
Ziyaretçi
KISA

1. Uzunluğu ya da yüksekliği fazla olmayan ya da başka bir şeye oranla daha az olan bir şey (somut) için kullanılır: Kısa saçlar. Kısa boylu bir adam. Kısa bacaklı bir köpek. Kısa etek.
Sponsorlu Bağlantılar
3. Süresi az ya da daha az olan bir şey için kullanılır: Kış günleri, yaz günlerinden kısadır. Kısa bir ara vermek. Yaşam çok kısa.
4. Kapsamı ve uzunluğu az olan, az sözcükle aynntısız anlatılmış şey için kullanılır: Hükümet olaydan sonra kısa bir bildiri yayımladı. Kısa bir açıklama. Kısa bir mektup. Konuşmasına, kısa bir girişten sonra başladı.
5. Yetersiz: Sen bu kısa aklınla işin iç yüzünü anlayamazsın.
6. Kısa görüşlü, geleceği göremeyen, yüzeysel düşünen kimse için kullanılır. || Kısa günün kârı, sürenin kısalığına karşın şu ya da bu bakımdan kazanç sayılabilecek bir şey elde edildiğinde söylenir || Kısa ömürlü, geçerliliği, etkisi çok kısa süreceği düşünülen ya da süren şey için kullanılır: Günün koşullarına uymayan bu yasa kısa ömürlü oldu ve bir süre sonra yürürlükten kaldırıldı. || Kısa yoldan, fazla uzatmadan, süreyi geçirmeden; kesin biçimde; kestirmeden: Bu işi kısa yoldan çözelim. || Kısa vadeli, süresi az olan, sürekli olmayan: Kısa vadeli çözümlerle bu iş yürümez.
—Anat. Kısa damarlar, dalak atardamarının mideye giden dalları. || Kısa kaslar, izledikleri yol nedeniyle bazı kaslara verilen ad (kısa gerici, kısa bükücü, kısa döndürücü kaslar, vb.). || Kısa kemikler, süngersı kemik dokusunu saran ince bir tıkız doku tabakasından oluşan kemikler.
—Bağa Kısa boğum, asmalarda hem düğüm aralarının düzensiz ve kısa olmasıyla, hem yaprak ayasının ortadamar boyunca sararmasıyla belirgin virüs hastalığı.
—Dağa Kısa yol, dağın eteğiyle zirvesi arasındaki düz hata en yakın tırmanma yolu.
—Denize. Kısa düdük, denizde çatışmayı önleme kurallarına göre gemi düdüğüyle verilen bir saniyelik işaret. (Karşıdan gelen ya da yetişilen bir gemiye, yapılacak manevrayla ilgili bilgi vermede kullanılır.)
—Dilbil. Kısa çizgi - ÇİZGİ.
—Ed. Kısa hece - AÇIK HECE.
—Eğit. Kısa süreli erkek kurstan - GEZİCİ KÛY KURSLARI.
—Kur. tar. Kısa sedir ya da kısa sofra, osmanlı padişahlarının yemek yeme düzeni.
—Med. huk. Kısa elden teslim, bir malı elinde bulunduran kişinin zilyetlik sıfatının değiştirilmesi. (Zilyetliğin geçirilmesi yollarından biridir. Örneğin bir otomobili kirayla kullanan kişi, aynı otomobili satın alırsa, satıcının bunu ayrıca teslim etmesine gerek kalmaz. Bu durumda kısa elden teslimden söz edilir.)
—Sesbilg. Gerçekleştirilme süresi görece kısa bir sesbilim için kullanılır (Karşt. UZUN.)
—Spor. Kısa mesafe yarışı, kısa bir mesafede (atletizmde 100, 200, 400 m) yapılan sürat koşusu. (Eşanl. SPRINT.) || Kısa masafeci, atletizm ve bisiklet sporunda kısa mesafe sürat koşucusu. (Eşanl. SPRİNTER.)
—Müz. Ortaçağda ve Rönesans döneminde kullanılan nota biçimi. (XIII. yy.'da siyah kare; XIV. yy.'da siyah kare; bazen de kırmızı ya da mavi kare; XIV. yy.’ın sonunda, XV. ve XVI. yy.’larda içi boş beyaz kare biçimindeydi. Göreli değeri, kullanıldığı ritmin 1 ya da 2 zamanlı oluşuna bağlıydı. Greko-latin nazım ölçüsü Prensten [kısa] örnekseme yoluyla elde edilen kısa, müzikte bir süre birimiydi.)
1. iki uç arasında fazla uzunluk bırakmaksızın: Saçlannı kısa kestirmek.
2. Kısa bir zaman süresince: Çok kısa konuştu.
3. Bir şeyi kısa geçmek, onu, ayrıntılarına girmeden anlatmak. || Kısa kesmek, kestirmeden anlatarak sözü uzatmamak. || Kısa tutmak, bir şeyi gerektiği ölçüde uzun yapmamak: Boyunu kısa tutmuş, uzatman gerekecek; bir konu ya da sorunu ayrıntılı biçimde vermekten kaçınmak: Konuşmanı olabildiğince kısa tut.
—ANSİKL. Bağc. Hastalık yaprağın tümüne yayılabilir ve yaprak parlak sarı bir renk alır Aynı zamanda yapraklarda şekil bozuklukları görülür.
Birçok virüs, değişik yoğunlukta olmak üzere aynı belirtilere neden olabilir Kısa boğuma yakalanan omcalar az ya da çok hızla yozlaşır, bu nedenle bu hastalığa enfeksiyonla yozlaşma hastalığı da denir Virüsler aşı kalemi ile geçtiği için aşı kalemi ve anaçların sağlıklı seçilmeleri gerekir.
—Kur. tar Yemek zamanı gelince, üzeri kıymetli kumaşlarla kaplı bir iskemleye oturan padişahın önüne sofra konur, dizine örtü serilirdi. Daha sonra padişah görevlilerin taşıdıkları tepsilerde bulunan yemeklerden beğendiklerini kilercibaşıya gösterir, o da bunlan padişahın önüne koyardı. Padişahın su isteğini ibriktar karşılardı. Yemeklerde hekimbaşı hazır bulunurdu. Mahmut İT den başlayarak bu yemek düzeni bırakıldı, batı tarzı yemek düzeni benimsendi.
Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 7 Ağustos 2019 16:05
X-Sözlük Konusu: ne demek anlamı tanımı.