekli bir çerçeveden oluşan ilk “metal boru sandalyeci yarattı. Alman asıllı mimar Mies van der Rohe’nin tasarımı Barselona koltuğu (1929) zarif kıvrımlı çelik iskeleti ve düğmeli deri döşemesiyle çağdaş bir klasik oldu. İsviçre asıllı mimar Le Corbusier ve Finli mimar Alvar Aalto bükülmüş kontrplak sandalyelerle denemeler yaptılar. Amerikalı tasarımcı Charles Eames ve Fin asıllı mimar Eero Saarinen kalıpla elde edilen biçimleri hem kontrplaktan, hem plastikten yapılma bütün sandalyelere uyguladılar. Son yıllardaki gelişmelerden biri de şişme plastik sandalye oldu.
kaynak: Ana Britannica
SİLENTİUM EST AURUM

Benzer Konular

22 Nisan 2012 / Misafir Cevaplanmış
1 Mart 2010 / ilerizeka Cevaplanmış